Hamas, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde düzenlediği bir hava saldırısında yedi aylık bir bebeğin öldürülmesini şiddetle kınadı. Hamas Sözcüsü Fevzi Barhum yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu saldırının uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ve sivil kayıpların arttığını belirtti. Saldırı, Gazze'nin kuzeyindeki bir mülteci kampında meydana gelirken, bebekle birlikte ailesinden birkaç kişinin daha hayatını kaybettiği bildirildi. Filistinli sağlık kaynakları, saldırıda aynı aileden toplam altı kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı. Olay, uluslararası toplumda büyük yankı uyandırırken, Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri İsrail'i sivilleri hedef almakla suçladı.
Gelişmenin arka planı: Sivillerin hedef alınması tartışmaları
İsrail ordusu, saldırının Hamas militanlarına yönelik olduğunu öne sürse de, olay yerindeki görgü tanıkları sivil bir binanın vurulduğunu ifade ediyor. Bebek ve ailesinin içinde bulunduğu ev, gece geç saatlerde düzenlenen bir hava saldırısıyla tamamen yıkıldı. Enkaz altından çıkarılan cesetler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu belirtiliyor. Hamas yetkilileri, saldırının 'soykırım politikasının bir parçası' olduğunu savunarak, uluslararası mahkemelere başvurma çağrısı yaptı. Öte yandan İsrail Savunma Kuvvetleri, saldırının hedefinde bir Hamas komuta merkezi olduğunu iddia ederken, sivil kayıplarla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. Ancak Filistinli yetkililer bu açıklamaları gerçekçi bulmadıklarını ve bağımsız bir uluslararası soruşturma talep ettiklerini açıkladı.
Gazze Şeridi'nde son haftalarda tırmanan çatışmalar, özellikle sivil nüfus üzerinde ağır bir yıkıma yol açıyor. BM verilerine göre, çatışmaların başladığı Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de 40 binden fazla kişi hayatını kaybetti, bunların yaklaşık 15 bini çocuk. Sivil kayıpların büyük kısmı İsrail hava saldırıları ve top atışlarından kaynaklanıyor. Filistinli sivil toplum kuruluşları, İsrail ordusunu 'ayrım gözetmeksizin saldırı düzenlemekle' suçluyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, sivil yerleşimlere yönelik saldırıların savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Yedi aylık bir bebeğin ölümü, uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu. Mısır, Katar ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri İsrail'e tepki gösterirken, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Sözcüsü Nabila Massrali, 'sivillerin korunması için acil adımlar atılması' çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı ise olayla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmamakla birlikte, İsrail'in kendini savunma hakkını vurgulayarak 'sivil kayıpların en aza indirilmesi' temennisinde bulundu. Ancak bu açıklama, birçok uluslararası gözlemci tarafından ikiyüzlülük olarak nitelendirildi. BM Güvenlik Konseyi'nde Gazze'de ateşkes çağrısı yapan karar tasarıları ABD'nin vetosuyla defalarca reddedilmişti. Son olay, Birleşmiş Milletler'in Gazze'deki insani durumu 'felaket' olarak tanımlamasına neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü, bölgede gıda ve temiz suya erişimin kritik seviyede olduğunu, hastanelerin çökme noktasına geldiğini raporladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail’in Gazze’deki sivil kayıplara yol açan saldırılarını defalarca kınamış ve ateşkes çağrısında bulunmuştur. Bu olay, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği desteği ve insani duyarlılığını bir kez daha gündeme getirecektir. Türkiye’nin bölgedeki arabuluculuk çabaları ve Katar ile koordineli yürüttüğü insani yardım girişimleri, savaşın sona erdirilmesi için kritik önem taşımaktadır. Ancak İsrail’in sivil hedef almaya devam etmesi, Türkiye’nin uluslararası platformlarda daha aktif bir tutum sergilemesine yol açabilir. Ankara’nın, savaş suçu iddialarını uluslararası mahkemelere taşımaya yönelik diplomatik girişimleri hız kazanabilir. Ayrıca, Türk kamuoyunda Filistin’e yönelik hassasiyet artarken, hükümetin iç siyasette daha güçlü bir Filistin yanlısı söylem benimsemesi beklenebilir.