ABD Dışişleri Bakanlığı, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, gelecek hafta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu öncesinde Filistinli yetkililere yönelik giriş vizelerinin yeniden reddedildiğini duyurdu. Bu karar, yönetimin üst üste ikinci yıl Filistin heyetinin ABD'ye seyahatini engellemesi anlamına geliyor. Söz konusu adım, Filistin liderliğinin uluslararası platformda sesini duyurma çabalarını sekteye uğratırken, Washington'un İsrail yanlısı tutumunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, vizelerin "güvenlik ve dış politika gerekçeleriyle" reddedildiğini belirtti. Ancak hangi Filistinli yetkililerin etkilendiği ve gerekçelerin ayrıntıları konusunda net bir bilgi verilmedi. Bu uygulama, Başkan Donald Trump döneminde Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile ilişkilerin kopma noktasına gelmesinin ardından başlamıştı. 2018'de Washington, FKÖ'nün Washington ofisini kapatmış, ardından Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımış ve UNRWA'ya yapılan yardımları kesmişti.
Filistin yönetimi, BM Genel Kurulu'na katılarak İsrail'in işgal politikalarını ve Gazze'deki insani krizi dünya gündemine taşımayı hedefliyordu. Ancak ABD'nin vize engeli, bu planları sekteye uğrattı. Geçen yıl da benzer bir engelleme yaşanmış, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, BM Genel Kurulu'na video konferans yoluyla hitap etmek zorunda kalmıştı. Bu yıl da benzer bir yönteme başvurulabileceği belirtiliyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, ABD'nin bu tutumunun BM ev sahibi ülke olarak yükümlülükleriyle çeliştiğini savunuyor. 1947 tarihli BM Merkezi Anlaşması'na göre, ABD'nin BM üyesi ülkelerin temsilcilerine vize vermesi gerekiyor. Ancak Washington, bu yükümlülüğü "güvenlik gerekçeleri"yle esnetebiliyor. Filistin'in BM daimi gözlemci statüsü bulunuyor ve tam üye olmadığı için vize muafiyetinden otomatik olarak yararlanamıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin kararı, Orta Doğu barış sürecini zaten çıkmaza sokmuş durumda. Filistin yönetimi, uluslararası toplumdan destek beklerken, Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak AB'nin Filistin'e verdiği destek ve iki devletli çözüm vurgusu göz önüne alındığında, Brüksel'in bu kararı eleştirmesi muhtemel. Rusya ve Çin ise ABD'nin tutumunu "çifte standart" olarak nitelendirebilir.
BM Genel Kurulu, her yıl Eylül ayında dünya liderlerini New York'ta bir araya getiriyor. Bu yılki toplantı, Gazze'deki savaşın gölgesinde gerçekleşecek. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da katılması bekleniyor. Filistin tarafının temsil edilememesi, kurulun meşruiyetini ve çok taraflılık ilkesini zedeliyor. Öte yandan, ABD'nin bu hamlesi, İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşmasını engellemeye yönelik bir adım olarak yorumlanıyor.
Filistin davasına destek veren ülkeler, BM Genel Kurulu'nda İsrail'i kınayan karar tasarıları sunabilir. Ancak ABD'nin veto yetkisi, Güvenlik Konseyi'nde bağlayıcı karar alınmasını engelliyor. Genel Kurul kararları ise bağlayıcı olmasa da siyasi ağırlık taşıyor. Filistin yönetimi, vize engeline rağmen New York'ta lobi faaliyetlerini sürdürecek heyet üyeleri bulunabileceğini umuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekliyor ve iki devletli çözümü savunuyor. ABD'nin vize engeli, Ankara'nın Filistin konusundaki hassasiyetini daha da güçlendirebilir. Türkiye, BM platformunda Filistin'in sesini duyurmak için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Ayrıca, bu tür engellemeler, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasını pekiştirmesine zemin hazırlayabilir. Ekonomik olarak ise doğrudan bir etki beklenmez; ancak ticari ve enerji koridorları projelerinde istikrarsızlık riski artabilir. Türkiye, insani yardım ve siyasi çözüm çağrılarını sürdürecektir.