Myanmar'da 2021 darbesinden bu yana süren iç savaş, her geçen gün daha ağır bir insani bedel yaratıyor. Bağımsız çatışma izleme kuruluşu ACLED'den Su Mon Thant, ordu birliklerinin sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının arttığını ve ülkenin kuzeybatısındaki Arakan Ordusu'nun Rohingya Müslüman azınlığına karşı yeni insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiğini belirtiyor. Özellikle Rakhine eyaletinde ve Chin eyaletinin güneyinde yoğunlaşan çatışmalar, binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açarken, Birleşmiş Milletler insani yardım kuruluşları da bölgede gıda, su ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşandığı uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Myanmar'da ordu, 2021'de seçilmiş hükümeti devirerek yönetime el koydu. Bu darbenin ardından ülke genelinde silahlı direniş grupları ortaya çıkarken, ordu da sert bir askeri operasyon başlattı. ACLED verilerine göre, sadece 2023 yılında 2.500'den fazla sivil çatışmalarda hayatını kaybetti.
Rohingya toplumu, 2017'de ordu tarafından gerçekleştirilen ve BM'nin soykırım olarak nitelendirdiği operasyonlarla büyük bir kıyıma uğramış, yaklaşık 740.000 kişi Bangladeş'e sığınmak zorunda kalmıştı. Şimdi ise, Arakan Ordusu'nun başını çektiği etnik silahlı gruplar, Rohingyalıları hedef alarak zorla askere alma ve evlerini terk etmeye zorlama gibi yöntemler kullanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Myamnar'daki çatışma, bölgesel güç dengelerini de etkilemektedir. Çin ve Rusya, Myanmar ordusuna askeri ve diplomatik destek sağlarken, Hindistan ve Tayland da sınır güvenliği endişeleriyle durumu yakından izliyor. ABD ve Avrupa Birliği ise yaptırımlarla Myanmar yönetimine baskı yapmaya çalışıyor.
Arakan Ordusu'na yönelik Rohingya karşıtı eylemler, Bangladeş ile Myanmar arasında gerilimi tırmandırma potansiyeli taşıyor. Bangladeş, Rohingya mültecilerini geri göndermek için yıllardır çaba gösterse de, koşulların güvenli olmadığı gerekçesiyle bu süreç ilerlemiyor. Bu durum, Güney Asya'da istikrarsızlığı artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki kriz, Türkiye'nin özellikle Rohingya meselesine yönelik insani girişimlerini yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, 2017'den bu yana Bangladeş'teki Rohingya kamplarına yardım ulaştırmış ve uluslararası platformlarda soykırımın tanınması için çaba göstermiştir. Son saldırılar, Türkiye'nin bu konudaki diplomatik gayretlerini yoğunlaştırmasını gerektirebilir. Ayrıca, Myanmar'daki çatışmanın bölgesel yansımaları, Hint-Pasifik stratejisi kapsamında Türkiye'nin Güneydoğu Asya ile ilişkilerini de etkileyebilir. Türk dış politikası, bu krizde insan hakları ve insani yardım odaklı bir duruş sergileyerek hem uluslararası prestijini koruyabilir hem de müttefikleriyle iş birliğini artırabilir.