Güneydoğu Asya, yaklaşan kuru mevsimle birlikte potansiyel olarak tehlikeli bir duman sezonuyla karşı karşıya. Artan enerji ve gübre maliyetleri, yangın önleme çabalarını zayıflatırken, aşırı hava olayları orman ve arazi yangını riskini yükseltiyor. Analistler, tarımsal şirketlerin yüksek üretim maliyetleri baskısı altında, yangınla mücadele için ayrılan bütçeleri kısabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, bölgeyi yıllardır etkileyen transsınır hava kirliliği sorununu yeniden alevlendirebilir. Endonezya, Malezya, Singapur ve Tayland gibi ülkeler, özellikle El Nino etkisiyle daha kurak geçmesi beklenen 2024 yılında, daha yoğun bir duman kriziyle karşılaşabilir.
Krizin arka planı: Artan maliyetler ve azalan önlemler
Güneydoğu Asya’da her yıl kuru mevsimde meydana gelen orman ve arazi yangınları, bölge genelinde ciddi hava kirliliğine neden oluyor. Özellikle Endonezya’nın Sumatra ve Borneo adalarındaki palm yağı ve kağıt hamuru plantasyonları, yangınların ana kaynağı olarak görülüyor. Küresel enerji ve gübre fiyatlarındaki artış, bu sektördeki şirketlerin maliyetini yükseltirken, yangın önleme ve söndürme faaliyetlerine ayrılan kaynakların azaltılmasına yol açabilir. Uzmanlar, yangınla mücadele ekiplerinin sayısının azaltılması, erken uyarı sistemlerinin bakımının ihmal edilmesi ve su kaynaklarının yetersiz kullanılması gibi risklere dikkat çekiyor.
Geçmiş yıllarda Endonezya’daki yangınlar, milyarlarca dolarlık ekonomik kayba ve on milyonlarca insanın sağlık sorunları yaşamasına neden olmuştu. 2015 yılındaki büyük yangınlar, sadece Endonezya ekonomisine 16 milyar dolar zarar verirken, komşu Malezya ve Singapur’da da okulların kapanmasına ve uçuşların iptal edilmesine yol açmıştı. Bu yıl El Nino etkisiyle daha kurak bir dönem beklenirken, yangın riski de artıyor. Ancak artan maliyetler, hükümetlerin ve şirketlerin önleyici tedbirleri yeterince uygulamasını engelleyebilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Duman krizinin etkileri
Güneydoğu Asya’daki orman yangınları yalnızca ulusal bir sorun olmayıp, transsınır hava kirliliği yoluyla bölgesel bir krize dönüşüyor. Endonezya’da çıkan yangınlardan yayılan duman, Malezya, Singapur, Tayland ve hatta Filipinler’e kadar ulaşıyor. Bu durum, bu ülkeler arasında diplomatik gerilimlere de neden oluyor. Singapur ve Malezya, Endonezya’yı yangınları kontrol altına almak için yeterli çaba göstermemekle suçluyor. Ancak Endonezya, özellikle palm yağı ve kağıt hamuru endüstrisinin ekonomik önemi nedeniyle, katı önlemler almada isteksiz davranabiliyor.
Küresel ölçekte ise bu yangınlar, büyük miktarda karbondioksit ve metan salınımına neden olarak iklim değişikliğini hızlandırıyor. Aynı zamanda, Asya’nın en büyük palm yağı ihracatçısı olan Endonezya’daki üretim kesintileri, küresel gıda fiyatlarını etkileyebilir. Dünya Bankası verilerine göre, 2019 yılında Endonezya’daki yangınlar 11 milyon hektar alanı kül ederken, atmosfere 708 milyon ton karbon salınımına yol açtı. Bu rakam, Brezilya’daki Amazon yangınlarından daha fazlaydı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güneydoğu Asya’daki orman yangınları, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, palm yağı ve tropikal kereste gibi ürünlerde Endonezya ve Malezya’ya bağımlıdır; yangınlar nedeniyle bu ürünlerin fiyatı artabilir. Ayrıca, bölge havayolu şirketleriyle olan bağlantılar, duman nedeniyle aksayabilir. İklim değişikliği bağlamında, bu yangınlar küresel karbon emisyonlarını artırarak Türkiye’yi de etkileyen sıcaklık artışı ve kuraklık riskini yükseltir. Türkiye, yangınla mücadele konusundaki deneyimini ASEAN ülkeleriyle paylaşabilir ve bölgesel işbirliği fırsatları oluşturabilir.