Dünyanın en genç ülkesi Güney Sudan, 9 Temmuz 2026'da bağımsızlığının 15. yılını kutluyor. Sudan'dan ayrılma kararının ardından 2011'de yapılan referandumda yüzde 99'a yakın oyla bağımsızlığını ilan eden ülke, ancak bu süre zarfında umut edilen refah ve istikrara kavuşamadı. Aksine, iç savaş, etnik çatışmalar, yoksulluk ve insani kriz, Güney Sudan'ı dünyanın en kırılgan devletlerinden biri haline getirdi.
Bağımsızlık Süreci ve Yaşanan Hayal Kırıklıkları
Güney Sudan'ın bağımsızlık yolculuğu, Sudan'la yıllarca süren kanlı iç savaşın ardından 2005'te imzalanan Kapsamlı Barış Anlaşması ile başladı. Anlaşma, güneye altı yıl içinde kendi kaderini tayin referandumu hakkı tanıdı. 2011'de yapılan referandumda halkın yüzde 98,83'ü bağımsızlıktan yana oy kullandı ve 9 Temmuz 2011'de Güney Sudan resmen bağımsız oldu. Ancak bağımsızlığın ilk günlerindeki coşku, kısa sürede yerini hayal kırıklığına bıraktı. 2013'te Devlet Başkanı Salva Kiir ile eski yardımcısı Riek Machar arasında çıkan güç mücadelesi, ülkeyi etnik temelli bir iç savaşa sürükledi. Çatışmalarda on binlerce kişi öldü, milyonlarca insan yerinden edildi. 2018'de imzalanan barış anlaşmasıyla kısmi bir istikrar sağlansa da, anlaşma hâlâ tam olarak uygulanabilmiş değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Sudan'daki istikrarsızlık, Doğu Afrika bölgesi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Komşu ülkeler Sudan, Uganda, Kenya ve Etiyopya, mülteci akını ve sınır güvenliği sorunlarıyla karşı karşıya. Ayrıca, Güney Sudan'ın petrol rezervleri, ülkeyi küresel enerji piyasasında potansiyel bir oyuncu haline getiriyor. Ancak petrol gelirlerinin büyük kısmı, çatışmalar ve yolsuzluk nedeniyle halka yansımıyor. Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği'nin barış çabaları sınırlı kaldı. Ülkede hâlâ yaklaşık 2 milyon kişi yerinden edilmiş durumda ve 7 milyondan fazla insan gıda yardımına muhtaç. Uluslararası toplum, Güney Sudan'da kalıcı bir barışın tesis edilmesi için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini vurguluyor. Ancak, etnik bölünmüşlük ve zayıf kurumsal yapı, çözümü zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Sudan, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında önemli bir ülke konumunda. Türkiye, bağımsızlığın ardından Güney Sudan ile diplomatik ilişkiler kurmuş ve kalkınma yardımlarında bulunmuştur. Ancak ülkedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin ekonomik ve ticari ilişkilerini sınırlamaktadır. Güney Sudan'da kalıcı barışın sağlanması, bölgesel istikrar açısından Türkiye'nin çıkarlarına hizmet edecektir. Ayrıca, Türkiye'nin Somali'deki barışçıl angajmanı, benzer bir modelin Güney Sudan'da da uygulanması için referans teşkil edebilir. Ancak doğrudan bir etki şu an için sınırlı olup, bölgesel gelişmelerin takip edilmesi önem arz etmektedir.