Küresel sistem, ne klasik çok taraflılığın ideallerine ne de ham güç siyasetinin sertliğine indirgenebilecek bir dönüşümden geçiyor. Eski Merkez Bankası Başkanı Mark Carney ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, bu yeni dünyada başarılı olmanın yolunun, esnek ve amaç odaklı 'mevcut koalisyonlar' (ad hoc coalitions) oluşturmaktan geçtiğini savunuyor. Bu model, kalıcı kurumlara bel bağlamak ile tek taraflı hamleler arasında bir orta yol sunuyor.
Üçüncü Yol: Mevcut Koalisyonlar
Carney ve Stubb'ın önerisi, geleneksel diplomasinin iki kutbunun da ötesine geçiyor. Bir yanda Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumların yavaş ve çoğu zaman etkisiz kaldığı bir 'dilek çok taraflılığı' (wishful multilateralism) var; diğer yanda ise güç dengesine dayanan ve kısa vadeli çıkarları önceleyen 'soğuk realpolitik'. Yazarlara göre her iki yaklaşım da bugünün hızlı değişen krizlerine –iklim değişikliğinden pandemilere, finansal şoklardan jeopolitik çatışmalara– yanıt vermekte yetersiz kalıyor. Çözüm, belirli bir sorunu çözmek için geçici olarak bir araya gelen, misyonu tamamlandığında dağılan ve gerektiğinde yeniden yapılanan esnek ittifaklar. Bu model, dijital çağın hızına ve belirsizliğine uyum sağlayabilecek bir işbirliği biçimi olarak sunuluyor.
Küresel Ekonomi ve Diplomaside Yeni Dönem
Bu yaklaşım, özellikle ekonomi diplomasisinde yankı buluyor. Carney ve Stubb, iklim finansmanı, dijital vergilendirme veya ticaret standartları gibi konularda, tüm ülkeleri kapsayan bir mutabakat beklemek yerine, ilgili ülkelerden oluşan küçük grupların öncülük etmesini öneriyor. Örneğin, karbon salımında lider ekonomilerin oluşturduğu bir 'İklim Koalisyonu' veya merkez bankalarının kripto para düzenlemeleri için kurduğu geçici bir uzman grubu. Benzer şekilde, savunma ve güvenlik alanında da NATO veya BM yerine, belirli bir tehdide karşı kısa süreliğine birleşen ülke grupları (örneğin, Kızıldeniz'de ticari gemileri korumak için kurulan koalisyon) bu modelin somut örnekleri. Yazarlar, bu yaklaşımın daha hızlı karar almayı, daha fazla hesap verebilirliği ve somut sonuçları beraberinde getireceğini iddia ediyor. Ancak bu sistemin, küresel eşitsizlikleri derinleştirme ve büyük güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda geçici koalisyonları manipüle etme riski de bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, mevcut koalisyonlar modeline yabancı değil; Suriye, Libya, Karabağ ve Doğu Akdeniz'deki angajmanları, esnek ittifaklar ve geçici işbirlikleri üzerine kurulu. Carney ve Stubb'ın önerisi, Türkiye'nin halihazırda uyguladığı pragmatik dış politikayı teorik bir çerçeveye oturtuyor. Ancak bu model aynı zamanda Türkiye'yi, AB, NATO veya Şanghay İşbirliği Örgütü gibi kalıcı yapılar arasında sıkışmaktan kurtarıp, kriz odaklı geçici ittifaklarda daha aktif rol oynamaya itebilir. Türk ekonomisi için de önemli bir fırsat; enerji ticareti, savunma sanayii veya iklim finansmanında benzer geçici koalisyonlara liderlik etmek, bölgesel ve küresel etkiyi artırabilir. Bununla birlikte, sistematik kurumların zayıflamasının Türkiye'nin uluslararası hukuk ve ticaretteki konumunu olumsuz etkileyebileceği de göz ardı edilmemeli.