ABD ordusu, İran topraklarında "birden fazla hedefi" vurduğunu açıklayarak, yenilenen askeri operasyonların ikinci gününe girdiğini duyurdu. Başkan Donald Trump ise, Tahran yönetimine yönelik sert uyarısını yineleyerek, müzakerelerin tıkanması halinde İran'ın "bedel ödeyeceğini" söyledi. Artan saldırılar, savaşı sona erdirme çabalarını rayından çıkarma tehdidi taşıyor.
Operasyonun ayrıntıları ve ABD'nin stratejisi
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada, operasyonun İran'ın askeri altyapısını hedef aldığı ve "belirli hedeflerin" vurulduğu belirtildi. Açıklamada, "Bu saldırılar, ABD kuvvetlerine ve müttefiklerine yönelik tehditleri bertaraf etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir" denildi.
Operasyonun ikinci gününe girilmesi, ABD'nin İran'a karşı askeri baskıyı artırma kararlılığını gösteriyor. Pentagon yetkilileri, hedeflerin İran Devrim Muhafızları'na ait füze rampaları, insansız hava aracı üsleri ve lojistik tesisler olduğunu ifade etti. Saldırılarda sivil kayıp yaşanmadığı iddia edilirken, İran medyası ise bazı noktalarda patlamalar olduğunu ancak hasarın sınırlı kaldığını duyurdu.
Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu belirtiyor. Washington yönetimi, Tahran'ın müttefik gruplar aracılığıyla bölgedeki ABD çıkarlarına yönelik saldırılarına misilleme olarak bu operasyonları başlattığını savunuyor.
Diplomasiye etkisi ve Trump'ın tehdidi
Başkan Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran ile müzakerelerin tıkanması durumunda "çok ağır bir bedel" ödeneceği uyarısında bulundu. Trump, "İran, yıllardır süren tacizlerinin sonuçlarıyla yüzleşmeli. Müzakere masasında iyi niyet görmek istiyoruz, aksi halde misliyle karşılık alacaklar" ifadelerini kullandı.
Bu açıklamalar, İran ile yürütülen dolaylı görüşmelerin kritik bir aşamada olduğu bir döneme denk geldi. Taraflar arasında yeni bir anlaşma çerçevesi üzerinde çalışıldığı bildirilirken, ABD'nin askeri operasyonları, müzakere sürecini zora soktu. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıları kınayarak "Müzakere masasına dönmek için ABD'nin düşmanca tutumunu terk etmesi gerekiyor" açıklamasını yaptı.
Bölgesel aktörler, tırmanan gerilimden endişe duyuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran ile doğrudan çatışma riskine karşı temkinli bir tutum sergilerken, İsrail ise ABD'ye desteğini yineledi. Avrupa Birliği, her iki tarafa da itidal çağrısı yaparak diplomatik çözüm için arabuluculuk teklifinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimi, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarı doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. İran ile gelişmiş ticari ve enerji ilişkileri bulunan Türkiye, olası bir askeri çatışmada hem ekonomik hem de güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'ta ABD-İran rekabetinin artması, Türkiye'nin bu ülkelerdeki askeri varlığı ve terörle mücadele operasyonlarını zorlaştırabilir. Ankara, bir yandan NATO müttefiki ABD ile ittifak ilişkisini korurken, diğer yandan İran ile sürdürülebilir komşuluk ilişkilerini dengelemek zorunda. Bu nedenle Türkiye, iki ülke arasında arabuluculuk rolü üstlenebilir ve bölgesel istikrar için diplomatik çözümü teşvik edebilir.