Hamas, Gazze Şeridi'nde kalıcı bir çözümün yolunun İsrail'in 'saldırganlığının' sona ermesinden geçtiğini duyurdu. Filistinli grup, yaptığı yazılı açıklamada, yeniden yapılanma ve siyasi çözüm gibi tüm adımların ön koşulunun İsrail'in askeri operasyonlarını durdurması olduğunu vurguladı. Bu açıklama, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Gazze'de herhangi bir imar çalışması başlamadan önce Hamas'ın tamamen silahsızlandırılması gerektiği yönündeki ısrarlı tutumuna doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor.
Netanyahu'nun şartı: Önce silahsızlanma
Netanyahu, son haftalarda yaptığı çeşitli açıklamalarda, Gazze'deki savaş sonrası döneme ilişkin planını netleştirdi. İsrail lideri, Hamas'ın askeri kanadının tamamen etkisiz hale getirilmesi ve grubun bölgedeki siyasi kontrolünün sona erdirilmesi gerektiğini belirtiyor. Netanyahu'ya göre, uluslararası toplumun Gazze'nin yeniden inşası için taahhüt ettiği fonlar ancak bu koşullar sağlandıktan sonra kullanılabilir. Bu tutum, ABD ve Avrupa Birliği'nin de aralarında bulunduğu bazı Batılı güçler tarafından desteklenirken, Arap dünyasında ve Birleşmiş Milletler'de eleştirilerle karşılanıyor.
Hamas'ın son açıklaması, Netanyahu'nun bu şartına karşı bir 'kırmızı çizgi' olarak yorumlanıyor. Grup, daha önceki müzakerelerde de benzer bir duruş sergilemiş ve İsrail'in Gazze'den tamamen çekilmesi olmadan silah bırakmayacağını defalarca dile getirmişti. Hamas'ın siyasi büro üyesi Musa Ebu Marzuk, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, 'İşgal sona ermeden silahlarımızı bırakmamızı beklemek, mağdurdan suçu üstlenmesini istemek gibidir' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut: Müzakere süreci çıkmazda
Hamas ve İsrail arasındaki bu temel görüş ayrılığı, uluslararası arabuluculuk çabalarını da zora sokuyor. Mısır, Katar ve Birleşmiş Milletler'in yürüttüğü dolaylı müzakerelerde, taraflar arasında köprü kurmak için yoğun çaba harcanıyor. Ancak şu ana kadar kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, 'Netanyahu'nun silahsızlanma şartı, müzakerelerdeki en büyük engellerden birini oluşturuyor' dedi.
Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Gazze'nin imarı için kapsamlı bir plan üzerinde çalıştıklarını ancak bunun güvenlik garantileri ve siyasi reformları içermesi gerektiğini söyledi. Blinken, 'Hamas'ın bölgeyi yönetmeye devam ettiği bir senaryo kabul edilemez' diyerek Netanyahu'nun pozisyonuna yakın bir duruş sergiledi. Bu durum, başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere bölge ülkelerinin İsrail ile normalleşme sürecini de etkiliyor. Zira bu ülkeler, Filistin sorununda adil bir çözüm olmadan İsrail ile ilişkilerini ilerletmeye sıcak bakmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin derinleşmesini engellemek için aktif bir diplomasi yürütüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, defalarca Hamas ile diyalog kanallarının açık olduğunu ve kalıcı bir ateşkes için arabuluculuk yapmaya hazır olduklarını belirtti. Türkiye'nin bu tutumu, hem Filistin davasına verdiği geleneksel destek hem de bölgesel bir güç olarak istikrar arayışıyla örtüşüyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve Mısır ile ilişkilerin normalleşmesi gibi konular, Gazze'deki durumdan doğrudan etkileniyor. Türkiye, Netanyahu'nun silahsızlanma şartının gerçekçi olmadığını ve acil insani ihtiyaçların karşılanması için önceliğin ateşkes ve ablukanın kaldırılması olması gerektiğini savunuyor.