Washington – Trump yönetimi, ABD'nin yasal göç sistemini reform etme çabalarının merkezinde yer alan H-1B çalışma vizesine ilişkin muafiyet şartlarında yeni değişiklikler yapmayı değerlendiriyor. Konuya yakın kaynaklar, İç Güvenlik Bakanlığı'nın (DHS) özellikle yüksek vasıflı işçiler için geçerli olan muafiyet kriterlerini sıkılaştırmayı veya yeniden tanımlamayı planladığını bildirdi. Bu hamle, teknoloji sektörü ve göçmen hakları savunucuları arasında yeni bir tartışma dalgası başlatırken, yönetimin göç politikasında izlediği 'Amerika Birinci' yaklaşımının bir parçası olarak görülüyor.
H-1B Vizesi ve Muafiyet Sistemi Nasıl İşliyor?
H-1B vizesi, ABD'deki şirketlerin özellikle mühendislik, bilgisayar bilimleri ve tıp gibi alanlarda yüksek vasıflı yabancı işçileri istihdam etmesine olanak tanıyor. Her yıl düzenlenen başvuru sürecinde, 65 bin düzenli kota ve yüksek lisans derecesine sahip adaylar için ayrılmış 20 bin ek kontenjan bulunuyor. Ancak mevcut sistem, bazı kategorilerdeki işçilere (örneğin üniversite öğretim üyeleri, araştırmacılar ve kar amacı gütmeyen kurumlarda çalışanlar) kota muafiyeti tanıyor. Trump yönetiminin bu muafiyetleri daraltması, özellikle akademik dünyada ve araştırma kurumlarında çalışan binlerce kişiyi doğrudan etkileyebilir.
Kaynaklar, DHS'in özellikle 'kapasite ve yeterlilik' kavramlarını yeniden tanımlayarak muafiyetlerin kapsamını sınırlamayı hedeflediğini belirtiyor. Bu değişikliklerin amacının, ABD'li işçilerin işsizlik oranlarını düşürmek ve yerli iş gücüne öncelik vermek olduğu ifade ediliyor. Ancak eleştirmenler, bu adımın ABD'nin küresel yetenek çekme yeteneğini baltalayacağını ve inovasyonu olumsuz etkileyeceğini savunuyor.
Yönetim yetkilileri, değişikliklerin henüz taslak aşamasında olduğunu ve resmi teklifin önümüzdeki haftalarda Federal Sicil'de yayımlanmasının beklendiğini aktardı. Bu süreç, kamuoyu yorumlarına açılacak ve nihai karar büyük ölçüde seçim takvimine göre şekillenecek. Uzmanlar, bu girişimin 2024 başkanlık seçimleri öncesinde göç karşıtı tabanı memnun etme amacı taşıdığını da dile getiriyor.
Küresel Etkiler ve Teknoloji Devi Devletlerin Tepkisi
H-1B vizesi, yalnızca ABD ekonomisi için değil, küresel teknoloji ekosistemi için de kritik bir öneme sahip. Silikon Vadisi başta olmak üzere birçok teknoloji şirketi, yetenek ihtiyacını büyük ölçüde bu vize programı üzerinden karşılıyor. Muafiyet şartlarının sıkılaştırılması, özellikle Hindistan ve Çin gibi ülkelerden gelen yazılım mühendisleri ve araştırmacıları doğrudan etkileyecek.
Teknoloji devleri, bu tür düzenlemelerin ABD'nin rekabet gücünü zayıflatacağını ve inovasyonu yavaşlatacağını savunuyor. Microsoft, Google ve Apple gibi şirketler, geçmişte H-1B programının genişletilmesi için lobi faaliyetleri yürütmüştü. Ancak Trump yönetiminin bu hamlesi, şirketlerin işe alım stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir; bazı şirketler, ABD dışındaki merkezlerde istihdamı artırma yoluna gidebilir.
ABD'deki üniversiteler ve araştırma kurumları da değişikliklerden endişeli. Özellikle STEM alanlarında (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) doktora sonrası araştırmacıların büyük bir kısmı H-1B muafiyetiyle çalışıyor. Muafiyetlerin kaldırılması, bu araştırmacıları ülkeden ayrılmaya zorlayabilir ve ABD'nin bilimsel liderliğine zarar verebilir. Bu durum, Kanada, İngiltere ve Singapur gibi ülkelerin yetenekli göçmenler için daha cazip hale gelmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk vatandaşlarının ABD'deki çalışma olanaklarını doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Türkiye'den ABD'ye giden mühendisler, yazılımcılar ve akademisyenler, H-1B vizesiyle istihdam ediliyor. Muafiyet şartlarının daraltılması, özellikle ABD'deki üniversitelerde görev yapan Türk akademisyenler için işsizlik riski anlamına gelebilir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin beyin göçü sorununu derinleştirebilir; ancak Türk iş gücünün yurt dışına açılma potansiyeli açısından da alternatif ülkeleri cazip hale getirebilir. Uzmanlar, Türkiye'nin yetenekli iş gücünü ülkeye çekmek için politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.