Google, Eylül ayı başında Avrupa Birliği’ne (AB) 4.6 milyar euro ödeyerek rekabet ihlalleri nedeniyle verilen en büyük cezayı kapatmış oldu. Bu ödeme, AB’nin 2026 yılı bütçesinin yüzde 2’sinden fazlasına denk geliyor ve blok genelinde üye ülkelerin mali yükünü hafifletmesi bekleniyor. Brüksel, yıllardır süren hukuki mücadeleyi sona erdiren bu ödemeyle, özellikle dijital vergi ve rekabet politikalarında önemli bir emsal oluşturmayı hedefliyor. Öte yandan, cezanın AB bütçesine nasıl dağıtılacağı ve Türkiye gibi aday ülkelerle ilişkilere etkisi merak konusu.
Gelişmenin Arka Planı
AB Komisyonu, 2018 yılında Google’a Android işletim sistemi üzerinden rekabeti engellediği gerekçesiyle 4.3 milyar euro ceza kesmiş, bu miktar daha sonra faizlerle 4.6 milyar euroya çıkmıştı. AB Rekabet Komiseri Margrethe Vestager, “Google’ın pazar hakimiyetini kötüye kullanması, tüketicilere zarar vermiş ve yenilikçiliği engellemiştir” diyerek kararı savunmuştu. Ceza, Google’ın rakip arama motorlarını ve tarayıcıları kullanıcılara dayatmasına odaklanıyor. Google ise temyiz sürecini sürdürürken 2023’te Avrupa Adalet Divanı’nın kararı onaylamasıyla birlikte ödeme yapmayı kabul etti. Şirketin toplam ceza miktarı, AB tarihinde bir şirkete verilen en yüksek para cezası olarak kayıtlara geçti. Bu ödeme, AB’nin dijital piyasalarda denetim gücünü artırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
AB, bu parayı üye ülkeler arasında paylaştırırken, ceza gelirleri genellikle blok bütçesine katkı olarak ekleniyor. 2026 bütçesinin toplam büyüklüğü yaklaşık 200 milyar euro olan AB, Google’ın ödemesi sayesinde üye devletlerden toplanan katkıları bir miktar azaltmayı planlıyor. Özellikle pandemi sonrası toparlanma ve yeşil dönüşüm fonları için bu kaynak kritik önem taşıyor. Ancak bazı üye ülkeler, bu tür cezaların öngörülemezliğini eleştirerek, bütçe planlamasını zorlaştırdığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Google’ın cezası, AB’nin dijital şirketler üzerindeki düzenleyici gücünün bir göstergesi olarak küresel çapta yankı uyandırdı. ABD’li teknoloji devlerine yönelik benzer cezaların (örneğin Apple, Meta) yanı sıra Çin’in Alibaba gibi platformlarına uygulanan yaptırımlar, dijital egemenlik tartışmalarını alevlendiriyor. AB, Dijital Piyasalar Yasası (DMA) ve Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemelerle öncülük yaparken, diğer ülkeler de benzer adımlar atıyor. Türkiye de Rekabet Kurumu aracılığıyla Google’a yerel düzeyde cezalar uygulamış ancak bu cezalar AB ölçeğinde değil. Uzmanlar, AB’nin bu cezayı, diğer teknoloji şirketlerine bir uyarı olarak kullanacağını ve vergi kaçırmanın maliyetini artıracağını öngörüyor.
Öte yandan, kadınlar için çalışma izniyle ilgili Katar’da yapılan düzenlemeler ve Katar Hava Yolları’nın AB hava sahasına dönüşü gibi konular da gündemde. Ancak Google cezası, AB’nin mali disiplin ve teknoloji regülasyonu alanındaki kararlılığını vurguluyor. Ceza gelirlerinin çevre ve dijital dönüşüm projelerine yönlendirilmesi, AB’nin stratejik öncelikleriyle uyumlu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin AB ile mali ve dijital politikalarında dolaylı etkiler yaratabilir. AB bütçesine eklenen bu kaynak, Türkiye’nin adaylık sürecinde fonlara erişimini etkileyecek yatırım programlarına kaynak sağlayabilir. Ayrıca Türkiye, Google’a yönelik yerel rekabet cezalarında AB’nin emsal kararlarını referans alabilir. Ceza tutarı, Türkiye’nin milli gelirine kıyasla önemli bir meblağ olmasa da, dijital regülasyon konusunda AB standartlarına uyum hedefini güçlendirebilir. Kıbrıs meselesi ve Doğu Akdeniz’deki gerilimler gibi diğer konular AB gündeminde öncelikli olmaya devam etse de, bu tür mali gelişmeler Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde teknik alanlarda işbirliğini artırabilir.