Londra'nın sanat ve beşeri bilimler alanında köklü bir geçmişe sahip Goldsmiths Üniversitesi, mali darboğaz ve yapısal reform baskıları nedeniyle kademeli olarak küçülüyor. Bu durum, İngiliz üniversite sisteminin piyasalaşma odaklı dönüşümünün getirdiği kırılganlıkların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Kurum, artan bütçe açıkları ve azalan öğrenci kayıtlarıyla başa çıkmak için personel çıkarmaları ve bazı bölümleri kapatma kararları alırken, eğitim camiasında bu durumun ülke genelindeki diğer yükseköğrenim kurumları için de bir uyarı niteliği taşıdığı belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Piyasalaşma ve Kriz
Goldsmiths, 2010 yılından bu yana İngiliz üniversitelerinde uygulanan neoliberal politikaların ve piyasalaşmanın somut bir örneği haline geldi. Hükümetin öğrenci harçlarını artırması ve üniversiteleri piyasa odaklı bir modele yönlendirmesi, kurumları gelir getirici bölümlere ağırlık vermeye itti. Beşeri bilimler ve sosyal bilimler gibi düşük kâr marjlı alanlar ise giderek daraldı. Goldsmiths, özellikle sanat ve tasarım alanındaki güçlü itibarına rağmen, bu dönüşümden en çok etkilenen kurumlardan biri oldu. 2023-2024 mali yılında 15 milyon sterlinlik bir açık bekleyen üniversite, bu açığı kapatmak için 130'dan fazla personel çıkarmayı ve bazı bölümleri yeniden yapılandırmayı planlıyor. Bu hamleler, hem akademik kadroda hem de öğrenciler arasında büyük tepki çekiyor.
Uzmanlar, Goldsmiths'in yaşadığı krizin aslında tüm ülkeye yayılmış bir sorunun parçası olduğunu vurguluyor. İngiltere'deki birçok üniversite, Brexit sonrası AB fonlarından yoksun kalma, enflasyonist baskılar ve uluslararası öğrenci sayısındaki dalgalanmalar nedeniyle zor durumda. Hükümetin destek paketleri ise yetersiz kalırken, piyasa mekanizmalarına aşırı güvenin üniversiteleri iflasın eşiğine getirebileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Eğitimde Eşitlik ve Kalite Sorunu
Goldsmiths vakası, sadece İngiltere'de değil, benzer politikalara sahip diğer gelişmiş ülkelerde de tartışmalara yol açıyor. Yükseköğrenimin ticarileşmesi, eğitimde eşitlik ve kalite arasındaki dengeyi bozuyor. Özellikle sosyal bilimler ve sanat alanlarının ihmal edilmesi, uzun vadede toplumsal düşünce yapısı ve kültürel üretim üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Küresel ölçekte, öğrenciler giderek artan borç yükü ve düşük istihdam oranlarıyla karşı karşıya kalırken, üniversiteler de ayakta kalabilmek için etik sınırları zorlayan stratejilere yöneliyor. Bu durum, yükseköğrenimin temel misyonu olan bilgi üretimi ve toplumsal faydanın sorgulanmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer piyasalaşma eğilimleri gözlemleniyor; vakıf üniversitelerinin sayısındaki artış ve devlet üniversitelerinin performans odaklı bütçelendirilmesi, kalite ve erişim dengesini zorluyor. Goldsmiths krizi, Türk yükseköğrenim sistemine önemli bir uyarı niteliğinde. Eğer Türkiye'de de beşeri bilimler ve temel bilimler alanları ihmal edilirse, uzun vadede Ar-Ge kapasitesi ve kültürel üretim zayıflayabilir. Ayrıca, öğrenci borçlanması ve istihdam sorunları, gelecekte sosyal patlamalara yol açabilecek birikimlere neden olabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin Goldsmiths örneğinden ders çıkararak, eğitimde piyasa odaklı yaklaşımlara karşı daha dikkatli olması ve kamu finansmanını stratejik alanlara yönlendirmesi gerekiyor.