Hindistan'ın en büyük iş heyeti, 200 yöneticiyle geçen ayın sonunda Japonya'ya ulaştı. Heyetin başında Ticaret Bakanı Piyush Goyal vardı. 24-27 Ağustos tarihleri arasındaki dört günlük ziyaret, önümüzdeki yıl iki ülkenin diplomatik ilişkilerinin 75. yıl dönümüne zemin hazırlamakla kalmadı, aynı zamanda Hindistan'ın Japonya'dan yatırım, makine ve üretim know-how talebini de somutlaştırdı. Japonya ise yaşlanan nüfusu ve azalan genç işgücü için Hindistan'ın dinamik genç nüfusunu bir çözüm olarak görüyor.
Gelişmenin arka planı: İki ülkenin karşılıklı ihtiyaçları
Hindistan, 1,4 milyarı aşan nüfusuyla dünyanın en büyük genç işgücüne sahip. Ancak ülke, imalat sektörünü büyütmek ve istihdam yaratmak için yabancı yatırıma ve teknoloji transferine ihtiyaç duyuyor. Japonya ise nüfusunun hızla yaşlanması ve doğum oranlarının düşmesiyle işgücü açığıyla boğuşuyor. Bu karşılıklı ihtiyaçlar, iki ülkeyi ekonomik ortaklıkta bir araya getiriyor.
Hindistan'ın Japonya'ya gönderdiği heyet, sadece yatırım çekmeyi değil, aynı zamanda Japon şirketlerinin Hindistan'da üretim tesisleri kurmasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Goyal, ziyaret sırasında Japon iş dünyasına Hindistan'ın sunduğu fırsatları anlattı. Ülkenin "Make in India" (Hindistan'da Üret) girişimi kapsamında yabancı yatırımcılara sağlanan vergi indirimleri ve altyapı desteklerinden bahsetti.
Japonya tarafında ise hükümet, "teknik stajyer" programı aracılığıyla Hindistan'dan genç işçileri kabul ediyor. Ancak bu program son yıllarda eleştirilere maruz kaldı; çalışma koşullarının ağırlığı ve ücretlerin düşüklüğü nedeniyle bazı stajyerler mağduriyet yaşadı. Yine de Japonya, bakım, inşaat ve imalat gibi sektörlerde Hindistanlı işçilere kapılarını açmaya devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Asya'da yeni bir işbirliği modeli
Hindistan ve Japonya arasındaki bu işbirliği, Asya-Pasifik bölgesinde ekonomik entegrasyonun yeni bir örneğini oluşturuyor. Çin'in bölgedeki ekonomik ağırlığına karşı, iki demokratik ülke arasında stratejik bir ortaklık gelişiyor. Japonya, Çin'e olan bağımlılığını azaltmak için üretim üslerini çeşitlendirmek istiyor; Hindistan ise bu süreçte alternatif bir üretim merkezi olarak öne çıkıyor.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2022'de 20 milyar doları aşmış durumda. Ancak bu rakam, potansiyelin çok altında. Hindistan'ın Japonya'ya ihracatı ağırlıklı olarak tekstil, kimyasal ve tarım ürünlerinden oluşurken; Japonya'dan ithalat makine, elektronik ve otomobil parçalarını kapsıyor. Anlaşmalar kapsamında Hindistan, Japon şirketlerine özel ekonomik bölgelerde arazi tahsisi ve bürokratik kolaylık sağlıyor.
Ayrıca, savunma ve güvenlik alanında da işbirliği artıyor. Japonya, Hindistan'la ortak askeri tatbikatlar düzenliyor ve savunma teknolojisi transferi konusunda adımlar atıyor. Bu durum, Hint-Pasifik bölgesinde Çin'in yükselişine karşı bir denge unsuru olarak görülüyor.
Ancak işbirliğinin önünde engeller de yok değil. Hindistan'ın bürokratik yapısı ve altyapı eksiklikleri, Japon yatırımcılar için caydırıcı olabiliyor. Japonya'da ise yabancı işçilere yönelik kültürel uyum sorunları ve dil bariyeri, Hindistanlı gençlerin entegrasyonunu zorlaştırıyor. Yine de her iki ülke, karşılıklı bağımlılığı artırarak bu sorunları aşmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan ve Japonya arasındaki işgücü ve uzmanlık değişimi, Türkiye için dolaylı da olsa önemli mesajlar içeriyor. Türkiye de genç nüfusuyla benzer bir potansiyele sahip; ancak Japonya gibi yaşlanan ekonomilerle işbirliği yaparak kendi işgücünü ihraç edebilir ve teknoloji transferi sağlayabilir. Özellikle savunma sanayii ve imalat sektöründe Japonya ile geliştirilecek ortaklıklar, Türkiye'nin Asya açılımına katkı sunabilir. Ayrıca, Hint-Pasifik'te artan işbirliği, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarında yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak Türkiye'nin öncelikli olarak kendi iç ekonomik istikrarını güçlendirmesi ve yabancı yatırım ortamını iyileştirmesi gerekiyor.