Güney Kore Maliye Bakanı Choi Sang-mok, ülke ekonomisinin karşı karşıya olduğu artan belirsizlikler ve iç siyasi krizin finansal piyasalarda yarattığı dalgalanmalara karşı hükümetin tüm araçları kullanacağını söyledi. Bakan Choi, döviz kuru ve hisse senedi piyasalarındaki oynaklığı yakından izlediklerini belirterek, gerektiğinde piyasa istikrarını sağlamak için hızlı ve kararlı adımlar atacaklarını vurguladı. Bu açıklama, Güney Kore'nin eski Cumhurbaşkanı Yoon Suk-yeol'un sıkıyönetim ilan etme girişiminin ardından siyasi çalkantı ve zayıflayan yatırımcı güveniyle boğuştuğu bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Güney Kore ekonomisi, son haftalarda bir dizi olumsuz faktörün bir araya gelmesiyle baskı altına girdi. İç cephede, Yoon Suk-yeol'un Aralık ayında kısa süreliğine sıkıyönetim ilan etme kararı siyasi bir krize yol açtı. Muhalefetin öncülüğünde başlatılan azil süreci ve sokak protestoları, ülkenin siyasi istikrarını sorgulatırken, yabancı yatırımcıların güvenini sarstı. Güney Kore wonu, dolar karşısında son haftalarda yüzde 3'ün üzerinde değer kaybetti ve hisse senedi endeksi KOSPI 2500 puan seviyesinin altına geriledi.
Küresel ölçekte ise ABD Merkez Bankası'nın faiz oranlarını düşürmeyeceğine dair artan beklentiler, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırdı. Bunun yanı sıra, Çin ekonomisinin yavaşlaması ve jeopolitik gerilimler, ihracata dayalı Güney Kore ekonomisini olumsuz etkiliyor. Ülkenin ihracatı Kasım ayında bir önceki yıla göre yüzde 1,4 artış gösterdi ancak büyüme hızı yavaşladı. Özellikle yarı iletken sektöründe küresel talebin yumuşaması, Güney Kore'nin en büyük ihracat kalemini tehdit ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Güney Kore'nin finansal piyasalardaki oynaklığı sadece iç dinamiklerle sınırlı değil; bölgesel ve küresel ekonomik dengeleri de etkiliyor. Asya-Pasifik bölgesinde, Japonya ve Tayvan gibi benzer ihracat odaklı ekonomiler, dolar karşısında para birimlerinin değer kaybetmesiyle benzer zorluklar yaşıyor. Güney Kore Merkez Bankası'nın faiz indirimi yapıp yapmayacağı merakla beklenirken, maliye bakanının açıklamaları piyasalara geçici bir rahatlama sağladı.
Küresel yatırımcılar, Güney Kore'nin siyasi krizi çözme kapasitesini ve ekonominin direncini yakından takip ediyor. Eğer durum kötüleşirse, bu durum gelişmekte olan piyasalara yönelik genel bir güven kaybına yol açabilir. Öte yandan, Güney Kore'nin mali disiplini ve güçlü döviz rezervleri, krize karşı tampon görevi görüyor. Ülkenin döviz rezervleri Kasım ayı itibarıyla 410 milyar doların üzerinde bulunuyor ve bu da piyasalara müdahale etme kabiliyetini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore'deki finansal oynaklık, benzer makroekonomik kırılganlıklara sahip Türkiye için önemli bir örnek teşkil ediyor. İki ülke de yüksek dış finansman ihtiyacı ve cari açık sorunuyla mücadele ediyor. Güney Kore'nin piyasalara müdahale açıklaması, Türkiye'de de merkez bankası müdahalelerinin piyasa üzerindeki etkisini akla getiriyor. Ayrıca, küresel faiz artırım döngüsünün devam etmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde sermaye çıkışını tetikleyebilir. Türkiye'nin, Güney Kore'nin uyguladığı sıkı maliye politikaları ve döviz rezervi yönetiminden ders çıkarması, ekonomik istikrarı korumak açısından önem taşıyor.