İsrailli üst düzey yetkililer, uzun süredir rafa kalkmış gibi görünen Filistinlileri Gazze Şeridi'nden zorla çıkarma planını yeniden tartışmaya açtı. Middle East Eye'nin haberine göre, bu hamle uluslararası hukuka açıkça aykırı olarak nitelendirilirken, bölgede yeni bir insani kriz dalgasını tetikleyebilir. Görüşmelerin İsrail Savunma Bakanlığı ve ordu yetkilileri arasında yapıldığı, ancak henüz resmi bir karar alınmadığı belirtiliyor. Plan, Gazze'de yaşayan 2 milyondan fazla Filistinlinin Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkelere sürülmesini öngörüyor. Söz konusu gelişme, Hamas ile İsrail arasında 2014'ten bu yana yaşanan en büyük çatışmaların ardından geldi.
Gelişmenin arka planı: Tarihsel bir tartışma yeniden alevleniyor
İsrailli yetkililerin Filistinlileri sürme fikri, aslında yeni değil. 1948'deki Nakba ve 1967 Savaşı'nın ardından yüz binlerce Filistinli evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Mevcut tartışma, İsrail sağ siyasetinde uzun süredir seslendirilen bir önerinin kurumsal düzeyde ele alınması anlamına geliyor. ABD ve Avrupa Birliği gibi batılı aktörler, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine karşı çıktıklarını defalarca dile getirmiş olsa da, İsrail'deki bazı siyasi partiler bu planı açıkça destekliyor. Özellikle Dini Siyonizm ve Otzma Yehudit gibi partiler, "Gazze'nin tamamen boşaltılması" çağrısı yapıyor.
Toplantıların gizlilik içinde yürütüldüğü, ancak konuşulan detayların sızdırıldığı bildiriliyor. İddialara göre, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getirirken, Dışişleri Bakanı Yair Lapid ise bunun uluslararası alanda İsrail'i zor durumda bırakacağı uyarısında bulundu. Öte yandan, Başbakan Naftali Bennett'in merkez sağ hükümeti, bu tür bir adımın ciddi sonuçları olacağının farkında. Ancak İsrail'deki siyasi istikrarsızlık, radikal grupların etkisini artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Savaş ve insani kriz arasında
Gazze'den Filistinlilerin zorla çıkarılması, sadece ikili bir mesele değil; tüm bölgeyi etkileyebilecek bir domino etkisi yaratabilir. Mısır, 1.5 milyon Filistinlinin Sina'ya sürülmesine şiddetle karşı çıkıyor. Kahire yönetimi, böyle bir adımın Mısır'ın ulusal güvenliğini tehdit edebileceğini ve Sina'da yeni bir silahlı direniş odağı yaratabileceğini düşünüyor. Benzer şekilde Ürdün, 2 milyona yakın Filistinli mülteciyi barındıran bir ülke olarak, yeni bir akını kaldıramayacağını belirtiyor.
Uluslararası toplumun tepkisi de büyük ölçüde olumsuz. Birleşmiş Milletler, zorla yerinden etmeyi savaş suçu olarak tanımlıyor ve İsrail'i uyarıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, "Gazze'den herhangi bir zorunlu sürgün planına karşıyız" açıklaması yaptı. Avrupa Birliği ise İsrail'e yönelik yaptırım olasılığını gündeme getirdi. Ancak tüm bu baskılar, İsrail'deki aşırı sağcı grupların pozisyonunu değiştirmiş değil. Tam tersine, son kamuoyu yoklamaları, İsrail vatandaşlarının önemli bir kısmının Filistinlilerin sürülmesine destek verdiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekleyen bir ülke olarak, bu gelişmeyi yakından izliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce İsrail'i "terör devleti" olarak nitelendirmesi, Ankara'nın bu konudaki net duruşunu ortaya koyuyor. Gazze'den sürgün planı, Orta Doğu'daki dengeleri sarsabilir ve Türkiye'nin bölgedeki insani yardım operasyonlarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Mısır ve Ürdün ile ilişkileri de bu kriz bağlamında önem kazanıyor. Böyle bir hamle, Filistinlilerin halihazırda kırılgan olan yaşam koşullarını daha da kötüleştirebilir ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştirebilir. Bu nedenle Türkiye, diplomatik yollarla Filistinlilerin korunması için çaba göstermeye devam edecektir.