ABD Hazine Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nda meydana gelen saldırılar sonrasında İran'a tanınan geçici petrol satış muafiyetlerini iptal ettiğini duyurdu. Trump yönetimi tarafından yapılan açıklamada, söz konusu muafiyetlerin İran'la varılan mutabakat zaptı (MOU) kapsamında verildiği ancak son gelişmeler ışığında bu imtiyazların geri çekildiği belirtildi. Karar, küresel petrol piyasalarında dalgalanmaya neden olurken, bölgedeki tansiyonun daha da yükselmesine yol açtı.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları kapsamında daha önce sekiz ülkeye (Çin, Hindistan, Güney Kore, Türkiye, İtalya, Yunanistan, Japonya ve Tayvan) geçici muafiyet tanınmıştı. Bu muafiyetler sayesinde söz konusu ülkeler, belirli bir süre boyunca İran'dan petrol ithal edebiliyordu. Ancak Trump yönetimi, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda tankerlere yönelik saldırılarını gerekçe göstererek bu muafiyetleri yenilememe kararı aldı. Hazine Bakanı Steven Mnuchin yaptığı yazılı açıklamada, "İran'ın saldırgan tutumu ve bölgesel istikrarı tehdit eden eylemleri karşısında bu muafiyetlerin sürdürülmesi mümkün değildir" ifadelerini kullandı. Karar, İran'ın petrol ihracatını neredeyse sıfıra indirmeyi hedefleyen ABD'nin 'azami baskı' politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Geçen hafta Hürmüz Boğazı'nda iki ticari tankere düzenlenen saldırı, bölgede gerilimi zirveye taşımıştı. ABD, saldırılardan İran'ı sorumlu tutarken, Tahran yönetimi suçlamaları reddetmişti. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, muafiyetlerin iptaliyle birlikte İran'ın günlük petrol ihracatı 1,5 milyon varilden 500 bin varilin altına düşebilir. Bu durum, küresel petrol arzında daralmaya yol açarak fiyatların yükselmesine neden olabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Muafiyetlerin iptali, başta Çin ve Hindistan olmak üzere İran'dan petrol ithal eden ülkeleri doğrudan etkileyecek. Çin, İran'ın en büyük petrol müşterisi konumunda bulunurken, Hindistan da önemli miktarda İran petrolü satın alıyor. Her iki ülkenin de alternatif tedarikçilere yönelmesi bekleniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin üretim artışıyla oluşacak boşluğu doldurması öngörülüyor. Ancak OPEC+ anlaşması kapsamında üretim kısıtlamalarına giden ülkelerin bu talebi karşılamakta zorlanabileceği belirtiliyor. Petrol fiyatları kararın ardından yüzde 3 oranında yükselirken, analistler fiyatların varil başına 70 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Olayın bir diğer boyutu ise bölgesel güvenlik. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, daha önce boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, bu da ABD ve müttefiklerinin askeri varlığını artırmasına neden olmuştu. Son saldırılar ve muafiyetlerin iptali, bölgede sıcak bir çatışma riskini artırıyor. ABD Savunma Bakanlığı, bölgeye ek savaş gemileri ve hava savunma sistemleri konuşlandırdığını açıkladı. İran ise, ABD'nin kararını 'ekonomik terörizm' olarak nitelendirerek misilleme yapacağını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'dan petrol ithal eden ülkeler arasında yer alıyordu ve daha önce ABD'den muafiyet almıştı. Muafiyetlerin iptali, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde Irak ve Rusya'dan artan petrol ithalatı, bu etkiyi kısmen hafifletebilir. Diplomatik açıdan ise, ABD'nin bu hamlesi Türkiye'yi İran'la ilişkilerinde daha dikkatli bir denge politikası izlemeye itebilir. Bölgesel bir güç olarak Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliğin doğrudan etkileyeceği enerji arz güvenliği ve komşusu İran'la sınır güvenliği konularında hassas bir pozisyonda bulunuyor.