Hindistan'ın en büyük okul yönetim kurulu olan Merkezi Ortaöğretim Kurulu (CBSE), son haftalarda art arda patlak veren skandallarla sarsılıyor. On binlerce öğrencinin girdiği 10. ve 12. sınıf sınavlarında usulsüzlük iddiaları, öğrencilerin Başbakan Narendra Modi ve Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan'a yönelik kitlesel protestolarına yol açtı. Skandal, ülke genelinde eğitim sisteminin adaletine dair ciddi soru işaretleri doğururken, muhalefet partileri de hükümeti sert bir dille eleştiriyor.
Skandalın perde arkası
CBSE'nin 2025 yılı sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından, yüzlerce öğrenci sosyal medyada puanlarının hatalı hesaplandığını iddia etti. Kısa sürede büyüyen tepkiler, Delhi, Mumbai, Bangalore ve Lucknow gibi büyük şehirlerde sokak protestolarına dönüştü. Öğrenciler, özellikle matematik ve fen bilimleri sınavlarında soruların sızdırıldığını ve bazı okullara önceden cevap anahtarı verildiğini öne sürüyor. Hükümet ise iddiaları reddederek, sınavların güvenli bir şekilde yapıldığını savunuyor.
Ancak bağımsız araştırmacılar, CBSE'nin sınav sonuçlarında anormal istatistiksel dağılımlar tespit ettiklerini belirtiyor. Örneğin, bazı bölgelerde öğrencilerin yüzde 40'ının 95 üzeri puan alması, daha önce görülmemiş bir durum. Eski bir CBSE yetkilisi, "Bu tür sonuçlar ya sınavın çok kolay olduğunu ya da ciddi bir usulsüzlük olduğunu gösterir. Ancak bu yıl soruların geçen yıllara göre daha zor olduğu biliniyor" dedi.
Protestoların odağında sadece skandal değil, hükümetin eğitim politikaları da var. Öğrenciler, Modi hükümetinin 2020'de yürürlüğe koyduğu Yeni Eğitim Politikası'nı (NEP) eleştiriyor. NEP'in sınav sistemini daha rekabetçi hale getirdiğini ve öğrenciler üzerinde aşırı baskı yarattığını savunuyorlar. Delhi'deki protestolarda öne çıkan bir lise öğrencisi, "Sınavlar hayatımızın tek belirleyicisi haline geldi. Bu sistem bizi sadece sayılara indirgiyor" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan'daki eğitim skandalı, sadece iç siyaseti değil, ülkenin küresel imajını da etkiliyor. Hindistan, dünyanın en büyük genç nüfusuna sahip ülke olarak, eğitim reformlarıyla uluslararası yatırımcıları çekmeyi hedefliyor. Ancak bu tür skandallar, Hindistan'ın insan sermayesi kalitesine gölge düşürüyor.
Öte yandan, protestoların siyasi bir boyutu da var. Muhalefetteki Hint Ulusal Kongresi ve bölgesel partiler, Modi hükümetini eğitim sistemini çökertmekle suçluyor. Kongre lideri Rahul Gandhi, sosyal medyada yayınladığı mesajda, "Modi'nin eğitim bakanı istifa etmeli. Gençlerimizin geleceği siyasi çıkarlara kurban edilemez" dedi. 2024 genel seçimlerinde Modi'nin partisi Bharatiya Janata Partisi (BJP) büyük bir zafer kazanmıştı, ancak bu skandal iktidarın popülaritesini zedeleyebilir.
Küresel eğitim uzmanları, CBSE skandalının gelişmekte olan ülkelerdeki merkezi sınav sistemlerinin zafiyetlerini gösterdiğini belirtiyor. Benzer skandallar Bangladeş, Pakistan ve Nijerya'da da yaşanmıştı. Uzmanlar, sınav güvenliğinin artırılması ve dijital altyapının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki eğitim skandalı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, gelişmekte olan ülkelerde eğitim sistemlerinin karşılaştığı ortak sorunlara işaret ediyor. Türkiye'de de YKS ve LGS gibi merkezi sınavlarda zaman zaman usulsüzlük iddiaları gündeme gelmektedir. Bu tür skandallar, eğitimde şeffaflık ve dijitalleşmenin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, Hindistan'ın genç nüfusuyla küresel rekabet gücü, Türkiye gibi benzer demografik yapıya sahip ülkeler için bir referans noktasıdır. Türkiye'nin, eğitim reformlarını sürdürürken sınav güvenliğine ve adil değerlendirme sistemlerine yatırım yapması, bu tür krizlerin önüne geçebilir.