Güney Afrika hükümetinin kayıt dışı çalışan göçmenlere yönelik başlattığı operasyon, Johannesburg'un iç bölgelerinde ciddi bir gerilime yol açıyor. Ülkede artan işsizlik ve ekonomik durgunlukla mücadele eden hükümet, özellikle Zimbabve, Mozambik ve Malavi gibi komşu ülkelerden gelen düzensiz göçmenleri hedef alıyor. Ancak bu operasyonlar, kentin küçük işletmelerinin büyük ölçüde göçmen işçilere bağımlı olduğu gerçeğini de gün yüzüne çıkarıyor.
Artan işsizlik ve göçmen karşıtlığı
Güney Afrika, COVID-19 salgını sonrası derinleşen ekonomik krizle boğuşuyor. Resmi işsizlik oranı %30'un üzerinde seyrederken, genç işsizliği %60'a yaklaşıyor. Bu ortamda, özellikle yerli halk arasında göçmenlerin işlerini ellerinden aldığı yönünde yaygın bir algı var. Hükümet de bu taleplere duyarsız kalmayarak, geçtiğimiz aylarda Johannesburg'un Yeoville, Hillbrow ve Berea gibi göçmen yoğunluklu bölgelerinde baskınlar düzenledi.
Baskınlarda yüzlerce kişi gözaltına alındı, kayıt dışı çalıştığı tespit edilen işletmelere para cezaları kesildi. Ancak bu operasyonlar, işletmelerin kapanmasına ve tedarik zincirlerinin aksamasına neden oldu. Johannesburg Ticaret Odası'na göre, kentteki küçük işletmelerin yaklaşık %40'ı göçmen işçi istihdam ediyor. Bu işçiler, yerel halkın çalışmak istemediği düşük ücretli ve ağır işlerde çalışıyor.
Göçmen işçilerin hayatları tehlikede
Göçmen işçiler, hem yasal statü eksikliği hem de artan göçmen karşıtı söylemler nedeniyle savunmasız durumda. Operasyonlar sırasında birçok göçmen, evini ve işini terk etmek zorunda kalıyor. İnsan hakları örgütleri, bu baskınların ayrımcılığı körüklediğini ve göçmenlerin şiddete maruz kalma riskini artırdığını belirtiyor.
Güney Afrika, 2008 yılında patlak veren ve onlarca kişinin ölümüne yol açan yabancı düşmanlığı saldırılarının ardından göç politikalarını sertleştirmişti. Ancak mevcut ekonomik koşullar, toplumsal gerilimi yeniden tırmandırıyor. Uzmanlar, hükümetin göçmen karşıtı söylemlerinin siyasi bir malzeme olarak kullanıldığını ve bunun uzun vadede Güney Afrika'nın bölgesel istikrarına zarar verebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Afrika'nın göçmen politikalarındaki bu sertleşme, Türkiye açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Afrika kıtasında artan nüfuzuyla biliniyor ve Güney Afrika ile ticari ilişkilerini derinleştiriyor. Johannesburg'daki iç karışıklıklar, Türk iş insanlarının yatırım yaptığı bölgelerde istikrarsızlık yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi sınırları içinde göçmen politikalarına yönelik tartışmalar göz önüne alındığında, Güney Afrika'daki bu gelişme, göç yönetiminde güvenlikle kalkınma arasındaki dengenin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Türk dış politikası, Afrika'da ekonomik işbirliğini öncelerken, bu tür toplumsal gerilimlerin yatırım ortamını nasıl etkilediğini izlemelidir.