ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İran ile ABD arasındaki gerginliği sona erdirmek amacıyla İsviçre'nin Zürih kentine ulaştı. Vance, diğer üst düzey ABD'li yetkililerle birlikte Tahran yönetiminden bir heyetle kapsamlı bir barış anlaşması için müzakerelere başladı. Ancak görüşmeler sürerken İran, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine kapalı kalmaya devam edeceğini açıkladı. Bu durum, küresel enerji piyasalarında yeni bir şok dalgası yaratırken, uluslararası toplumun odağı Zürih'teki diplomasi trafiğine çevrilmiş durumda.
Zürih’te Kritik Diplomasi ve Hürmüz Ablukası
J.D. Vance'in Zürih'e gelişi, ABD'nin İran ile askeri gerilimi düşürmek için attığı en somut adım olarak değerlendiriliyor. Görüşmelere, Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi'nden üst düzey yetkililerin de katıldığı bildiriliyor. İran tarafında ise Dışişleri Bakanı ve Devrim Muhafızları'na yakın bir müzakere ekibinin yer aldığı belirtiliyor. Tarafların, nükleer program, balistik füzeler ve bölgesel etki alanları gibi başlıkları masaya yatırması bekleniyor.
Ancak Tahran'ın, Hürmüz Boğazı'nı abluka altında tutma kararı, müzakerelerin hemen öncesinde bir pazarlık kozu olarak yorumlanıyor. İranlı yetkililer, ABD'nin taleplerini karşılamaması halinde boğazı yeniden açmayı düşünmeyeceklerini ima ediyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolu, halihazırda küresel petrol fiyatlarını varil başına 95 doların üzerine taşımış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Güvenliği Tehdit Altında
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, yalnızca İran ve ABD arasındaki bir kriz değil, aynı zamanda Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi büyük enerji ithalatçıları için doğrudan bir tehdit. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de alternatif nakliye yolları arayışına girmiş durumda. ABD Donanması, bölgedeki varlığını artırırken, İran ise kıyı savunma sistemleri ve mayın döşeme kapasitesiyle caydırıcılığını sürdürüyor.
Zürih görüşmelerinin başarısız olması halinde, tırmanma riski yüksek. Uzmanlar, İran'ın nükleer programa yönelik kısıtlamaları kabul etmesi karşılığında ABD'nin yaptırımları hafifletmesi ve boğazın açılmasının garantilenmesi gibi bir formül üzerinde durulduğunu belirtiyor. Ancak her iki taraftaki şahin kanatların müzakerelere şüpheyle yaklaştığı biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye, ham petrol ithalatının büyük bölümünü Irak ve Körfez ülkelerinden sağlıyor; bu petrolün önemli bir kısmı Hürmüz üzerinden taşınıyor. Boğazın kapalı kalması, akaryakıt fiyatlarını yükselterek enflasyonu körükleyebilir. Ankara, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile diplomatik temaslarını korurken, Irak üzerinden alternatif kara ve boru hattı seçeneklerini değerlendiriyor. Ayrıca Türkiye'nin, Zürih görüşmelerinde arabuluculuk teklifinde bulunabileceği konuşuluyor.