ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in İran politikasına ilişkin çelişkili ifadeleri ve soruları yanıtsız bırakması, Kongre'deki güven bunalımını derinleştiriyor. Kamuoyu yoklamaları, Başkan Donald Trump’ın İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesine desteğin hızla eridiğini gösterirken, Senato'daki önde gelen isimler Beyaz Saray'ın sürekli değişen gerekçeleri ve ortada görünmeyen kapsamlı bir strateji karşısında artan bir hayal kırıklığı yaşıyor.
Savaş gerekçeleri çelişiyor
Son haftalarda Hegseth, İran'a yönelik askeri seçenekler konusunda birbiriyle uyumsuz açıklamalar yaptı. Önce 'diplomatik çözümden yana olduğunu' belirten Bakan, ardından 'İran'ın nükleer tesislerine yönelik sınırlı bir saldırının masada olduğunu' söyledi. Senatörler, bu tutarsızlığın yönetim içindeki derin görüş ayrılıklarını yansıttığını ve karar alma mekanizmasının sağlıksız işlediğini düşünüyor. Özellikle Cumhuriyetçi senatörler, kendi partilerinin başkanına muhalif bir duruş sergilemekten kaçınmakla birlikte, İran'a yönelik net bir askeri hedef ve çıkış stratejisi belirlenmeden atılacak adımların bölgesel bir felakete yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Pentagon kaynakları, Hegseth'in bu çelişkili ifadelerinin aslında Beyaz Saray'ın iki kanadı arasındaki mücadelenin yansıması olduğunu belirtiyor. Bir yanda diplomatik çözüm arayan Dışişleri Bakanlığı, diğer yanda askeri seçenekleri zorlayan Ulusal Güvenlik Konseyi'nin şahin kanadı bulunuyor. Bu iç çekişme, Kongre'deki oturumlarda defalarca gündeme gelirken, Senato Savunma Komitesi Başkanı, Hegseth'in önümüzdeki haftalarda kapalı bir oturumda ayrıntılı brifing vermeye çağırdı.
Kamuoyu desteği eriyor
Gallup'un bu hafta yayımladığı anket, Amerikan halkının yalnızca %32'sinin İran'a askeri müdahaleyi desteklediğini, bu oranın geçen aya göre %15 düştüğünü gösteriyor. Uzmanlar, halkın artan savaş yorgunluğu ve ekonomik kaygıların bu düşüşte etkili olduğunu vurguluyor. Ortadoğu'da yeni bir askeri maceranın hem insani maliyeti hem de bütçeye getireceği yük, kamuoyunda tepkiye neden oluyor. Hegseth'in Kongre'deki ifadeleri de bu endişeleri gidermekten uzak kaldı. Senatörler, Bakan'ın İran'ın misilleme kapasitesi, savaşın süresi ve bölgesel yayılma riski gibi kritik sorulara net cevap vermekten kaçındığını belirtiyor.
İran yönetimi ise ABD'deki bu tartışmaları yakından izliyor. Tahran, savaş söylemlerine karşılık olarak uranyum zenginleştirme seviyesini artırma tehdidini yinelerken, Körfez ülkeleri de tırmanan gerilimden duydukları rahatsızlığı dile getiriyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, çatışmanın kendi topraklarına sıçramasından endişe ederek arabuluculuk çağrılarını sıklaştırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem komşu hem de önemli bir enerji tedarikçisi olarak derin bağlara sahip. Olası bir ABD-İran çatışması, Türkiye'nin güney sınırında istikrarsızlığı artırabilir, enerji fiyatlarını yükseltebilir ve bölgesel ticareti sekteye uğratabilir. Ankara, bu krizde diplomasiye vurgu yaparak hem Washington hem de Tahran'la diyaloğunu sürdürme çabasında. Ancak ABD'deki karar alma sürecindeki belirsizlik, Türkiye'nin kendi güvenlik planlamasını zorlaştırıyor. Hegseth'in çelişkili açıklamaları, Ankara'nın NATO müttefikiyle ortak bir strateji oluşturma umutlarını da zedeliyor.