İsrail'de Ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudilerin zorunlu askerlik hizmetine karşı düzenlediği protesto gösterileri, son haftalarda şiddetlenen çatışmalarla birlikte ülke genelinde şok etkisi yarattı. Başkent Tel Aviv'de ve Kudüs'teki bazı noktalarda yaşanan olaylarda, göstericiler ile güvenlik güçleri arasında arbede çıktı; birçok kişi gözaltına alındı. Protestolar, İsrail toplumundaki laik ve dindar kesimler arasındaki derin ayrışmayı bir kez daha gözler önüne serdi. Üstelik bu durum, yaklaşan ulusal seçimler öncesinde siyasi partilerin de en hassas gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda.
Harediler neden askere gitmek istemiyor?
Haredi toplumu, yüzyıllardır süregelen dini yaşam tarzlarını koruma gerekçesiyle askerlik hizmetinden muaf tutulmayı talep ediyor. Mevcut düzenlemeye göre, Haredi erkekler dini eğitimlerine devam ettikleri sürece askerlikten muaf sayılıyor. Ancak İsrail Yüksek Mahkemesi, bu uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğuna hükmederek hükümete yeni bir düzenleme yapılması için süre vermişti. Bu kararın ardından Haredi partileri ve dini liderler, gençlerin askere alınmasına şiddetle karşı çıktı.
Protestoların fitilini ateşleyen son olay, bir grup Haredi gencin askerlik şubesine çağrılması üzerine patlak verdi. Göstericiler, “Tevrat’ı korumak için ölümüne direneceğiz” sloganları atarken, polis biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti. Olaylarda 20'den fazla kişi yaralanırken, 40'a yakın gösterici gözaltına alındı.
Siyaset bilimciler, bu krizin İsrail'deki koalisyon hükümetlerinin kırılgan yapısını ortaya koyduğunu belirtiyor. Haredi partiler, mevcut koalisyonun önemli bir parçası olduğu için hükümetin bu konuda net bir tavır almakta zorlandığı ifade ediliyor. Laik kesim ise, Haredilerin askerlikten muaf tutulmasının toplumsal adaletsizliği derinleştirdiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'deki bu iç siyasi gerilim, ülkenin bölgesel güvenlik politikalarını da etkileyebilecek potansiyele sahip. Zorunlu askerlik, İsrail ordusunun temel dayanağı olduğu için bu tür muafiyetler ordunun insan kaynağını daraltabilir. Özellikle İran tehdidi ve Filistin direniş gruplarıyla mücadele gibi konularda İsrail'in askeri kapasitesi kritik önem taşıyor. Eğer Haredi toplumu askerliğe tamamen entegre edilemezse, ordu içinde uzun vadede personel sıkıntısı yaşanabileceği belirtiliyor.
Öte yandan, bu kriz İsrail'in uluslararası imajına da zarar veriyor. Demokrasi ve eşitlik vurgusu yapan İsrail yönetimi, kendi içinde bu tür ayrımcı uygulamaların sürmesi nedeniyle eleştiriliyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'den konuya ilişkin endişeler dile getirilirken, ABD'li yetkililer de İsrail'e eşitlikçi bir düzenleme yapması yönünde çağrıda bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki Haredi protestoları, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da bölgesel dengeleri dolaylı olarak ilgilendiriyor. İsrail'in iç siyasi istikrarı, Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının paylaşımı ve Filistin meselesi gibi konularda belirleyici olabiliyor. İç karışıklıklar, İsrail'in bölgesel politikalarında daha agresif veya daha içe dönük bir tutum almasına neden olabilir. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği ve Filistin konusunda İsrail ile zaman zaman karşı karşıya geliyor; bu nedenle İsrail'deki gelişmeleri yakından takip etmek durumunda. Ayrıca, toplumsal ayrışmaların bir benzerinin Türkiye'de de farklı kesimler arasında yaşanabileceği düşünüldüğünde, bu tür krizlerin yönetimi konusunda dersler çıkarılması mümkün.