Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında yürütülen hava yolu yolcu hakları müzakereleri, havayolu şirketlerinin direnişi nedeniyle tıkanma noktasına geldi. Mevcut düzenlemeler 2004 yılına ait olmasına karşın, hava yolculuğunun ölçeği ve doğası o tarihten bu yana köklü bir dönüşüm geçirdi. Düşük maliyetli taşıyıcıların yükselişi, uçuş iptalleri ve gecikmelerindeki artış ile yolcu hakları konusundaki şikayetlerin çoğalması, yeni bir yasal çerçevenin aciliyetini ortaya koyuyor. Taraflar arasında özellikle tazminat miktarları, rezervasyon iptallerinde yolculara sağlanacak alternatif ulaşım imkanları ve sağlık sorunları gibi mücbir sebeplerden kaynaklanan gecikmelerde havayollarının sorumluluğu konularında derin görüş ayrılıkları bulunuyor.
Gelişmenin arka planı: 2004'ten günümüze değişen dinamikler
2004 yılında kabul edilen AB'nin 261/2004 sayılı tüzüğü, uçuş iptalleri, uzun süreli gecikmeler ve uçağa kabul edilmeme durumlarında yolculara tanınan hakları belirliyordu. Ancak son iki dekatta hava taşımacılığı sektörü devrim niteliğinde değişiklikler yaşadı. Ryanair, EasyJet, Wizz Air gibi düşük maliyetli taşıyıcılar pazarın büyük bir bölümünü ele geçirirken, pandemi sonrası uçuş iptalleri ve gecikmelerinde rekor artış kaydedildi. AB Parlamentosu, yolcu haklarını genişletmeyi ve havayollarını daha fazla sorumluluk almaya zorlamayı hedefliyor.
Buna karşılık havayolu şirketleri ve bazı üye ülkeler, getirilmesi planlanan düzenlemelerin operasyonel maliyetleri artıracağını ve rekabet gücünü zayıflatacağını savunuyor. Özellikle grevler, hava trafik kontrol kısıtlamaları gibi havayolunun kontrolü dışındaki durumlarda tazminat yükümlülüğünün genişletilmesine sıcak bakmıyorlar. Müzakerelerde bir diğer kilit nokta ise, bağlantılı uçuşlarda yaşanan gecikmelerde yolcuların tazminat hakkının netleştirilmesi. Bazı havayolları, aktarmalı uçuşlarda ilk ayağın gecikmesi durumunda yolcunun tüm güzergah boyunca hak sahibi olup olmadığı konusunda belirsizlikten yararlanarak tazminat ödemekten kaçınıyor.
AB Parlamentosu, daha iddialı bir reform için ısrarcı. Parlamento raportörü, yolcuların sadece iptal ve gecikmelerde değil, aynı zamanda bagaj kaybı, tekerlekli sandalye gibi yardımcı cihazların zarar görmesi ve uçuş sırasında yaşanan ciddi rahatsızlıklar durumunda da tazminat almasını istiyor. Ayrıca, rezervasyon sırasında yolcuya net ve şeffaf bilgi verilmesi, özellikle de ücretlerin yanı sıra ek ücretlerin açıkça belirtilmesi konusunda katı kurallar getirilmesi talep ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: AB standartları dünyayı etkiliyor
AB, havacılık alanında dünyanın en kapsamlı yolcu hakları düzenlemelerinden birine sahip. 261/2004 sayılı tüzük, sadece AB içi uçuşlar için değil, aynı zamanda AB'den kalkan veya AB'ye inen tüm uçuşlar için geçerli. Bu nedenle, Türk Hava Yolları da dahil olmak üzere AB'ye uçuş yapan tüm taşıyıcılar bu kurallara tabi. Yeni düzenleme muhtemelen AB merkezli olmayan havayollarını da etkileyecek. Örneğin, bir Türk yolcunun İstanbul-New York arası seyahatinde, uçuş Avrupa hava sahasını kullanıyorsa veya AB'de bir aktarma yapıyorsa, yeni kurallar devreye girebilecek.
AB'nin bu konuda atacağı adımlar, küresel ölçekte bir emsal teşkil edebilir. ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü) ve diğer bölgesel bloklar, AB'nin düzenlemelerini sık sık referans alıyor. Bu nedenle Avrupa Parlamentosu'nun havayollarına karşı elde edeceği zafer, dünya genelinde yolcu haklarının iyileştirilmesi yönünde bir domino etkisi yaratabilir. Ancak havayolu endüstrisi, özellikle de pandemi sonrası toparlanma sürecinde olduğu bir dönemde, ek maliyetlerin bilet fiyatlarına yansıyacağı ve talebi olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir dış politika meselesi olmasa da, havacılık sektörü ve Türk yolcular açısından önemli yansımalar doğurabilir. Türk Hava Yolları ve diğer Türk taşıyıcılar, AB'ye uçuş yaptıkları için yeni düzenlemelere uymak zorunda kalacak; bu da operasyonel maliyetleri artırabilir ve rekabet avantajını etkileyebilir. Diğer yandan, Türkiye'den AB'ye seyahat eden milyonlarca yolcu, genişletilmiş haklardan faydalanabilecek. Türkiye'nin AB ile ilişkileri bağlamında, bu tür teknik düzenlemelere uyum sağlanması, ilerleyen dönemde vize serbestisi veya Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gibi dosyalarda olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir.