Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik başvurusunda bulunma niyetini açıkladı ve bu sürecin yakın gelecekte resmen başlatılacağını duyurdu. Paşinyan, konuya ilişkin ulusal bir referandum yapılması çağrısında bulunarak, bu adımın ülkesinin jeopolitik yöneliminde köklü bir değişiklik anlamına geldiğini vurguladı. Bu karar, Rusya'nın Güney Kafkasya'daki etkisine doğrudan bir meydan okuma olarak yorumlanırken, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek tarihi bir dönüşümün habercisi olarak değerlendiriliyor.
Paşinyan'ın açıklaması ve arka plan
Paşinyan, yaptığı açıklamada Ermenistan hükümetinin AB ile entegrasyon sürecine ciddi bir şekilde bağlı olduğunu belirterek, "Yakın gelecekte Avrupa Birliği'ne üyelik başvurusu için resmi adımları atacağız" ifadelerini kullandı. Başbakan, bu kararın halkın iradesine dayandırılması gerektiğini savunarak, konunun ulusal bir referanduma götürülmesinin önemine dikkat çekti. Bu gelişme, Ermenistan'ın 1990'lardan bu yana Rusya ile olan askeri ve ekonomik bağımlılık ilişkisini sorgulayan ve Batı'ya yönelik dış politika arayışlarını hızlandıran bir dizi adımın son halkası olarak görülüyor.
Ermenistan'ın AB üyelik hedefi, ülkenin son yıllarda yaşadığı güvenlik krizleri ve Rusya'nın Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirmemesine duyulan tepkinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Özellikle 2020'deki Dağlık Karabağ Savaşı'nda Rusya'nın Ermenistan'a yeterli desteği sağlamadığı yönündeki eleştiriler, Erivan yönetimini alternatif güvenlik arayışlarına itti. Ayrıca, Ermenistan'ın uluslararası toplumda artan izolasyonu ve ekonomik zorluklar, AB üyeliğini daha cazip hale getiren faktörler arasında sayılıyor.
Rusya ile gerilim ve bölgesel dengeler
Ermenistan'ın bu adımı, Rusya ile ilişkileri daha da germe potansiyeli taşıyor. Moskova yönetimi daha önce Ermenistan'ın Batı'ya yakınlaşmasına sert tepki göstererek, bunun ülkenin güvenliğini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunmuştu. Rusya, Ermenistan'da konuşlu askeri üssü ve sınır güvenliği anlaşmalarıyla bölgedeki en etkili dış güç konumunda. Bununla birlikte, Paşinyan'ın son açıklamaları, Erivan'ın Moskova'ya olan bağımlılığını azaltma yönündeki kararlılığını gösteriyor. Bu durum, Rusya'nın Güney Kafkasya'daki nüfuzunu sarsabilir ve bölgede yeni bir jeopolitik rekabeti tetikleyebilir.
AB açısından ise Ermenistan'ın başvurusu, Doğu Ortaklığı programı çerçevesinde yürütülen ilişkilerin daha ileri bir aşamaya taşınması anlamına geliyor. Ancak AB üyeliğinin kapsamlı reformlar ve uzun bir müzakere süreci gerektirdiği göz önüne alındığında, bu sürecin yıllarca sürebileceği öngörülüyor. Uzmanlar, Ermenistan'ın AB üyelik başvurusunun sembolik etkisinin yanı sıra, ekonomik işbirliği ve demokratikleşme sürecine katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak ülkenin Rusya ile olan ekonomik bağları ve bölgesel güvenlik meseleleri, AB üyelik sürecinde önemli zorluklar yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan'ın AB üyeliğine yönelik bu tarihi adımı, Türkiye'nin dış politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Ermenistan ile sınır kapılarını 1993 yılından bu yana kapalı tutuyor ve iki ülke arasındaki ilişkiler, Dağlık Karabağ meselesi ve 1915 olayları nedeniyle normalleşememiştir. Ermenistan'ın AB üyeliği, Türkiye'nin AB ile olan ilişkileri bağlamında yeni bir boyut kazanabilir; zira AB müzakere süreci, üye adaylarının komşularıyla iyi ilişkiler geliştirmesini şart koşuyor. Bu durum, Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirme yönünde yeni bir baskı unsuru oluşturabilir. Ayrıca, Rusya'nın bölgedeki etkisinin azalması, Güney Kafkasya'da dengeleri değiştirebilir ve Türkiye'nin bölgedeki rolünü öne çıkarabilir. Ancak bu sürecin nasıl şekilleneceği, önümüzdeki dönemde yaşanacak diplomatik gelişmelere bağlıdır.