İsrail, İran ve Hizbullah’ın misilleme saldırılarına karşı hazırlıklarını sürdürürken, ülkenin kuzeyindeki Nahariya kentinde bulunan Galilee Tıp Merkezi, olası bir çatışma durumunda sağlık hizmetlerini kesintisiz sunabilmek adına tahkim edilmiş operasyonlara geçti. Hastane yönetimi, acil durum personelini yer altı sığınaklarına yerleştirirken, kritik tıbbi ekipman ve malzemeler de korunaklı alanlara taşındı. Bu adım, İsrail ordusunun İran ve Hizbullah’ın olası bir saldırısına karşı en üst düzey alarm durumuna geçmesinin ardından geldi. Bölgede son haftalarda artan tansiyon, özellikle İran’ın İsrail’e yönelik doğrudan bir saldırı ihtimalini gündeme taşırken, uluslararası toplum da gelişmeleri endişeyle takip ediyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile İran arasındaki gerginlik, son aylarda İran’ın nükleer programına ilişkin tartışmalar ve İsrail’in Suriye’deki İran hedeflerine yönelik saldırılarıyla tırmanmıştı. Ancak bu kez tehdidin boyutu farklı: İran, İsrail’in kendi topraklarında bir askeri tesisi vurmasına misilleme olarak doğrudan bir saldırı sinyali veriyor. Hizbullah ise Lübnan sınırından İsrail’e yönelik roket ve füze saldırılarını artırabileceğini belirtiyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), bu olasılıklara karşı kuzey cephesindeki birliklerini takviye ederken, sivil savunma birimleri de halkı sığınaklara yönlendirmek için hazırlıklar yapıyor. Nahariya’daki hastanenin tahkim edilmesi, bu genel hazırlığın bir parçası olarak görülüyor. Hastane yetkilileri, normalde 800 yatak kapasiteli tesisi acil durumda 400 yataklı bir sığınağa dönüştürebileceklerini, ayrıca cerrahi müdahale ve yoğun bakım ünitelerini de yer altına taşıyabileceklerini açıkladı.
İsrail’in sağlık sistemi, geçmişteki askeri çatışmalarda da benzer şekilde hızlı bir dönüşüm sergilemişti. 2006 Lübnan Savaşı sırasında kuzeydeki hastaneler Hizbullah’ın roket saldırılarına karşı sığınaklara taşınmış, 2014 Gazze Savaşı’nda ise güneydeki hastaneler benzer bir prosedür uygulamıştı. Ancak bu kez tehdidin iki cepheli olması ve İran’ın balistik füze kapasitesinin yüksek olması nedeniyle alınan önlemler daha kapsamlı. Hastane sözcüsü yaptığı açıklamada, “Her an binlerce yaralıya müdahale edebilecek durumdayız. Personelimiz sığınaklarda 72 saat boyunca kesintisiz çalışmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-İran gerginliği, sadece iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Olası bir çatışma, Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’deki milis grupları da içine çekebilir. Hizbullah’ın elindeki yüz binlerce roket ve füze, İsrail’in hava savunma sistemlerini zorlayabilecek kapasitede. Ayrıca İran’ın balistik füzeleri, İsrail’in yanı sıra bölgedeki ABD üslerini de hedef alabilir. Bu durum, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırmasına yol açtı. Pentagon, İsrail’i savunmak amacıyla Patriot bataryaları ve savaş gemileri konuşlandırdığını duyurdu. Öte yandan Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tarafları itidal çağrısı yaparken, diplomatik çözüm için arabuluculuk girişimleri sürüyor. Fransa ve Almanya, İran’ın nükleer dosyasını masaya yatırmak için Tahran’la temaslarını yoğunlaştırdı. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ulusa sesleniş konuşmasında, “Hiçbir tehdit karşısında geri adım atmayacağız. Gerekirse tek başımıza hareket ederiz” diyerek kararlı bir duruş sergiledi.
Bölgesel dengeler açısından bakıldığında, İsrail’in İran’a yönelik olası bir saldırısı, 2020’deki Kasım Süleymani suikastinden bu yana en ciddi gerilimi yaratabilir. İran ve İsrail arasında şimdiye kadar ‘gölge savaş’ olarak yürütülen mücadele, ilk kez doğrudan bir askeri çatışmaya dönüşme riski taşıyor. Bu durum, Körfez ülkeleri için de büyük bir endişe kaynağı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İbrahim Anlaşmaları ile İsrail’le normalleşme sürecine girmiş olsalar da, İran tehdidi karşısında tarafsız kalmaya çalışıyor. Öte yandan Türkiye, hem İran’la hem de İsrail’le diplomatik ilişkileri olan bir ülke olarak, bu krizde arabulucu rolü üstlenebilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce yaptığı açıklamalarda tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-İran arasındaki bu gerginlik, Türkiye’nin güvenlik ve dış politika dengelerini doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Türkiye, hem İran’la sınır komşusu konumunda hem de İsrail’le tarihsel ve bölgesel bağları olan bir ülke. Olası bir çatışma, Türkiye’nin güneydoğu sınırında yeni bir kriz dalgası yaratabilir. Ayrıca, çatışma nedeniyle enerji fiyatlarının yükselmesi, Türkiye’nin zaten zor durumda olan ekonomisini daha da sıkıntıya sokabilir. Türkiye, geçmişte bu tür krizlerde arabuluculuk teklif etmiş olsa da, mevcut diplomatik koşullar altında bu rolü oynaması zor görünüyor. Yine de Türkiye’nin, hem NATO müttefiki olarak İsrail’in savunmasına dolaylı katkı sunması hem de İran’la enerji işbirliğini sürdürmesi arasında hassas bir denge kurması gerekecek.