Hindistan, Pakistan ile İndus Suları Anlaşması'nın (ISA) yeniden canlandırılmasına yönelik Lahey'deki Daimi Hakemlik Mahkemesi'nin (PCA) kararını reddettiğini açıkladı. Yeni Delhi yönetimi, mahkemenin egemen bir devletin su kaynakları üzerindeki tercihlerine ilişkin yetkisinin bulunmadığını savundu. Bu gelişme, iki nükleer güç arasında su paylaşımı konusundaki anlaşmazlığı yeniden alevlendirirken, bölgedeki su güvenliği endişelerini de gündeme getiriyor.
Hindistan'ın Reddi ve Gerekçeleri
Hindistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Daimi Hakemlik Mahkemesi'nin 2023 yılında verdiği kararın, anlaşmanın 'önemli bir ihlali' olduğu ve bu durumun Hindistan'ın egemenlik haklarına müdahale anlamına geldiği belirtildi. Açıklamada, 'Hindistan, ISA'nın mekanizmalarını kullanmayı her zaman tercih etmiştir; ancak bu tür kararlar, anlaşmanın ruhuna ve uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırıdır' ifadelerine yer verildi.
1960 yılında Dünya Bankası'nın arabuluculuğuyla imzalanan İndus Suları Anlaşması, İndus Nehri ve kollarının sularının paylaşımını düzenler. Anlaşmaya göre, doğudaki üç nehir (Ravi, Sutlej ve Beas) Hindistan'a, batıdaki üç nehir (İndus, Jhelum ve Chenab) ise Pakistan'a tahsis edilmiştir. Ancak son yıllarda Hindistan'ın bu nehirler üzerinde barajlar inşa etmesi, Pakistan'ın su kaynaklarını tehdit ettiği gerekçesiyle iki ülke arasında gerilime yol açmıştı.
Anlaşmazlığın Arka Planı ve Tarafların Pozisyonu
Pakistan, Hindistan'ın Kishenganga ve Ratle hidroelektrik projelerinin anlaşmaya aykırı olduğunu iddia ederek konuyu uluslararası tahkime taşımıştı. Lahey'deki Daimi Hakemlik Mahkemesi, 2023'te verdiği kararda, projelerin anlaşmaya uygun olduğunu ancak Hindistan'ın inşaat sırasında su akışını minimumda tutma zorunluluğunu ihlal ettiğini belirtmişti. İslamabad yönetimi kararı memnuniyetle karşılarken, Yeni Delhi kararı tanımadığını açıkladı.
Hindistan Dışişleri Bakanı S. Jaishankar, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, 'İndus Suları Anlaşması'nın yeniden müzakere edilmesi gerektiğini' savunmuş, Pakistan'ın anlaşmayı kötüye kullandığını öne sürmüştü. Uzmanlar, Hindistan'ın bu tutumunun, bölgedeki su kaynakları üzerindeki kontrolünü artırma ve Pakistan'a baskı yapma amacı taşıdığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İndus Suları Anlaşması, iki ülke arasındaki en uzun ömürlü ve başarılı anlaşmalardan biri olarak kabul ediliyor. Su paylaşımının askıya alınması veya yeniden müzakere edilmesi, Güney Asya'da su kıtlığı riskini artırabilir. Keşmir bölgesindeki siyasi gerilimlerle birleşen bu durum, bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Uluslararası toplum, anlaşmazlığın diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulunurken, Dünya Bankası anlaşmanın garantörlüğü rolünü sürdürüyor. Ancak Hindistan'ın mahkeme kararlarını tanımaması, anlaşmanın geleceğini belirsizleştiriyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle su kaynaklarının azaldığı bir dönemde, bu tür anlaşmazlıkların daha da derinleşebileceği uyarısında bulunuyor.<\/p>
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan-Pakistan arasındaki İndus Suları Anlaşması'nın geleceği, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel istikrar açısından yakından izlenmelidir. Güney Asya'da su kaynakları üzerindeki anlaşmazlıklar, kitlesel göçlere ve bölgesel çatışmalara yol açma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye, sınır aşan sular konusunda benzer hassasiyetlere sahip bir ülke olarak, uluslararası su hukukunun normlarının korunmasından ve anlaşmazlıkların barışçıl çözümünden yanadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin su diplomasisindeki deneyimi, bölgesel iş birlikleri için örnek teşkil edebilir ve bu tür anlaşmazlıkların çözümünde yapıcı bir rol oynaması muhtemeldir. Ancak Türkiye'nin doğrudan müdahil olması beklenmemektedir.