Hindistan'ın Rusya-Ukrayna savaşında üstlenebileceği olası arabuluculuk rolü, Yeni Delhi'nin küresel sahnedeki siyasi ağırlığını artırma ihtiyacından ziyade kendi ekonomik çıkarları tarafından şekilleniyor. Bu durum, Hindistan'ın dış politikasında pragmatizmin ne denli belirleyici olduğunu gözler önüne seriyor. Batılı ülkelerin Ukrayna'ya destek çağrılarına mesafeli yaklaşan Hindistan, Rusya ile tarihsel ve stratejik bağlarını korurken, aynı zamanda Batı ile ilişkilerini de dengede tutmaya çalışıyor.
Arabuluculuk Arayışının Arka Planı
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, savaşın başlangıcından bu yana hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hem de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile görüşmeler gerçekleştirdi. Eylül 2022'de Semerkant'ta düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesinde Putin'e "Bugünün çağı savaş çağı değildir" mesajını ileten Modi, Ağustos 2023'te de Kiev'i ziyaret ederek Zelenski ile bir araya geldi. Ancak bu diplomatik çabalar, Hindistan'ın tarafsız kalmayı tercih ettiği ve somut bir barış planı sunmadığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Yeni Delhi'nin pozisyonu, büyük ölçüde ekonomik ve stratejik hesaplamalara dayanıyor. Rusya, Hindistan'ın en büyük silah tedarikçisi konumunda. Hindistan ordusunun envanterinin önemli bir kısmı Rus yapımı sistemlerden oluşuyor. Ayrıca, Batı'nın yaptırımlarına rağmen Hindistan, Rusya'dan indirimli fiyatlarla ham petrol ithal etmeyi sürdürdü. 2022-2023 mali yılında Rusya'dan yapılan petrol ithalatı rekor seviyeye ulaşarak Hindistan'ın toplam petrol ithalatının yaklaşık %20'sini oluşturdu. Bu, Hindistan'ın enerji güvenliği ve enflasyonla mücadelesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan Hindistan, Batı ile de ilişkilerini güçlendirme çabasında. ABD, Japonya ve Avustralya ile birlikte Quad grubunda yer alan Hindistan, Hint-Pasifik bölgesinde Çin'e karşı denge unsuru olarak görülüyor. Batılı ülkeler, Hindistan'ın Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmasını ve Ukrayna konusunda daha net bir tavır almasını istiyor. Ancak Hindistan, stratejik özerkliğini korumakta kararlı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'ın arabuluculuk potansiyeli, küresel gıda ve enerji güvenliği açısından da önem taşıyor. Savaş, tahıl koridoru anlaşmasının askıya alınmasıyla küresel gıda fiyatlarını yükseltti ve özellikle Afrika ile Asya'daki gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkiledi. Hindistan, G20 dönem başkanlığı sırasında bu konuyu gündeme taşıdı ve Eylül 2023'teki G20 Yeni Delhi Zirvesi'nde Rusya'nın da onayladığı bir bildiriyle tahıl ihracatının güvence altına alınması çağrısı yapıldı. Bu, Hindistan'ın küresel yönetişimde artan rolünü gösteriyor.
Ancak Hindistan'ın arabuluculuk çabalarının sınırları da var. Rusya ve Ukrayna arasındaki derin güvensizlik ve Batı'nın Ukrayna'ya verdiği askeri destek, Hindistan'ın manevra alanını daraltıyor. Ayrıca, Çin'in de barış girişimlerinde bulunması, Hindistan'ın arabuluculuk rolünü gölgeleyebilir. Çin, Şubat 2023'te 12 maddelik bir barış planı açıklamış ancak Batı tarafından ciddiye alınmamıştı. Hindistan ise daha çok insani yardım ve diyalog çağrılarıyla öne çıkıyor.
Hindistan'ın "savunuculuğun ötesinde" bir rol üstlenmesi, yani sadece çağrı yapmakla kalmayıp somut adımlar atması, ekonomik çıkarlarıyla doğrudan bağlantılı. Rusya ile ticaretini sürdürmek isteyen Hindistan, Batı'nın yaptırımlarına hedef olmamak için dikkatli bir denge gözetiyor. Aynı zamanda, küresel bir güç olma hedefi doğrultusunda, uluslararası krizlerde çözüm üreten bir aktör olarak görünmek istiyor. Bu nedenle, olası bir arabuluculuk girişimi, Hindistan'ın hem ekonomik hem de jeopolitik çıkarlarını koruma amacı taşıyacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın Rusya-Ukrayna savaşındaki rolü, Türkiye'nin benzer şekilde yürüttüğü denge diplomasisiyle paralellik gösteriyor. Türkiye, hem Rusya hem Ukrayna ile ilişkilerini sürdürerek tahıl koridoru anlaşması gibi somut başarılara imza attı. Hindistan'ın ekonomik çıkarlar odaklı yaklaşımı, Türkiye'nin de enerji ve ticaret bağlamında Rusya ile ilişkilerini koparmadan Batı ile uyumlu hareket etme stratejisine benziyor. Ancak Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ittifakı içinde yer alırken, Hindistan bağlantısızlar geleneğini sürdürüyor. Hindistan'ın arabuluculuk çabaları, Türkiye'nin bölgesel barış girişimlerine alternatif oluşturmaktan çok, küresel ölçekte çok kutupluluğu pekiştiriyor. Bu durum, Türkiye'nin de önemli bir aktör olarak öne çıkmasına alan açabilir.