Hindistan devlet tahvilleri, ABD Hazine tahvillerine kıyasla sağladığı getiri priminin 22 yılın en düşük seviyesine gerilemesiyle küresel piyasaların odağına yerleşti. Hindistan Merkez Bankası'nın (RBI) faiz oranlarını uzun süre sabit tutma ihtimalinin zayıflaması, tahvil piyasasında dalgalanmaya yol açtı. Ağustos ayı enflasyon verileri, RBI'nin politika duruşunu değiştirebileceği sinyalini veriyor.
Getiri Primindeki Daralmanın Nedenleri
Hindistan 10 yıllık devlet tahvili getirisi ile ABD 10 yıllık Hazine tahvili getirisi arasındaki fark, son dönemde yaklaşık 250 baz puana kadar geriledi. Bu, 2003 yılından bu yana en düşük seviye olarak kaydedildi. Söz konusu daralmanın arkasında birkaç temel faktör bulunuyor. Öncelikle, Hindistan'ın enflasyon oranı son aylarda beklenenden hızlı bir düşüş gösterdi. Ağustos ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 5,3'e gerileyerek RBI'nin yüzde 4'lük hedef aralığına yaklaştı. Bu durum, RBI'nin faiz indirimine gidebileceği beklentisini güçlendirdi ve tahvil getirilerini aşağı çekti.
Öte yandan, ABD Hazine tahvili getirileri, Federal Reserve'ün (Fed) faiz indirim döngüsüne başlayacağı beklentisiyle son haftalarda yükseldi. Fed'in eylül toplantısında faiz indirmesi bekleniyor; ancak bu indirimin kademeli olacağı ve enflasyon risklerinin sürdüğü ifade ediliyor. ABD'de açıklanan son istihdam ve enflasyon verileri, ekonomik aktivitenin dirençli olduğunu gösterirken, Hazine getirileri de buna paralel olarak arttı. Böylece iki ülke tahvil getirileri arasındaki makas daraldı.
Ayrıca, Hindistan'ın cari açığının iyileşmesi ve döviz rezervlerinin rekor seviyeye ulaşması, ülke risk primini düşürdü. Uluslararası yatırımcıların Hindistan tahvillerine olan talebi arttı. Bu talep artışı da getirilerin aşağı yönlü baskılanmasına katkı sağladı.
Enflasyon Verileri ve RBI'nin Politika Alanı
Hindistan İstatistik ve Program Uygulama Bakanlığı tarafından açıklanan Ağustos ayı enflasyon verileri, gıda fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle manşet enflasyonun yüzde 5,3'e gerilediğini gösterdi. Bu, son beş ayın en düşük seviyesi. Çekirdek enflasyon ise yüzde 4,5 civarında seyrediyor. RBI Başkanı Shaktikanta Das, son para politikası toplantısında enflasyonun hedefe yaklaşmasına rağmen temkinli olunması gerektiğini vurgulamıştı. Ancak piyasa analistleri, bu verilerin RBI'nin faiz indirimini öne çekebileceğini belirtiyor.
RBI'nin bir sonraki para politikası toplantısı ekim ayında yapılacak. Analistler, faiz oranlarının bu toplantıda sabit tutulacağını, ancak aralık ayında 25 baz puanlık bir indirim gelebileceğini öngörüyor. Bu beklenti, tahvil piyasasında alım iştahını artırıyor. Yabancı yatırımcılar da Hindistan tahvillerine ilgi gösteriyor; son verilere göre yabancı portföy yatırımları tahvil piyasasına net giriş yapmaya devam ediyor.
Hindistan hükümeti ise borçlanma maliyetlerindeki düşüşten memnun. Maliye Bakanlığı yetkilileri, faiz giderlerindeki azalmanın bütçe açığını kontrol altında tutmaya yardımcı olacağını belirtiyor. Ancak getiri primindeki daralma, ileride küresel risk iştahındaki bir bozulmada Hindistan tahvillerinin daha kırılgan hale gelebileceği endişesini de beraberinde getiriyor.
Küresel Piyasalar ve Gelişmekte Olan Ülke Tahvilleri
Hindistan'ın durumu, gelişmekte olan ülke (GOÜ) tahvilleri açısından da yakından izleniyor. Fed'in faiz indirim döngüsü, genellikle GOÜ tahvillerine sermaye akışını artırır. Ancak bu kez, ABD getirilerinin yüksek seyretmesi, bazı yatırımcıların GOÜ tahvillerinden çıkış yapmasına neden olabilir. Hindistan, görece istikrarlı makroekonomik görünümü ve yüksek büyüme oranıyla ayrışıyor. Ülke ekonomisi 2024 mali yılında yüzde 8,2 büyüdü. Bu, Hindistan'ı diğer GOÜ'lerden pozitif ayrıştırıyor.
Uzmanlar, Hindistan tahvil getirilerinin kısa vadede düşük seyretmeye devam edebileceğini, ancak ABD'de enflasyonun yeniden yükselmesi veya Fed'in faiz indirimlerini geciktirmesi durumunda primin tekrar açılabileceğini belirtiyor. Ayrıca, Hindistan'ın tahvil piyasasına yabancı katılımının artması, piyasanın derinliğini artırsa da dış şoklara karşı duyarlılığı da beraberinde getiriyor.
Gelişmekte olan ülke tahvil fonları, son haftalarda Hindistan'a yönelik pozisyonlarını artırdı. Ancak Çin ekonomisindeki yavaşlama ve jeopolitik gerilimler, GOÜ tahvillerine olan genel talebi sınırlayabilir. Hindistan'ın bu ortamda getiri primi avantajını kaybetmesi, yabancı yatırımcıların ilgisini azaltabilir. Yine de ülkenin güçlü döviz rezervleri ve istikrarlı para politikası, bu riski dengeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan tahvillerindeki bu gelişme, Türkiye için dolaylı da olsa önemli mesajlar içeriyor. Türkiye de benzer şekilde yüksek enflasyon ve faiz oranlarıyla mücadele eden bir gelişmekte olan ülke. Hindistan'ın enflasyonda kaydettiği düşüş ve tahvil getirilerindeki gerileme, Türkiye'nin de para politikasında normalleşme adımlarını hızlandırabileceğini gösteriyor. Ancak Türkiye'nin jeopolitik riskleri ve cari açığı, Hindistan'a kıyasla daha yüksek risk primi anlamına geliyor. Yabancı yatırımcıların GOÜ tahvillerine yönelimi, Türkiye'nin borçlanma maliyetlerini de etkiliyor. Hindistan'ın prim avantajını yitirmesi, Türkiye gibi ülkelere sermaye akışını kısmen olumlu etkileyebilir; zira yatırımcılar daha yüksek getiri arayışıyla Türkiye'ye yönelebilir. Yine de Türkiye'nin makroekonomik istikrarı sağlaması ve enflasyonu kalıcı olarak düşürmesi, bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmenin ön koşulu.