Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri, nükleer denizaltı tedariki ve ortak savunma yatırımlarını içeren kapsamlı bir anlaşma paketi üzerinde resmi müzakerelere başladı. Seul ve Washington arasında başlayan üst düzey görüşmeler, geçtiğimiz haftalarda düzenlenen Lee-Trump zirvesinde varılan mutabakatın uygulanmasını hedefliyor. Müzakereler, Güney Kore'nin nükleer caydırıcılık kapasitesini artırmayı ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Gelişmenin arka planı
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung ile ABD Başkanı Donald Trump arasında geçtiğimiz ay yapılan zirvede, iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin derinleştirilmesi konusunda mutabakata varılmıştı. Zirvenin ardından yayınlanan ortak bildiride, nükleer denizaltı teknolojisi transferi ve ortak tatbikatların artırılması gibi konular yer alıyordu. Şimdi başlayan müzakereler ise bu taahhütlerin somut adımlara dönüştürülmesini sağlayacak.
Müzakere sürecinin ilk aşamasında, Güney Kore'nin nükleer denizaltı filosu oluşturma planı ele alınıyor. Seul, kuzeyden gelen artan füze tehdidine karşı denizaltından fırlatılabilen balistik füzeler (SLBM) taşıyabilecek nükleer enerjili denizaltılar edinmek istiyor. Ancak bu, ABD'nin nükleer silah teknolojisini bir müttefike devretmesi anlamına geleceğinden, Washington'da Kongre onayı ve nükleer silahların yayılmasını önleme antlaşması (NPT) kapsamında hassas bir denge gerektiriyor.
Görüşmelerde ayrıca, ABD'nin Güney Kore'deki askeri üslerine yapacağı yatırım taahhütleri de masaya yatırılıyor. Washington, Kore Yarımadası'ndaki askeri varlığını modernize etmek için Güney Kore ile ortak finansman modelleri geliştirmeyi planlıyor. Bu kapsamda, Pyeongtaek'teki Camp Humphreys üssünün genişletilmesi ve yeni füze savunma sistemlerinin konuşlandırılması gibi projeler değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Kore-ABD nükleer denizaltı iş birliği, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengelerini de etkileyecek. Çin, bu gelişmeyi kendi güvenlik çıkarlarına doğrudan bir tehdit olarak görüyor. Pekin yönetimi, Kore Yarımadası'nda nükleer silahlanmanın yayılmasına yol açabilecek her türlü adıma karşı olduğunu defalarca dile getirdi. Japonya ise benzer bir kapasiteye sahip olmayı arzulasa da, mevcut anayasal kısıtlamaları nedeniyle böyle bir adım atmaktan kaçınıyor.
Rusya da bölgedeki askeri gerilimin artmasından endişe duyuyor. Moskova, Kuzey Kore'nin nükleer programını gerekçe göstererek yeni bir silahlanma yarışının başlamasına karşı uyarıda bulunuyor. Uzmanlar, Güney Kore'nin nükleer denizaltı sahibi olması durumunda, Kuzey Kore'nin daha agresif bir tutum alabileceğini ve bölgede istikrarsızlığın derinleşebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore-ABD nükleer denizaltı müzakereleri, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, küresel güç dengeleri ve NATO'nun stratejik pozisyonu açısından önem taşıyor. Türkiye, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip bir ülke olarak, nükleer caydırıcılık ve denizaltı teknolojilerindeki gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD'nin Güney Kore'ye nükleer denizaltı satışına yeşil ışık yakması, benzer taleplerde bulunan diğer müttefikler için emsal teşkil edebilir. Bu durum, Türkiye'nin de gelecekte benzer bir teknoloji transferi talebini gündeme getirmesine yol açabilir. Ayrıca, Asya-Pasifik'teki gerilimin artması, küresel tedarik zincirlerini etkileyerek Türkiye ekonomisi üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir.