Hindistan, her yıl milyonlarca üniversite mezunu veriyor, ancak gençler arasında işsizlik oranı rekor seviyelere ulaşmış durumda. Son haftalarda ülke genelinde sınav usulsüzlüklerini protesto eden gençlerin sokaklara dökülmesi, bu kitlesel işsizlik sorununu daha da görünür kıldı. Gösteriler, yalnızca sınavlardaki adaletsizliklere değil, aynı zamanda milyonlarca eğitimli gencin iş bulamamasına duyulan derin öfkeye de işaret ediyor.
Hindistan'da İşsizliğin Boyutları ve Nedenleri
Hindistan'da genç işsizliği, ülkenin en büyük yapısal sorunlarından biri haline gelmiş durumda. Centre for Monitoring Indian Economy (CMIE) verilerine göre, 15-29 yaş arasındaki eğitimli gençlerde işsizlik oranı %40'ların üzerine çıkmış durumda. Her yıl üniversitelerden mezun olan yaklaşık 5 milyon gencin çoğu, niteliklerine uygun iş bulamıyor. Hükümetin son yıllarda uyguladığı ekonomik politikalar ve pandemiden çıkış stratejileri, bu sorunu kalıcı olarak çözmeyi başaramadı.
Gençlerin işsizlik sorunu, ülkenin hızlı nüfus artışı ve ekonomik dönüşüm süreciyle birleşince daha da karmaşık bir hal alıyor. Hindistan'ın tarım odaklı ekonomiden hizmet ve teknoloji odaklı ekonomiye geçişi, işgücü piyasasında ciddi bir uyumsuzluk yaratıyor. Eğitim sisteminin müfredatı, hızla değişen özel sektör ihtiyaçlarına cevap vermekte yetersiz kalırken, kamu sektörü de sınırlı istihdam olanakları sunabiliyor. Bu durum, milyonlarca gencin nitelikli iş bulma umudunu her geçen gün daha da azaltıyor.
Sınav Usulsüzlükleri: Bardaktan Boşanan Su
Hindistan'ın çeşitli eyaletlerinde yakın zamanda yapılan polis alımı ve öğretmen atama sınavlarında ortaya çıkan usulsüzlükler, gençlerin sınav sistemine olan güvenini derinden sarsmış durumda. Bihar eyaletinde sınav sorularının sızdırılması, Rajasthan'da yüzlerce adayın şüpheli şekilde yüksek puan alması ve Uttar Pradesh'te evrak kontrollerinde yapılan hatalar, adaletsizliğin somut örnekleri olarak öne çıkıyor. Bu usulsüzlükler, milyonlarca gencin yıllarca emek vererek hazırlandığı sınavlarda hak etmedikleri için başarısız sayılmalarına yol açıyor.
Protestolar kısa sürede ülke geneline yayılmış durumda. Patna, Jaipur, Lucknow gibi birçok kentte binlerce genç, sınavların yeniden yapılması ve şeffaf bir süreç işletilmesi talebiyle meydanlarda toplanıyor. Göstericiler, daha önce Nepal'de öğrenci protestolarında uygulanan ‘Kampüs Demokrasisi' modeline benzer talepler dile getiriyor. Ancak hükümetin bu konudaki tavrı henüz net değil. Başbakan Narendra Modi yönetimi, yalnızca suçluların cezalandırılması gerektiğini vurgularken, daha geniş çaplı bir istihdam politikası tartışması açmaktan kaçınıyor.
Ekonomik Büyüme Paradoksu: İstatistikler mi Gerçek mi?
Hindistan, dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomilerinden biri olmaya devam ediyor. Aylık olarak açıklanan büyüme verileri, ülkenin tarım dışı sektörlerde kayda değer bir performans sergilediğini gösteriyor. Ancak bu makroekonomik iyileşme, sokaktaki gençlerin hissettiği işsizlik baskısını genellikle yansıtmıyor.
Uzmanlara göre Hindistan ekonomisi, teknoloji ve finans hizmetlerinde yoğunlaşan bir yapıya sahip. Ancak bu sektörlerin üniversite mezunlarının tamamını istihdam edebilme kapasitesi sınırlı. Emek yoğun imalat sanayisinde ise otomasyon ve küresel rekabet gibi nedenlerle istihdam artışı oldukça yavaş ilerliyor. Ekonomistler, eğitimli gençlere yönelik beceri kazandırma programlarının ve istihdam teşviklerinin artırılması gerektiğini vurguluyor, ancak hükümetin uyguladığı politikaların bu sorunun çözümünde yetersiz kaldığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, genç nüfus oranı ve genel işsizlik rakamları açısından Hindistan ile kıyaslanabilir zorluklara sahip olmasa da, nitelikli genç işgücünün istihdam edilememesi sorunuyla benzer bir mücadele veriyor. Hindistan'da yaşanan sınav usulsüzlüklerine dayalı toplumsal tepkiler, Türkiye'de geçmişte yaşanan bazı kamu kurumları sınavlarındaki şaibe tartışmalarını akla getiriyor. Bu durum, her iki ülkede de adil istihdam süreçlerinin toplumsal barış açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Türk dış politikası açısından bakıldığında, Hindistan'daki bu gençlik hareketleri, gelecekte ülkenin iç politikasında önemli değişimlere yol açabilir. Bu da yeni Delhi hükümetinin bölgesel ve küresel meselelere olan yaklaşımını etkileme potansiyeli taşıyor; Türkiye gibi bölgesel bir güç olarak bu dinamikleri yakından izlemek faydalı olacaktır.