Gazze'nin Sosyal Kalkınma Bakanlığı, insani yardım akışındaki keskin düşüş nedeniyle bölgenin "sessiz bir kıtlık"la karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Bakanlık Sözcüsü Aziza el-Kahlout, 11 Şubat Salı günü yaptığı açıklamada, Gazze'de yaşam koşullarının her geçen gün daha da kötüleştiğini belirterek, yardım tırlarının sınır kapılarından geçiş sayısının planlanan seviyelerin çok gerisinde kaldığını ifade etti. Uluslararası toplumun taahhütlerine rağmen, bölgeye ulaşan gıda, su ve tıbbi malzeme miktarı, 2 milyondan fazla insanın en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak.
Yardım sevkiyatı yüzde 70 azaldı
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Ekim 2023'te başlayan savaşın ardından Gazze'ye yönelik insani yardımlarda ciddi bir düşüş yaşandı. Özellikle son iki ayda, yardım tırlarının günlük geçiş sayısı, çatışmalar öncesindeki seviyenin yüzde 70 altına indi. Kahlout, "Her gün yüzlerce tır yardımın girmesi gerekirken, şu anda sadece birkaç düzine tır geçiş yapabiliyor. Bu, siviller için felaket anlamına geliyor" dedi.
Bakanlık, özellikle kuzey Gazze'deki durumun kritik olduğunu, burada yaşayanların temel gıda maddelerine erişiminin neredeyse tamamen kesildiğini aktardı. Dünya Gıda Programı (WFP) yetkilileri, eğer acil önlem alınmazsa, önümüzdeki haftalarda kitlesel açlık vakalarının görülebileceği uyarısını yaptı. Çocuklar ve yaşlılar, yetersiz beslenmenin en ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kalırken, hastaneler her gün artan sayıda yetersiz beslenme vakası bildiriyor.
Uluslararası toplumun taahhütleri yetersiz kalıyor
Uluslararası toplumun Gazze'ye yönelik insani yardım taahhütleri kağıt üzerinde kalmaya devam ediyor. Kahlout, "Savaşın başından bu yana birçok ülke ve kuruluş yardım sözü verdi, ancak bunların çok azı gerçekleşti. Yardımlar, ihtiyacın sadece yüzde 15'ini karşılıyor" ifadelerini kullandı. Bu durum, bölgede daha önce eşi benzeri görülmemiş bir insani krize yol açtı. Temiz suya erişim neredeyse imkansız hale gelirken, atık su arıtma tesislerinin çalışmaması salgın hastalık riskini artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gazze'de kolera ve hepatit A gibi hastalıkların yayılma riskinin yüksek olduğu konusunda uyarıyor.
Bu durumun bölgesel istikrara da yansımaları oluyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, sınırlarına yığılan mülteci akınıyla başa çıkmakta zorlanıyor. Ekonomik darboğaz, Filistinliler arasında sosyal huzursuzluğu körüklerken, insani yardım kuruluşları finansman yetersizliği nedeniyle operasyonlarını kısıtlamak zorunda kalıyor. Tüm bu gelişmeler, Gazze'deki "sessiz kıtlığın" sadece bir sağlık ve gıda krizi olmadığını, aynı zamanda bölgesel güvenlik ve kalkınma üzerinde de derin izler bıraktığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Filistin meselesine olan geleneksel ilgisini bir kez daha ön plana çıkarıyor. Türkiye, geçmişte olduğu gibi bugün de Gazze'ye yardım gönderen başlıca ülkelerden biri. Ancak, mevcut yardım akışının yetersizliği, Ankara'nın diplomatik girişimlerini yoğunlaştırmasını gerektirebilir. Türkiye'nin Mısır ve Katar'la işbirliği yaparak, insani yardımların kesintisiz akışı için daha etkili bir mekanizma kurması olası. Öte yandan, bu krizin bölgesel yansımaları, Türkiye'nin güney sınırında istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıdığından, Ankara'nın krizi sadece insani değil, güvenlik boyutuyla da değerlendirmesi önem taşıyor. Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'deki enerji ve deniz yetki alanı politikaları bağlamında da Gazze'nin istikrarı, bölgesel dengeler açısından kritik görünüyor.