Hindistan'da 2 milyondan fazla öğrencinin katıldığı tıp fakültesi giriş sınavının (NEET-UG) iptal edilmesi, ülkede gençler arasında büyüyen bir öfke dalgasına yol açtı. Sınavda usulsüzlük ve soru kaçağı iddiaları, Başbakan Narendra Modi liderliğindeki hükümete yönelik eleştirileri artırırken, yüz binlerce öğrenci sokaklara döküldü. Olay, Hindistan'ın eğitim sistemindeki derin yapısal sorunları ve genç işsizliğinin yarattığı toplumsal gerilimi bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Gelişmenin arka planı
NEET-UG, Hindistan'ın en prestijli tıp fakültelerine girişte kullanılan ulusal düzeydeki tek sınav. Bu yıl 2,4 milyon adayın başvurduğu sınav, 5 Mayıs'ta 570 şehirdeki 4.750 sınav merkezinde yapıldı. Ancak sınavdan kısa süre sonra sosyal medyada soruların sızdırıldığı ve bazı adayların cevaplara önceden eriştiği iddiaları ortaya atıldı. Hindistan Merkezi Soruşturma Bürosu (CBI) yürüttüğü soruşturmada, sınav kağıtlarının bir kısmının Bihar eyaletinde bir okuldan çalındığını ve organize bir şekilde dağıtıldığını tespit etti. Bunun üzerine Hindistan Yüksek Mahkemesi, sınavın iptaline karar verirken, yeniden sınav yapılması için hükümete iki hafta süre tanıdı.
Sınavın iptali, özellikle düşük gelirli ailelerden gelen ve sınav için aylarca hazırlık yapan öğrenciler arasında büyük hayal kırıklığı yarattı. Birçok öğrenci, yıllarca süren emeklerinin boşa gittiğini ve yeniden sınava girmenin maddi ve manevi yükünü kaldıramayacaklarını dile getiriyor. Öte yandan, sınav sistemindeki yolsuzluk iddiaları, Modi hükümetinin eğitim politikalarına yönelik güveni de sarstı. Muhalefet partileri, sınav skandalında hükümetin ihmali olduğunu iddia ederek Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan'ın istifasını istedi.
Bölgesel veya küresel boyut
Hindistan, dünyanın en genç nüfuslarından birine sahip: Nüfusun yüzde 65'i 35 yaşın altında. Ancak bu genç nüfus, yüksek işsizlik ve nitelikli eğitime erişimdeki eşitsizlikler nedeniyle büyük bir baskı altında. Dünya Bankası verilerine göre, Hindistan'da 15-29 yaş arası genç işsizlik oranı yüzde 23'ü aşmış durumda. Tıp fakültelerine girişteki yoğun rekabet, gençler üzerinde psikolojik bir baskı oluştururken, sınav skandalı bu baskının daha da artmasına neden oldu. Uzmanlar, olayın Hindistan'da gençler arasında hükümete karşı artan bir öfke ve güvensizlik yaratabileceğini belirtiyor. Ayrıca, sınav sistemindeki yolsuzlukların ülkenin insan kaynağı kalitesini düşürerek uzun vadede ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceği de ifade ediliyor.
Bu skandal, aynı zamanda Hindistan'da yükseköğretim sisteminin reform ihtiyacını da gözler önüne serdi. Uzmanlar, tek bir merkezi sınavın yerine daha esnek ve çoklu değerlendirme yöntemlerinin benimsenmesi gerektiğini savunuyor. Sınavın yeniden yapılması ve soruşturmanın sonuçlanması beklenirken, gençlerin protestoları devam ediyor. Modi hükümeti, kısa vadede öfkeyi dindirmek için sosyal yardım programlarını artırabilir, ancak yapısal reformlar yapılmadığı takdirde bu tür olayların tekrarlanması kaçınılmaz görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki sınav skandalı, Türkiye'de de benzer sorunlar yaşandığı için dikkatle izlenmeli. Türkiye'de YKS ve ALES gibi merkezi sınavlarda zaman zaman gündeme gelen usulsüzlük iddiaları, eğitim sistemine duyulan güveni sarsıyor. Hindistan örneği, sınav güvenliği ve şeffaflığının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, genç işsizliğinin yüksek olduğu Türkiye'de, eğitim-istihdam bağlantısının güçlendirilmesi gerekiyor. Hindistan'daki genç öfkesinin benzer bir dinamiği Türkiye için de risk oluşturabilir. Bu nedenle, eğitim politikalarının kapsayıcı ve adil olması, gençlerin sisteme olan güvenini artıracaktır.