İngiltere’nin iklim danışma organı İklim Değişikliği Komitesi (CCC), Heathrow Havalimanı’nın genişletilmesi halinde, 2050 yılında ülkenin toplam karbondioksit (CO2) emisyonlarının %80’inin havacılık sektöründen kaynaklanabileceği uyarısında bulundu. Carbon Brief’in aktardığı rapora göre, mevcut politikalar ve büyüme eğilimleri göz önüne alındığında, havacılık emisyonları İngiltere’nin karbon bütçesinin büyük bölümünü tüketebilir. Bu gelişme, ülkenin net sıfır hedefleri ile ekonomik büyüme arasındaki dengenin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
Havacılık Emisyonlarındaki Artışın Arka Planı
İngiltere, 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma taahhüdü verdi. Ancak havacılık sektörü, uluslararası denizcilik ile birlikte, bu hedefin en zorlu bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Heathrow, Avrupa’nın en yoğun havalimanlarından biri ve halihazırda ülkenin en büyük tek karbon emisyon kaynağı. CCC’nin analizine göre, üçüncü pistin inşası ve kapasite artışı, yıllık uçuş sayısını yaklaşık 740 bine çıkaracak. Bu da 2050’de havacılık kaynaklı CO2 salımının, ülkenin toplam emisyonunun %80’ine ulaşması anlamına geliyor. Uzmanlar, teknolojik iyileştirmeler ve sürdürülebilir havacılık yakıtları gibi çözümlerin bu ölçekteki bir artışı dengelemeye yetmeyeceğini belirtiyor.
Hükümet, 2020’de yayımladığı ‘Jet Zero’ stratejisi ile havacılık emisyonlarını 2050’de 2019 seviyelerinin altına çekmeyi hedefliyor. Ancak CCC, mevcut politikaların ve planlanan genişlemenin bu hedefle çeliştiğini vurguluyor. Komite, havacılık emisyonlarının sınırlandırılması için ya uçuş talebinin yönetilmesi ya da yeni pistin iptal edilmesi gerektiğini savunuyor. Aksi halde, diğer sektörlerdeki karbon azaltım çabalarının boşa gidebileceği uyarısında bulunuyor.
Heathrow genişlemesi, siyasi olarak da tartışmalı bir konu. İş dünyası ve havacılık lobisi, genişlemenin ekonomik büyümeyi destekleyeceğini ve binlerce istihdam yaratacağını savunuyor. Çevre örgütleri ise projenin iklim taahhütleriyle uyumsuz olduğunu ve yerel hava kirliliğini artıracağını belirtiyor. Hükümetin nihai kararı, hem iklim politikaları hem de ekonomik öncelikler açısından belirleyici olacak.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Heathrow’daki genişleme tartışması, yalnızca İngiltere’nin değil, küresel havacılık sektörünün karşı karşıya olduğu iklim ikilemini yansıtıyor. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve sektör temsilcileri, karbon dengeleme ve yeni nesil uçak teknolojileriyle emisyonların azaltılabileceğini öne sürüyor. Ancak bilim insanları, havacılık talebindeki hızlı artışın bu çözümleri geçersiz kıldığını belirtiyor. Avrupa Birliği’nin ‘Fit for 55’ paketi kapsamında havacılık emisyonlarını kademeli olarak azaltma planları da benzer bir çelişkiyi barındırıyor: ekonomik büyüme ile iklim hedefleri arasındaki denge.
İngiltere, 2021’de Glasgow’da düzenlenen COP26 iklim zirvesine ev sahipliği yaparak küresel iklim liderliği iddiasını güçlendirmişti. Ancak Heathrow gibi büyük altyapı projeleri, bu iddiayı zayıflatabilir. Eğer İngiltere, kendi ülkesinde havacılık emisyonlarını kontrol altına alamazsa, diğer ülkeler nezdinde iklim taahhütlerinin inandırıcılığı sorgulanabilir. Bu durum, uluslararası iklim müzakerelerinde güvenilirlik açısından önemli bir sınav olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda havacılık sektöründe hızlı bir büyüme kaydetti; İstanbul Havalimanı küresel bir merkez haline geldi. İngiltere’nin Heathrow genişlemesi ve emisyon tartışmaları, Türkiye’nin kendi havacılık genişleme planları ve 2053 net sıfır hedefi açısından uyarıcı bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasına uyum sağlamak zorunda. Havacılık emisyonlarının artması, Türkiye’nin ihracatında karbon maliyetlerini yükseltebilir. Ayrıca, iklim diplomasisinde İngiltere’nin yaşadığı çelişki, Türkiye’nin kendi iklim politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat sunuyor. Sürdürülebilir havacılık yakıtları ve verimli hava trafik yönetimi yatırımları, Türkiye’nin hem ekonomik hem de çevresel hedeflerini uyumlu hale getirebilir.