Hindistan, giderek zayıflayan savaş uçağı filosunu ayakta tutabilmek için emekliye ayrılmış jetlerden yedek parça tedarik etmeye yöneldi. Dünyanın en büyük savunma harcamacılarından biri olan Hindistan, yakın zamanda İngiltere’den daha önce hizmet dışı bırakılmış dokuz adet Jaguar saldırı uçağı satın aldı. Bu uçaklar doğrudan Hindistan Hava Kuvvetleri’nin (IAF) envanterine girmeyecek; bunun yerine halen kullanılmakta olan Jaguar filolarının bakım ve onarımında kullanılmak üzere yedek parça kaynağı olarak değerlendirilecek.
Artan envanter açığı ve Jaguar’ların rolü
Hindistan Hava Kuvvetleri, 42 filodan oluşması gereken savaş uçağı envanterinde ciddi bir darboğaz yaşıyor. Uzmanlara göre mevcut filo sayısı 31’e kadar gerilemiş durumda. Özellikle Sovyet yapımı MiG-21’lerin kademeli olarak emekliye ayrılması ve yeni alımların gecikmesi, bu açığı derinleştiriyor. Bu bağlamda, 1970’lerde tasarlanan ancak halen aktif olarak kullanılan Jaguar uçakları, IAF’nin kara saldırı kabiliyetinin belkemiğini oluşturuyor. Hindistan, 1979’dan bu yana toplam 150’den fazla Jaguar envanterine kattı. Ancak yaşlanan bu filonun bakımı giderek zorlaşıyor; özellikle İngiltere ve Fransa’nın kendi Jaguar filolarını emekliye ayırmasıyla yedek parça tedarik zinciri daralmış durumda.
New Delhi’nin bu hamlesi, aslında daha büyük bir sorunun yansıması: Yerli savaş uçağı programı Tejas’ın yavaş ilerlemesi ve Rusya’dan Sukhoi-30MKI ile Fransa’dan Rafale alımlarının yetersiz kalması. Hindistan, 2020’lerin başında acil ihtiyaç kapsamında 83 adet Tejas Mk-1A siparişi verse de, üretim hızı envanter açığını kapatmaya yetmiyor. Bu durum, havacılık tarihinin sıra dışı bir çözümü olarak 'emekli uçaklardan yedek parça tedariki'ni gündeme getirdi.
Bölgesel rekabet ve savunma harcamaları
Hindistan’ın bu hamlesi, bölgesel güç dengesi açısından da önem taşıyor. Komşu Pakistan, Çin yapımı JF-17 Thunder ve F-16 filolarını modernize ederken; Çin, J-20 ve J-10C gibi beşinci nesil savaş uçaklarını konuşlandırıyor. Hindistan ise henüz beşinci nesil bir savaş uçağına sahip değil. Rusya ile ortak geliştirilen SU-57 (FGFA) programından çekilen Hindistan, alternatif arayışlarını sürdürüyor. Bu ortamda, eldeki mevcut filoların idamesi stratejik bir zorunluluk haline geliyor.
Öte yandan, Hindistan savunma harcamalarının GSYİH içindeki payı son on yılda yüzde 1,5 civarında seyrediyor. Bu oran, Pakistan (yüzde 4) ve Çin (yüzde 1,7) ile karşılaştırıldığında düşük kalıyor. Uzmanlar, Hindistan’ın artan bütçesine rağmen, altyapı ve personel giderlerinin yatırımları engellediğini belirtiyor. Emekli uçaklardan parça tedariki, kısa vadede bir çözüm sunsa da, orta ve uzun vadede Hindistan’ın hava gücünü sürdürülebilir kılmak için daha radikal adımlar atması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan’ın emekli uçaklarla filo idamesi stratejisi, Türkiye için de benzer zorlukları akla getiriyor. Türk Hava Kuvvetleri, F-16 filosunun modernizasyonu ve F-35 programından çıkarılması sonrası alternatif arayışına girmişti. Her iki ülke de artan bölgesel tehditler karşısında hava gücünü korumak zorunda. Ancak Türkiye, yerli KAAN (Milli Muharip Uçak) projesiyle uzun vadede bağımsız bir çözüm hedefliyor. Hindistan’ın yaşadığı yedek parça krizinden çıkarılacak ders, savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azaltılmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, Hindistan’ın Rus ve Batı menşeli karma envanteri, Türkiye’nin de farklı kaynaklardan tedarik ettiği silah sistemlerinin bakım ve lojistiğinde benzer zorluklar yaşanabileceğini gösteriyor.