ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Kongre'deki bir oturumda İran ile olası bir savaşın 'belirli yönlerinin' maliyetinin 37,5 milyar dolar olarak hesaplandığını açıkladı. Hegseth, yönetimin acilen yaklaşık 90 milyar dolarlık ek ödenek talep ettiğini ve bu miktarın bir kısmının İran kaynaklı çatışma harcamalarını karşılamak için kullanılacağını belirtti. Zaman zaman gergin geçen oturumda, Bakan ayrıntıya girmeden 'bazı yönler' ifadesiyle hangi kalemlerin bu bütçeye dahil olduğunu netleştirmedi. Ancak uzmanlar, bu rakamın İran'a yönelik askeri yığınak, füze savunma sistemleri ve bölgedeki müttefik kuvvetlerin lojistik desteğini içerebileceğini yorumluyor.
Gerilim Tırmanıyor: Ek Bütçe Talebinin Arka Planı
Hegseth'in çıkışı, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis faaliyetleri nedeniyle Washington ile Tahran arasındaki gerilimin had safhaya ulaştığı bir dönemde geldi. Pentagon'un talep ettiği 90 milyar dolarlık ek ödenek, Savunma Bakanlığı'nın rutin bütçesinin üzerinde bir acil durum fonu olarak sunuluyor. Hegseth, bu fonun önceliklerini sıralarken 'İran ile olası bir çatışmanın belirli yönleri' ifadesini kullanarak, tam kapsamlı bir savaştan ziyade seçkin bazı operasyonel hazırlıklara vurgu yaptı. Bazı senatörler ise bu kadar yüksek bir meblağın şeffaflıkla yönetilip yönetilemeyeceğini sorguladı. Hegseth, 'dost ve müttefik ülkelerin de bu çabaya katkı sağlayacağını' sözlerine ekledi.
Uzmanlara göre, 37,5 milyar dolar spesifik olarak füze savunma sistemlerinin konuşlandırılması, Basra Körfezi'ndeki deniz varlığının artırılması ve İran'a yakın üslerdeki insansız hava aracı filolarının genişletilmesi gibi kalemlere işaret ediyor. Pentagon yetkilileri, şu ana kadar bölgeye fazladan bir uçak gemisi grubu ve iki bombardıman uçağı filosu gönderildiğini doğruladı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin bu hamlesi, Ortadoğu'nun zaten kırılgan olan dengesini daha da bozma potansiyeli taşıyor. İran, daha önce yaptığı açıklamalarda 'herhangi bir saldırganlığa karşı topyekün karşılık vereceğini' duyurmuştu. Bu gelişme, İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefiklerini de yakından ilgilendiriyor. Öte yandan, Çin ve Rusya, ABD'nin İran'a yönelik tutumunu 'provokasyon' olarak nitelendiriyor ve diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı ise bu bütçenin 'savunma amaçlı' olduğunu ve Tahran'ın nükleer müzakerelere dönmesi halinde diplomatik bir çıkış yolunun hala mümkün olduğunu vurguluyor.
Petrol fiyatlarının bu haberle birlikte %3 oranında yükseldiği görülüyor. Küresel piyasalar, olası bir İran-ABD çatışmasının enerji arzını ciddi biçimde etkileyebileceği endişesiyle hareket ediyor. Hürmüz Boğazı'nın olası bir ablukası, dünya petrol ticaretinin %20'sini tehdit eder durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasında olası bir askeri çatışma, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, İran'la 500 kilometrelik sınırı paylaşan bir NATO üyesi ve bölgede istikrar arayışında. ABD'nin bu bütçe talebi, Ankara'nın iki müttefik arasında kalma riskini artırıyor. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara tam katılmamış ve enerji ticaretini sürdürmüştü. Ancak patlak verecek bir savaş, sınır güvenliğinden göç dalgalarına kadar pek çok sorunu beraberinde getirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan İran doğalgazı ve petrolü, böyle bir senaryoda kesintiye uğrayabilir. Ankara'nın diplomatik kanalları açık tutarak bu krizde hem ABD hem İran'la ilişkilerini dengelemeye çalıştığı biliniyor.