Güney Afrika'nın Durban kentinde, Etiyopyalı mülteci Helana Wolde evini kilitleyip televizyondan binlerce öfkeli göstericinin yabancıları ülkeyi terk etmeye çağıran yürüyüşünü izlerken, hem korku hem de kalma kararlılığı arasında sıkışmış durumda. Wolde, “Korkuyorum ama gidecek başka bir yerim yok” diyor. Güney Afrika'da artan yabancı düşmanlığı, özellikle Somali, Etiyopya ve Bangladeş'ten gelen göçmenleri hedef alırken, hükümet yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları durumu kontrol altına almaya çalışıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yabancı Düşmanlığının Yükselişi
Güney Afrika'da yabancılara yönelik şiddet ve söylemler son yıllarda giderek artıyor. Ülkenin yüksek işsizlik oranları (resmi olarak %34, gençlerde %60'ı aşan) ve ekonomik durgunluk, yerel halk arasında göçmenlerin iş ve kaynakları çaldığı algısını güçlendirdi. Geçtiğimiz hafta Johannesburg, Durban ve Cape Town gibi büyük şehirlerde düzenlenen protestolarda, yabancılara ait iş yerleri yağmalandı ve bazı göçmenler saldırıya uğradı.
Helana Wolde, 2015'te Etiyopya'daki siyasi baskıdan kaçarak Güney Afrika'ya sığınmış ve Durban'da küçük bir dükkan işletiyor. Ancak artan düşmanlık nedeniyle dükkanını kapatmak zorunda kaldı. “Artık sokağa çıkmaya korkuyorum. Polis bile bizi korumuyor” diyen Wolde, diğer birçok göçmen gibi geçici bir koruma statüsüyle yaşadığı için kalıcı çözüm arayışında.
Güney Afrika Hükümeti, olayları kınasa da etkin bir müdahale sağlayamıyor. İçişleri Bakanı Aaron Motsoaledi yaptığı açıklamada, “Yabancı düşmanlığı kabul edilemez, ancak yasaları çiğneyen herkesle mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı. Ancak insan hakları örgütleri, hükümetin yabancılara yönelik nefret söylemini durdurmak için yeterli adım atmadığını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Afrika'da Göç Krizi
Güney Afrika'daki bu durum, sadece ülkeyle sınırlı kalmayıp tüm Afrika kıtasında yankı buluyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, Güney Afrika'da yaklaşık 250.000 mülteci ve sığınmacı bulunuyor, ancak kayıt dışı göçmenlerle bu sayının 2 milyonu aştığı tahmin ediliyor. Ekonomik zorluklar, siyasi istikrarsızlık ve iklim değişikliği gibi faktörler, milyonlarca Afrikalıyı daha iyi bir yaşam umuduyla güneye doğru itiyor.
Öte yandan, Güney Afrika'nın yabancı düşmanlığı, Afrika Birliği ve diğer bölgesel örgütlerin dikkatini çekiyor. Afrika Birliği, üye ülkeleri yabancılara karşı ayrımcılıkla mücadele etmeye çağırırken, kıtada serbest dolaşım ve entegrasyon hedefleriyle çelişen bu durum, birlik ideallerini zedeliyor. Uzmanlar, bu tür olayların Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'nin (AfCFTA) uygulanmasını da olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika kıtasında artan ekonomik ve diplomatik varlığıyla Güney Afrika'yı da önemli bir ortak olarak görüyor. Ancak Güney Afrika'da yabancı düşmanlığının tırmanması, Türk vatandaşları ve yatırımlarını da etkileyebilir. Türkiye'nin Güney Afrika'da faaliyet gösteren iş insanları ve Türk şirketlerinin güvenliği, gelişmeler yakından takip edilmeli. Ayrıca, Afrika'daki göç hareketlerinin Türkiye üzerindeki dolaylı etkileri (örneğin, düzensiz göç rotaları) da dikkate alınmalı. Türkiye, insani yardım ve kalkınma işbirliği politikaları çerçevesinde, bölgedeki istikrarın sağlanmasına katkı sunabilir.