9 Temmuz'da Çin'in Fujian eyaletindeki Jinjiang kentinde bir ayakkabı fabrikasında çıkan yangın, en az 28 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. İlk belirlemelere göre yangın, üretim bandında kullanılan kimyasalların tutuşmasıyla başladı ve hızla yayıldı. Olay, Çin'in düşük maliyetli büyüme modelinin insani bedelini bir kez daha gündeme getirdi. Fabrika sahipleri mali baskılar nedeniyle güvenlik önlemlerinden kısarak maliyet düşürme yoluna gidiyor; bu da ölümcül kazalara davetiye çıkarıyor.
Reform baskıları ve direnç
Çin hükümeti yıllardır iş güvenliği standartlarını yükseltmek için düzenlemeler yapıyor ancak yerel yönetimler ve işletmeler bu kuralları uygulamakta isteksiz. Bunun temel nedeni, Çin ekonomisinin büyük ölçüde ihracata dayalı düşük fiyat avantajına güvenmesi. Sıkı güvenlik önlemleri üretim maliyetlerini artıracağı için fabrikalar, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, rekabet güçlerini kaybetme korkusuyla kuralları görmezden geliyor.
Jinjiang'daki yangın, bu sistemik sorunun sadece bir örneği. 2022'de Hunan eyaletinde bir tekstil fabrikasında çıkan yangında 12 işçi ölmüştü. 2020'de ise Zhejiang'daki bir kimyasal tesisteki patlamada 19 kişi hayatını kaybetmişti. Her olayın ardından soruşturma başlatılıyor ve bazı yetkililer görevden alınıyor ama köklü bir değişim sağlanamıyor.
Uzmanlara göre sorun, Çin'in kalkınma modelinin temelinde yatıyor. Ülke, ucuz işgücü ve esnek üretim sayesinde dünya fabrikası haline geldi. Ancak artan ücretler ve Çin'in yaşlanan nüfusu, bu modeli sürdürülemez kılıyor. Devlet, inovasyon ve katma değerli üretime geçişi teşvik etse de, kısa vadeli kâr baskısı altındaki işletmeler eski alışkanlıklarını bırakmak istemiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu durum sadece Çin'i değil, tedarik zincirlerinin bir parçası olan tüm dünyayı etkiliyor. Çin'den üretim yapan küresel markalar, artan iş güvenliği skandalları nedeniyle itibar riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, Çin'in emsalleri olan Bangladeş, Vietnam ve Kamboçya gibi ülkeler de benzer sorunlarla boğuşuyor. Bangladeş'te 2013'te Rana Plaza yıkımında 1 binden fazla işçi ölmüş, bu felaket Batılı markaları tedarik zincirlerini daha sıkı denetlemeye zorlamıştı. Çin'deki yangın da benzer bir dönüm noktası olabilir ancak reformun hızı, ekonomik dönüşümün aciliyetine bağlı.
Çin, düşük maliyetli üretimden orta-yüksek teknolojili üretime geçiş yaparken, eski modelin kalıntıları hâlâ can yakıyor. Devletin bu geçişi yönetme biçimi, sadece Çin'in değil, gelişmekte olan pek çok ülkenin sanayi politikalarına örnek teşkil ediyor. Eğer Çin başarılı olursa, diğer ülkeler de benzer bir dönüşümü deneyebilir; ancak başarısızlık, daha fazla can kaybına ve küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki iş güvenliği sorunları, benzer bir sanayi yapısına sahip Türkiye için de uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de özellikle tekstil ve inşaat sektörlerinde iş kazaları sık yaşanıyor. Çin'deki bu yangın, maliyet baskısı altındaki işletmelerin güvenlikten ödün vermesinin küresel bir sorun olduğunu gösteriyor. Türkiye, tedarik zincirinde Çin'den alternatif bir üretim üssü olma potansiyelini değerlendirirken, iş güvenliği standartlarını yükselterek rekabet avantajı yakalayabilir. Aksi halde, düşük maliyet uğruna can güvenliğini riske atan bir model, uzun vadede sürdürülemez ve itibar kaybına yol açar.