Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yürütülen ve dünya genelinde 15 yaşındaki öğrencilerin akademik becerilerini ölçen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2022 sonuçları, matematik, fen bilimleri ve okuma alanlarında tarihi düşüşler olduğunu ortaya koydu. Salgın sonrası ilk kez yapılan bu küresel sınav, Kovid-19 pandemisinin eğitim üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne sererken, düşüşün yalnızca salgına bağlanamayacak kadar derin olduğu belirtiliyor.
PISA 2022: Düşüşün Boyutları ve Nedenleri
PISA 2022 araştırması, 81 ülke ve bölgeden yaklaşık 690.000 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Sonuçlara göre, matematikte ortalama puan 2018'e kıyasla 15 puan düşerek 472'ye geriledi. Bu, PISA tarihindeki en büyük düşüş. Fen bilimlerinde 13 puanlık, okumada ise 10 puanlık gerileme kaydedildi. OECD Eğitim Direktörü Andreas Schleicher, "PISA 2022, eğitimde benzeri görülmemiş bir şokun ardından toparlanma çabalarının yetersiz kaldığını gösteriyor" dedi. Düşüşün nedenleri arasında uzaktan eğitim süreçlerindeki aksaklıklar, öğrencilerin motivasyon kaybı, aile desteğindeki azalma ve okulların kapanma süreleri gösteriliyor. Ancak bazı ülkelerde düşüş eğilimi pandemi öncesinde de başlamıştı. Örneğin Finlandiya, 2000'li yılların başındaki başarısını sürdüremiyor; matematik puanı 2003'ten bu yana 50 puanın üzerinde azaldı. Benzer şekilde Fransa, Almanya ve İzlanda'da da uzun süreli gerileme dikkat çekiyor.
Küresel Eğitim Trendleri ve Ekonomik Yansımaları
PISA sonuçları, sadece eğitimciler için değil, ekonomistler için de alarm zilleri çalıyor. Zira öğrenci başarısı, uzun vadede ülkelerin ekonomik rekabet gücünü ve inovasyon kapasitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri. Dünya Bankası verilerine göre, öğrenme kayıpları nedeniyle küresel GSYİH'nın 2100 yılına kadar yıllık %1,5 oranında azalabileceği tahmin ediliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu kayıp daha da büyük olabilir. Asya ülkeleri arasında ise farklı bir tablo var: Singapur, Japonya, Güney Kore ve Çin'in bazı bölgeleri (Pekin, Şanghay, Jiangsu, Zhejiang) üst sıralardaki yerini koruyor. Singapur, matematikte 575 puanla zirvede yer alırken, fen ve okumada da ilk sırada. Ancak bu ülkelerde de düşüş yaşanmadı değil; örneğin Japonya'nın matematik puanı 2018'e göre 6 puan geriledi. Avrupa'da ise Estonya, İrlanda ve İsviçre görece iyi performans gösteren ülkeler arasında. ABD, matematikte 465 puanla OECD ortalamasının altında kalırken, okumada 504 puanla ortalamanın üzerine çıktı. Cinsiyet farkı da dikkat çekici: Kızlara kıyasla erkekler matematikte ortalama 9 puan daha yüksek, kızlar ise okumada 24 puan önde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, PISA 2022'de matematikte 453 puanla OECD ortalamasının (472) altında kaldı, ancak 2018'e göre 3 puanlık artış gösterdi. Fen bilimlerinde 476 puanla OECD ortalamasını yakaladı, okumada ise 456 puanla ortalamanın altında. Türkiye'nin genel performansı, gelişmekte olan ülkeler arasında orta düzeyde. Ancak ülke içindeki bölgesel farklılıklar ve sosyoekonomik eşitsizlikler, eğitimde fırsat eşitliği sorununu derinleştiriyor. Küresel düşüş eğilimi, Türkiye'nin ekonomik büyümesi ve iş gücü verimliliği için risk oluşturuyor. Nitelikli insan kaynağı, doğrudan yabancı yatırım çekmede ve teknoloji üretiminde kritik öneme sahip. Bu nedenle eğitim sistemindeki reformlar ve öğretmen niteliğinin artırılması, Türkiye'nin uzun vadeli ekonomik hedefleri açısından hayati. Ayrıca, genç nüfusun beceri düzeyindeki gerileme, işsizlik ve gelir dağılımı adaletsizliğini daha da kötüleştirebilir. Yetkililerin, PISA sonuçlarını ciddiye alarak eğitim politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor.