ABD'nin Afganistan'dan askeri olarak çekilmesinin üzerinden beş yıl geçti. Taliban'ın Kabil'i yeniden ele geçirmesiyle sonuçlanan bu süreç, hem Afganistan'da hem de Washington'da derin izler bıraktı. The War Room bülteninde kıdemli editör Steve Coll, bu dönüm noktasının Kabil ve Washington'daki yansımalarını analiz ediyor. Beş yıl, savaşın sonuçlarına dair ilk büyük muhasebenin yapılabileceği bir zaman dilimi olarak öne çıkıyor. Afganistan'da insani kriz derinleşirken, ABD'de ise askeri müdahale politikalarına dair tartışmalar yeniden alevleniyor.
Kabil'deki Durum: İnsani Kriz ve Taliban Yönetimi
ABD'nin çekilmesinin ardından Taliban'ın yönetimi ele geçirmesi, Afganistan'da uluslararası toplumun büyük ölçüde izole ettiği bir rejim ortaya çıkardı. Ülkede insani yardıma muhtaç insan sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Ekonomik çöküş, kadın haklarındaki kısıtlamalar ve artan yoksulluk, Kabil'deki günlük yaşamın temel gerçekleri haline geldi. Eski hükümet yetkilileri ve sivil toplum temsilcileri, ülkenin geleceğine dair umutsuzluklarını dile getiriyor. Taliban yönetiminin uluslararası meşruiyet arayışı ise henüz somut bir sonuç vermedi. Ülke, terör örgütlerinin yeniden barınma riskiyle de karşı karşıya. Özellikle IŞİD-Horasan kolu, Taliban'ın güvenlik iddialarını zayıflatacak saldırılar düzenlemeye devam ediyor. Bu durum hem bölgesel güvenliği tehdit ediyor hem de Afganistan'ın istikrara kavuşmasını engelliyor.
Washington'daki Tartışmalar: Dış Politika Mirası
ABD'de ise Afganistan'dan çekilme kararı, Başkan Joe Biden yönetiminin dış politika mirasının en tartışmalı unsurlarından biri olmayı sürdürüyor. Cumhuriyetçiler, çekilmenin kaotik biçimini ve ardından yaşanan güvenlik zafiyetlerini seçim malzemesi yaparken, Demokratlar kararın doğruluğunu ancak uygulama hatalarını kabul ediyor. Think tank kuruluşlarında yapılan analizlerde, Afganistan deneyiminin ABD'nin gelecekteki askeri müdahalelerine karşı bir uyarı niteliği taşıdığı vurgulanıyor. Özellikle 'sonsuz savaşlar' kavramı, Amerikan kamuoyunda sorgulanmaya devam ediyor. Uzmanlar, bu çekilişin ABD'nin küresel güç algısını da etkilediğini belirtiyor. Müttefikler nezdinde güvenilirlik endişeleri yaşanırken, rakipler ise bu durumu kendi lehlerine yorumluyor. Steve Coll, makalesinde bu gelişmelerin sadece geçmişin muhasebesi olmadığını, aynı zamanda geleceğe dair önemli dersler içerdiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için hem güvenlik hem de insani boyutları olan bir konu. Türkiye, Afganistan'daki insani krizden etkilenen bölge ülkelerinden biri olarak göç akışları ve güvenlik riskleriyle karşı karşıya. Ayrıca Türkiye, Taliban yönetimiyle diplomatik ilişkilerini sürdüren ender ülkelerden. Bu ilişki, Kabil'deki Türk kurumlarının ve yardım faaliyetlerinin devamını sağlıyor. Afganistan'da kalıcı istikrar, bölgesel iş birliğine bağlı. Türkiye'nin bu süreçte oynayabileceği köprü rolü, hem ekonomik hem de diplomatik açıdan önem taşıyor. Öte yandan, ABD'nin bölgeden çekilmesiyle oluşan güç boşluğu, Türkiye'nin komşularındaki istikrarsızlığı artırma riski taşıyor. Bu nedenle Ankara'nın gelişmeleri yakından takip etmesi ve afganistan politikasını bu yeni gerçekliğe göre şekillendirmesi gerekiyor.