Türkiye'nin de aralarında bulunduğu sekiz ülke, salı günü İsrail'e Gazze barış planının ilk aşaması kapsamındaki yerine getirilmemiş taahhütlerini derhal yerine getirmesi çağrısında bulundu. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Türkiye'nin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün'ün imzaladığı ortak açıklamada, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması talep edildi.
Çağrının arka planı ve ateşkes süreci
Gazze'deki çatışmaların sona erdirilmesi için uluslararası arabuluculuk çabaları aylardır sürüyor. Mısır ve Katar'ın yürüttüğü müzakereler sonucunda varılan ateşkes anlaşması, üç aşamalı bir plan çerçevesinde uygulanıyor. İlk aşamada belirli sayıda esir ve tutuklunun serbest bırakılması, insani yardımların artırılması ve belirli bölgelerden askeri çekilme öngörülüyor. Ancak İsrail'in bu taahhütleri tam olarak yerine getirmediği yönünde uluslararası kamuoyunda yaygın bir kanı var.
Sekiz ülkenin ortak açıklaması, ateşkesin henüz kırılgan olduğu ve insani krizin derinleştiği bir dönemde geldi. Açıklamada, İsrail'in yükümlülüklerini geciktirmesinin bölgesel istikrarı tehlikeye attığı ve iki devletli çözüm umutlarını zayıflattığı vurgulandı. Ülkeler, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına saygı gösterilmesi gerektiğini hatırlattı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu ortak açıklama, İslam dünyasının ve Arap devletlerinin İsrail'e yönelik diplomatik baskısını artırma çabası olarak yorumlanıyor. Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Ürdün gibi bölgenin kilit aktörlerinin yanı sıra Türkiye, Pakistan ve Endonezya gibi önemli Müslüman ülkelerin aynı metinde buluşması, Filistin meselesinde ortak bir zemin arayışının göstergesi. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE'nin İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olduğu bir dönemde bu tür bir baskı, Riyad ve Abu Dabi'nin Filistin davasına bağlılığını gösterme ihtiyacından kaynaklanıyor.
Öte yandan ABD yönetimi, ateşkesin sürdürülmesi için İsrail'e baskı yapıyor ancak İsrail iç siyasetindeki aşırı sağcı koalisyon ortakları, anlaşmanın ikinci ve üçüncü aşamalarına karşı direniyor. Bu durum, ateşkesin kalıcılığını tehlikeye atıyor. Sekiz ülkenin çağrısı, İsrail üzerindeki uluslararası meşruiyet baskısını artırmayı amaçlıyor.
Gazze'deki insani durum ise her geçen gün kötüleşiyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, bölgede gıda, su ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada. Ateşkesin ilk aşamasında sağlanan insani koridorların etkin kullanılamaması, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelliyor. Bu nedenle imzacı ülkeler, İsrail'i yardım girişlerini kolaylaştırmaya ve kuşatma altındaki bölgelere erişimi açmaya davet ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin bu ortak açıklamada yer alması, Filistin meselesindeki aktif diplomasisinin bir yansıması. Ankara, hem bölgesel hem de küresel düzeyde İsrail'e baskı yapılması gerektiğini savunuyor ve ateşkesin kalıcı olması için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk alması çağrısında bulunuyor. Ayrıca Türkiye, Gazze'ye insani yardım ulaştırılması konusunda öncü rol üstleniyor. Bu açıklama, Türkiye'nin Arap ve Müslüman ülkelerle ortak hareket ederek bölgesel istikrarı sağlama çabasını gösteriyor. Ekonomik ve güvenlik açısından ise ateşkesin kalıcılığı, Doğu Akdeniz'deki gerilimin azalmasına ve Türkiye'nin bölgesel ticaret yollarının güvenliğine katkı sağlayabilir.