İngiltere'nin iklim danışma organı olan İklim Değişikliği Komitesi (CCC), Heathrow Havalimanı'na üçüncü pist eklenmesinin ülkenin 2050 net sıfır emisyon hedefiyle uyumsuz olduğu uyarısında bulundu. Komite, yeni pistin faaliyete geçmesi halinde yılda yaklaşık 8 milyon ton karbondioksit salımına yol açacağını, bunun da Birmingham şehrinin yıllık emisyonuna eşit olduğunu belirtti.
Genişleme Planının Arka Planı
Heathrow, Avrupa'nın en yoğun havalimanlarından biri. Uzun süredir kapasite sorunu yaşayan havalimanına üçüncü pist eklenmesi fikri 2000'li yıllardan bu yana tartışılıyor. 2018'de Avam Kamarası genişlemeyi onaylamış, ancak pandemi ve artan çevresel kaygılar nedeniyle proje askıya alınmıştı. Şimdi hükümet, ekonomik canlanma ve küresel bağlantıyı güçlendirme gerekçesiyle projeyi yeniden gündeme getirdi.
Ancak İklim Değişikliği Komitesi'nin raporu, bu hamlenin yasal olarak bağlayıcı olan 2050 net sıfır hedefiyle çeliştiğini ortaya koyuyor. Komite, havacılık sektörünün halihazırda İngiltere'nin toplam emisyonunun %7'sini oluşturduğunu ve genişlemenin bu oranı daha da artıracağını vurguluyor. Raporda, "Heathrow genişlemesi, diğer sektörlerde daha derin kesintiler yapılmadıkça iklim yasası kapsamındaki yükümlülüklerle uyumlu hale getirilemez" deniyor.
Hükümet yetkilileri ise yeni teknolojiler ve sürdürülebilir havacılık yakıtlarıyla emisyonların azaltılabileceğini savunuyor. Ulaştırma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Genişleme, ekonomik büyüme ve istihdam için kritik. Çevresel etkileri en aza indirmek için kararlıyız" ifadeleri kullanıldı. Ancak çevre örgütleri ve bazı milletvekilleri, bu tür telafi mekanizmalarının yetersiz olduğunu ve gerçek emisyon azaltımı sağlamadığını belirtiyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Heathrow tartışması, dünya genelinde havacılık sektörünün iklim kriziyle ilişkisini gözler önüne seriyor. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) verilerine göre, havacılık küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %2,5'ini oluşturuyor ve sektör pandemi öncesi hızla büyüyordu. Birçok ülke, yeşil mutabakat kapsamında havacılık emisyonlarını düzenlemeye çalışıyor. Avrupa Birliği, 2030'a kadar havacılık yakıtlarına sürdürülebilirlik kriteri getirmeyi planlıyor.
İngiltere, 2019'da iklim acil durumu ilan eden ilk ülkelerden biriydi ve 2050 net sıfır hedefini yasalaştırdı. Bu hedefe ulaşmak için ulaşım, enerji ve sanayi gibi sektörlerde radikal dönüşüm gerekiyor. Heathrow genişlemesi, bu dönüşümün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. Karar, sadece İngiltere'de değil, diğer ülkelerdeki benzer havalimanı projeleri için de emsal teşkil edebilir.
Uzmanlar, hükümetin iklim taahhütleriyle ekonomik kalkınma arasında bir denge kurması gerektiğini belirtiyor. Ancak mevcut politikalar, genellikle kısa vadeli ekonomik çıkarları önceliklendiriyor. İklim Değişikliği Komitesi'nin uyarısı, bu çelişkinin somut bir örneği.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Heathrow genişlemesi ve iklim hedefleri arasındaki gerilim, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi ve İstanbul Havalimanı gibi büyük projeleri açısından da ders niteliğinde. Türkiye, havacılık sektöründe hızlı büyüme hedeflerken, Paris Anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmek için ulaşım kaynaklı emisyonları azaltmak zorunda. İstanbul Havalimanı'nın kapasite artırım planları, benzer çevresel itirazlarla karşılaşabilir. Ayrıca, Avrupa'nın havacılık emisyon ticareti sistemine (ETS) uyum sağlamak, Türk havayolları için ek maliyet getirebilir. Türkiye'nin yeşil dönüşüm politikalarını ekonomik büyümeyle uyumlu hale getirmesi kritik.