Hindistan Merkez Bankası (RBI), beklenildiği gibi politika faizini yüzde 6,50 seviyesinde sabit tutarken, zayıflayan Hindistan rupisini desteklemek için likidite ve döviz piyasasına yönelik yeni önlemler açıkladı. Para Politikası Kurulu (MPC) üyelerinin oy birliğiyle aldığı karar, art arda 11. kez faizin değiştirilmemesi anlamına geliyor. RBI Başkanı Shaktikanta Das, kararın ardından yaptığı açıklamada, küresel belirsizlikler ve jeopolitik gerilimlerin enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu, bu nedenle temkinli duruşun sürdürüldüğünü belirtti. Aynı zamanda, rupideki değer kaybını kontrol altına almak için döviz rezervlerinin kullanılacağı ve bankaların döviz pozisyonlarına yönelik düzenlemelerin sıkılaştırılacağı duyuruldu.
Gelişmenin arka planı
Hindistan ekonomisi son aylarda artan enflasyon ve cari açıkla mücadele ederken, rupi dolar karşısında tarihi düşük seviyelere geriledi. Yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 8 değer kaybeden rupi, yükselen enerji ithalat faturaları ve sermaye çıkışları nedeniyle baskı altında. RBI, döviz rezervlerini kullanarak rupiyi istikrara kavuşturmaya çalışsa da, küresel faiz artırımları ve güçlü dolar gelişmekte olan ülke para birimlerini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, RBI’nin faizi sabit tutarak hem büyümeyi desteklemeyi hem de enflasyonu kontrol altında tutmayı hedeflediğini belirtiyor. Ancak Hindistan’da enflasyon, RBI’nin yüzde 2-6 bandının üst sınırına yakın seyrediyor. Merkez bankası, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 4,5 olarak korurken, GSYH büyüme tahminini yüzde 7,2 olarak revize etti.
RBI’nin açıkladığı yeni önlemler arasında bankaların yabancı para mevduatlarına uygulanan zorunlu karşılık oranının artırılması, döviz swap işlemlerinin genişletilmesi ve ihracatçılara döviz gelirlerini belirli bir süre içinde yurda getirme zorunluluğu getirilmesi yer alıyor. Ayrıca, Hindistan Devlet Tahvilleri’ne yabancı yatırımcı katılımını artırmak için bazı düzenlemelerin hafifletileceği ifade edildi. Bu adımların, rupi üzerindeki baskıyı azaltması ve sermaye girişlerini teşvik etmesi bekleniyor. Piyasalar kararı olumlu karşılarken, rupi hafif değer kazandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan’ın bu hamlesi, gelişmekte olan ülkelerde merkez bankalarının artan dolar baskısına karşı aldığı önlemlerin bir parçası olarak görülüyor. Brezilya, Endonezya ve Güney Kore gibi ülkeler de benzer şekilde para birimlerini korumak için faiz artırımı veya döviz piyasası müdahaleleri yapıyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faizleri yüksek tutması, doları güçlendirirken gelişmekte olan ülke para birimlerini zorluyor. Asya’da Çin’in ekonomik yavaşlaması da bölgesel ticaret ve yatırım akımlarını etkiliyor. Hindistan, Çin’e alternatif bir üretim merkezi olarak öne çıksa da, rupideki istikrarsızlık yabancı yatırımcıları tedirgin ediyor. RBI’nin likidite önlemleri, kısa vadede rupiyi destekleyebilir ancak uzun vadede yapısal reformlar ve enflasyonla mücadele kritik önem taşıyor. Küresel ticaretteki korumacılık eğilimleri ve jeopolitik riskler (özellikle Orta Doğu’daki gerilimler) petrol fiyatlarını artırarak Hindistan gibi ithalatçı ülkeleri olumsuz etkiliyor. Hindistan’ın cari açığı, GSYH’nin yaklaşık yüzde 2,5’i seviyesinde olup, döviz rezervleri ise 600 milyar dolar civarında. Bu rezervler rupiyi kısa vadede desteklese de, sürdürülebilir büyüme için ihracatın artırılması ve ithalat bağımlılığının azaltılması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan’ın faizleri sabit tutarken rupiyi destekleme çabaları, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için de önemli dersler barındırıyor. Türk lirası da benzer baskılarla karşı karşıya ve TCMB’nin rasyonel para politikası duruşu, enflasyonla mücadelede kritik görülüyor. Hindistan’ın döviz rezervlerini kullanarak kura müdahalesi, Türkiye’nin de rezerv yeterliliği ve kur istikrarı açısından dikkatle izlediği bir yöntem. Ancak Türkiye’nin yüksek enflasyonu ve cari açığı, Hindistan’a kıyasla daha kırılgan bir yapıya işaret ediyor. Öte yandan, Hindistan’ın Çin’e alternatif olarak yükselişi, Türkiye’nin de Asya’daki ticari ve diplomatik fırsatlarını artırabilir. Türkiye’nin Hindistan ile ticaret hacmi sınırlı olsa da, iki ülke arasındaki savunma ve teknoloji işbirliği potansiyeli bulunuyor.