Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, nefret söyleminin yeni teknolojiler aracılığıyla hızla yayıldığını ve toplumlar üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını belirterek uluslararası toplumu ortak mücadeleye çağırdı. Guterres, yaptığı açıklamada, "Kolektif sesimizi yükseltmeli ve nefreti reddetmeliyiz" ifadesini kullandı. BM Genel Sekreteri'nin bu çağrısı, dijital platformlarda nefret söyleminin artışına ve bunun ayrımcılık, şiddet ve toplumsal kutuplaşmayı körüklemesine karşı küresel bir uyarı niteliği taşıyor.
Nefret Söyleminin Yeni Teknolojilerle Yayılması
Guterres, nefret söyleminin artık geleneksel mecraların ötesine geçerek yapay zeka, algoritmik yönlendirme ve sosyal medya platformları üzerinden çok daha hızlı ve geniş kitlelere ulaştığını vurguladı. Özellikle yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin (deepfake, otomatik metin ve görsel üretimi) nefret söylemini yaymak için kullanılabildiğine dikkat çekti. Bu durum, gerçek ile sahte arasındaki ayrımı bulanıklaştırarak toplumların bilgi kirliliğiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor.
BM Genel Sekreteri, nefret söyleminin sadece bireysel bir sorun olmadığını, aynı zamanda toplumsal barışı ve güvenliği tehdit eden bir olgu olduğunu belirtti. Nefret söyleminin hedef aldığı gruplar arasında etnik, dini ve cinsel azınlıkların yanı sıra mülteciler ve göçmenler de bulunuyor. Guterres, bu tür söylemlerin şiddet eylemlerine zemin hazırlayabileceğini ve toplumsal dokuyu zayıflattığını ifade etti.
Guterres, hükümetlere, teknoloji şirketlerine, sivil topluma ve bireylere önemli görevler düştüğünü hatırlattı. Hükümetlerin yasal düzenlemelerle nefret söylemini suç haline getirmesi, teknoloji şirketlerinin içerik denetim mekanizmalarını güçlendirmesi ve şeffaflık sağlaması gerektiğini söyledi. Ayrıca eğitim yoluyla dijital okuryazarlığın artırılması ve eleştirel düşüncenin teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.
Uluslararası İşbirliği ve BM'nin Rolü
Birleşmiş Milletler, nefret söylemiyle mücadelede çeşitli inisiyatifler yürütüyor. Bunlar arasında "Nefret Söylemiyle Mücadele Eylem Planı" ve "Din ve İnanç Özgürlüğü Eylem Planı" yer alıyor. Guterres, bu planların etkin şekilde uygulanması için üye ülkelerin somut adımlar atması gerektiğini belirtti. Ayrıca, BM'nin dijital işbirliği konusundaki çabalarının altını çizdi.
Nefret söylemi, sadece Batı ülkelerinde değil, Orta Doğu, Asya ve Afrika'da da yükselişte. Özellikle çatışma bölgelerinde nefret söylemi, toplumları ayrıştırarak barış süreçlerini baltalıyor. BM Genel Sekreteri, bu konunun küresel bir sorun olduğunu ve hiçbir ülkenin tek başına üstesinden gelemeyeceğini vurguladı.
Guterres'in çağrısı, 2023 yılında BM tarafından başlatılan ve nefret söylemiyle mücadeleyi amaçlayan küresel kampanyanın bir devamı niteliğinde. Kampanya kapsamında, sosyal medya platformlarına yönelik baskılar artırılmış ve bazı ülkelerde yeni yasalar çıkarılmıştı. Ancak sivil toplum kuruluşları, bu yasaların ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceği endişesini taşıyor. Guterres, dengeyi sağlamanın önemine dikkat çekerek, nefret söylemiyle mücadelenin ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaması gerektiğini söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM'nin nefret söylemiyle mücadele çağrısını yakından takip ediyor. Türkiye, son yıllarda dijital platformlarda artan nefret söylemi ve yabancı düşmanlığıyla mücadelede kendi yasal düzenlemelerini hayata geçirdi. 5651 sayılı kanun ve sosyal medya yasasıyla içerik denetimi ve sorumluluk konusunda adımlar atıldı. Ancak uluslararası alanda Türkiye, İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığına karşı daha etkin bir küresel işbirliği çağrısı yapıyor. Guterres'in açıklamaları, Türkiye'nin nefret söylemiyle mücadeledeki hassasiyetini destekler nitelikte. Özellikle Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve İslamofobi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika gündeminde önemli bir yer tutuyor. BM'nin bu konudaki inisiyatifleri, Türkiye'nin uluslararası platformlarda yürüttüğü mücadeleye katkı sağlayabilir.