Gazze Şeridi'nde sivil savunma ekipleri, 17 gün boyunca sürdürdükleri arama kurtarma çalışmalarında 100'den fazla Filistinlinin naşını enkazdan çıkardı. Ekipler, İsrail saldırılarının hedef aldığı bölgelerde yıkılan binaların molozları arasında ulaşılabilen cenazeleri kurtardı. Ancak enkaz altında hâlâ çok sayıda kişinin bulunduğu ve çalışmaların sınırlı imkânlarla yürütüldüğü belirtiliyor.
Arama Çalışmalarının Arka Planı
Sivil savunma yetkilileri, enkaz altındaki naşlara ulaşmanın ağır ekipman eksikliği, yakıt kıtlığı ve bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle son derece güç olduğunu ifade ediyor. Ekipler, çoğu zaman elle veya basit aletlerle molozları kaldırmak zorunda kalıyor. 17 günlük süreçte çıkarılan 100'den fazla cenaze, son çatışma döneminde hayatını kaybeden Filistinlilerin sadece bir kısmını oluşturuyor. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bölgedeki toplam can kaybı binlerle ifade ediliyor ve bunların önemli bir bölümü hâlâ enkaz altında.
Uluslararası kuruluşlar, Gazze'deki insani durumun her geçen gün daha da kötüleştiği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler ve Kızılhaç gibi örgütler, sivil savunma ekiplerinin kapasitesinin yetersiz olduğunu, arama kurtarma çalışmalarının aylar sürebileceğini belirtiyor. Özellikle yoğun nüfuslu mahallelerde yıkılan binaların altında kalanların sayısının net olarak bilinmemesi, insani krizi daha da derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki yıkım ve can kaybı, Orta Doğu'da istikrarı tehdit eden en önemli unsurlardan biri hâline geldi. İsrail'in askerî operasyonları, bölgedeki gerilimi tırmandırırken, insani yardımların ulaştırılması da çeşitli engellerle karşılaşıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabaları zaman zaman sonuç verse de kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. Uluslararası toplum, sivil kayıpların durdurulması ve insani erişimin sağlanması için çağrılarını sürdürüyor; ancak BM Güvenlik Konseyi'nde yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle etkili bir adım atılamıyor.
Öte yandan, Gazze'deki gelişmeler küresel kamuoyunda da geniş yankı uyandırıyor. Birçok ülkede düzenlenen protesto gösterileri, hükümetlere İsrail'e yönelik baskı yapılması çağrısında bulunuyor. Avrupa Birliği ve ABD, insani ateşkes çağrılarını yinelerken, İsrail'in kendini savunma hakkını da vurguluyor. Bu ikilem, Batılı ülkelerin Orta Doğu politikalarında derin çatlaklara yol açmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizi yakından takip ediyor ve sivillerin korunması için uluslararası girişimlerde bulunuyor. Ankara, İsrail'in saldırılarını sert bir dille eleştirirken, bölgeye insani yardım gönderilmesi konusunda aktif rol üstleniyor. Türkiye'nin arabuluculuk çabaları ve Filistin davasına verdiği destek, iç kamuoyunda geniş yankı buluyor. Ayrıca, Gazze'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki güvenlik dengelerini de etkiliyor. Uzun süreli bir çatışma, Türkiye'nin bölgesel ticaret yolları ve enerji güvenliği açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle Türkiye, kalıcı ateşkes ve iki devletli çözüm için diplomatik çabalarını sürdürüyor.