İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve kara saldırıları, Ramazan Bayramı'nın ilk gününde de devam etti. Yerel kaynaklara göre, saldırılarda en az 42 Filistinli hayatını kaybetti, çoğu sivil olan onlarca kişi yaralandı. İsrail ordusu, Hamas hedeflerine yönelik operasyonlarını genişlettiğini açıklarken, BM ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail askerlerinin Gazze'de sistematik cinsel istismar uyguladığı ve geniş çaplı toprak işgali başlattığı yönünde raporlar yayımladı. Bu gelişmeler, Tel Aviv'in uluslararası alanda giderek yalnızlaşmasına yol açıyor.
Bayramda kan: Saldırıların arka planı
İsrail, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından başlattığı geniş çaplı operasyonları, Ramazan Bayramı'na rağmen durdurmayarak uluslararası toplumda infial yarattı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'ı tamamen yok edene kadar operasyonların süreceğini açıkladı. Ancak insan hakları örgütleri, sivillerin korunması için acil ateşkes çağrısı yapıyor. HRW raporu, İsrail askerlerinin Gazze'deki Filistinli kadın ve çocuklara yönelik cinsel şiddet uyguladığını belgeledi. Raporda, en az 14 kadının sistematik tecavüze ve işkenceye maruz kaldığı, olayların bir kısmının İsrail cezaevlerinde gerçekleştiği ifade ediliyor. İsrail ise raporu reddederek, iddiaları “asılsız” olarak nitelendirdi. Öte yandan, İsrail güçlerinin Gazze'deki tampon bölgeyi genişlettiği ve sınıra yakın yerleşim yerlerinde toprak ihlali yaptığı belirtiliyor. Bu durum, Gazze Şeridi'nin %40'ından fazlasının fiilen işgal edilmesi anlamına geliyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), bölgede 2,3 milyon kişinin insani krizle karşı karşıya olduğunu, su ve gıda sıkıntısının had safhaya ulaştığını bildirdi. Ramazan Bayramı nedeniyle kısa süreliğine umutlanan Filistinliler, saldırıların devamıyla hayal kırıklığına uğradı. Gazze'deki bir hastanede yardım çalışanı olan Ahmed el-Halabi, “Bayramda çocuklarımıza yeni kıyafet almayı planlamıştık, onun yerine onları kefenliyoruz” sözleriyle durumu özetledi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'in bu hamleleri, uluslararası toplum nezdinde yeni yaptırım çağrılarına yol açtı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail'e yönelik silah ambargosu uygulanması gerektiğini söylerken, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “sivillerin korunması için daha fazla çaba gösterilmesi” çağrısı yapmakla yetindi. Ancak analistler, Washington'un net bir tavır alamadığını, Kongre'de İsrail'e koşulsuz destek veren isimlerin ağırlıkta olduğunu belirtiyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ramazan Bayramı mesajında “Acının değil, barışın hakim olduğu bir bayım umuduyla” ifadelerini kullandı. Bölgede ise İran destekli grupların İsrail'e yönelik saldırıları artırdığı, Hizbullah'ın kuzey sınırında gerilimin tırmandığı görülüyor. Suudi Arabistan ve Mısır, ateşkes için arabuluculuk çabalarını sürdürürken, Katar'ın arabuluculuk rolü zayıflamış durumda. Gazze'deki insani durum, Mısır sınırındaki Refah Kapısı'nın kısmen kapanmasıyla daha da kötüleşti. Dünya Sağlık Örgütü, bölgede kolera ve tifüs salgını riskine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki saldırıları defalarca kınamış ve İsrail'le ticari ilişkileri askıya alma noktasına gelmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan Bayramı öncesi yaptığı açıklamada, “İsrail'in soykırım politikasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” demiştir. Ancak Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri, çatışmanın taraflarının uzlaşmaz tutumu nedeniyle henüz sonuç vermemiştir. Ankara, Katar ve Mısır'la koordineli olarak insani yardım çabalarını yoğunlaştırmaya çalışmaktadır. Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini ve bölgesel nüfuzunu doğrudan etkilemektedir. Gazze'deki istikrarsızlık, Mavi Akım ve TürkAkım gibi boru hatları için risk oluştururken, Ankara'nın Filistin davasına verdiği destek, İslam dünyasında prestijini artırmaktadır. Uzun vadede Türkiye, İsrail'le diplomatik kopuş yaşarken, İran ve Rusya'yla ilişkilerini dengelemek zorunda kalacaktır.