Güney Kore'de 79 yaşındaki Hwang Sun-hee, bir eğitim oturumunda ilk kez online sipariş vermeyi başardığında küçük bir sevinç yaşadı. Ancak bu başarı, ülkedeki yaşlıların dijital dünyayla olan mücadelesinin sadece bir yönünü gösteriyor. Güney Kore, dünyada yaşlılar arasında dijital uçurumun en derin olduğu ülkelerden biri. Hızla dijitalleşen toplumda yaşlılar, bankacılık, alışveriş, sağlık ve kamu hizmetleri gibi temel işlemleri yapmakta giderek daha fazla zorlanıyor ve sıklıkla yardım için yalvarıyor.
Dijitalleşmenin Gölgesinde Kalan Yaşlılar
Güney Kore, dünyanın en hızlı internet altyapılarından birine ve en yüksek akıllı telefon kullanım oranlarına sahip. Ancak bu teknolojik ilerleme, yaşlı nüfus için bir dışlanma aracına dönüşmüş durumda. 65 yaş üstü Güney Korelilerin yalnızca küçük bir kısmı dijital cihazları etkin kullanabiliyor. Koronavirüs salgını sırasında temassız işlemlerin ve online hizmetlerin yaygınlaşması, bu uçurumu daha da derinleştirdi.
Hwang Sun-hee gibi yaşlılar, market alışverişinden doktor randevusuna, emekli maaşlarını kontrol etmekten torunlarıyla görüntülü konuşmaya kadar pek çok konuda dijital becerilere ihtiyaç duyuyor. Ancak karmaşık arayüzler, sürekli güncellenen uygulamalar ve güvenlik endişeleri, onların bu dünyaya adım atmasını engelliyor. Birçok yaşlı, banka şubelerine gidip işlem yapmayı tercih ediyor; ancak şubeler kapanıyor ve hizmetler dijital platformlara taşınıyor.
Hükümet ve sivil toplum kuruluşları, yaşlılara yönelik dijital okuryazarlık eğitimleri düzenliyor. Hwang'ın katıldığı eğitim oturumu da bunlardan biri. Ancak bu tür programlar sınırlı sayıda kişiye ulaşabiliyor ve yaşlıların öğrendiklerini günlük hayatta uygulama fırsatı bulmaları zor oluyor. Uzmanlar, sorunun sadece eğitimle çözülemeyeceğini, aynı zamanda teknoloji şirketlerinin ve hükümetin yaşlı dostu tasarımlar geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.
Küresel Bir Sorun: Dijital Uçurumun Yaşlı Boyutu
Dijital okuryazarlıktaki yaş farkı sadece Güney Kore'nin değil, tüm dünyanın karşı karşıya olduğu bir sorun. Ancak Güney Kore'de bu uçurum, ülkenin hiper-dijitalleşmiş yapısı nedeniyle çok daha belirgin. Dünya Ekonomik Forumu'nun raporlarına göre, gelişmiş ülkelerde bile 65 yaş üstü bireylerin internet kullanımı, genç nüfusa kıyasla önemli ölçüde düşük. Japonya, Almanya ve İskandinav ülkeleri de benzer sorunlarla boğuşuyor; ancak Güney Kore'deki hızlı dijital dönüşüm, yaşlıları daha da savunmasız bırakıyor.
Güney Kore hükümeti, 2020'de dijital kapsayıcılık politikalarını genişletti ve yaşlılara yönelik eğitim programlarının bütçesini artırdı. Ancak eleştirmenler, bu çabaların yetersiz olduğunu ve yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına yeterince hitap etmediğini belirtiyor. Ülkedeki hızlı nüfus yaşlanması göz önüne alındığında, sorunun önümüzdeki yıllarda daha da büyümesi bekleniyor. 2025 itibarıyla Güney Kore nüfusunun %20'sinden fazlasının 65 yaş üstü olması öngörülüyor. Bu da milyonlarca insanın dijital hizmetlerden mahrum kalma riskiyle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor.
Uzmanlar, dijital uçurumun sadece pratik bir sorun olmadığını, aynı zamanda sosyal izolasyon, depresyon ve ekonomik zorluklara yol açtığını belirtiyor. Yaşlılar, dijital platformlara erişemedikleri için sosyal hayattan kopuyor, sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorlanıyor ve hatta dolandırıcılık kurbanı olabiliyor. Bu durum, toplumsal eşitsizliği derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore'deki dijital uçurum, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye'de de nüfus hızla yaşlanıyor ve dijitalleşme günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Özellikle kırsal kesimde ve düşük gelirli yaşlılar arasında dijital okuryazarlık oranı düşük. Pandemi döneminde uzaktan eğitim, online sağlık randevuları ve e-devlet hizmetleri yaygınlaşırken, yaşlılar bu hizmetlere erişimde zorlandı. Türkiye, Güney Kore'nin deneyiminden çıkarak yaşlı dostu dijital politikalar geliştirmeli, teknoloji şirketlerini basit ve erişilebilir tasarımlar konusunda teşvik etmeli ve yaygın eğitim programları düzenlemelidir. Aksi halde benzer bir dijital uçurum Türkiye'de de derinleşebilir ve sosyal eşitsizlik artabilir.