Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, İsrail yerleşimci şiddetinin, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail yerleşimlerinin genişlemesinin 'itici gücü' olduğunu söyledi. El-Maliki'nin açıklaması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yapılan bir oturumda geldi ve uluslararası toplumun bu konudaki eylemsizliğine dikkat çekti. Filistinli yetkili, yerleşimci şiddetinin sistematik hale geldiğini ve Filistin halkının günlük yaşamını ciddi şekilde etkilediğini vurguladı.
Yerleşimci şiddetinin boyutları
El-Maliki, konuşmasında yerleşimci şiddetinin sadece münferit olaylardan ibaret olmadığını, İsrail hükümeti tarafından desteklendiğini ve teşvik edildiğini belirtti. Son aylarda Batı Şeria'da yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları, ev ve işyerlerini ateşe vermesi, zeytin ağaçlarını kesmesi gibi olaylar arttı. Bu saldırılar, Filistin topluluklarının yerinden edilmesine ve topraklarından koparılmasına yol açıyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne (OCHA) göre, 2023 yılında Batı Şeria'da yaklaşık 1.100 Filistinli yerleşimci şiddetinden etkilendi.
İsrail yerleşimci hareketi, uluslararası hukuka göre yasadışı olan yerleşimleri genişletmek için şiddeti bir araç olarak kullanıyor. El-Maliki, bu şiddetin, Filistin devletinin kurulmasını imkansız kılmayı hedeflediğini, iki devletli çözümü fiilen engellediğini ifade etti. Ayrıca, İsrail güçlerinin çoğu zaman yerleşimcilerle işbirliği yaptığını ve Filistinlileri korumak yerine saldırganları desteklediğini iddia etti.
Uluslararası toplumun tepkisi
Uluslararası toplum, yerleşimci şiddetini kınayan çok sayıda karar almış olmasına rağmen, bu kararlar uygulamada etkisiz kalıyor. ABD, Avrupa Birliği ve diğer ülkeler, yerleşimci şiddetini 'provokasyon' olarak nitelendiriyor, ancak somut yaptırımlar uygulamaktan kaçınıyor. El-Maliki, BM Güvenlik Konseyi'ne seslenerek, uluslararası toplumun sadece kınamakla yetinmemesini, İsrail üzerinde gerçek bir baskı oluşturması gerektiğini söyledi. Bu çağrı, özellikle İsrail'in Gazze'deki operasyonlarının sürdüğü bir dönemde, Filistin sorununun çözümüne yönelik acil adımlar atılması gerektiğine işaret ediyor.
Yerleşimci şiddetinin artışı, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırıyor. Batı Şeria'da Filistinliler ile İsrail güçleri arasında çatışmalar yoğunlaşırken, Hamas gibi silahlı gruplar da bu durumu meşruiyet aracı olarak kullanıyor. Bölgesel aktörler, özellikle Ürdün ve Mısır, bu durumun sadece Filistin-İsrail meselesi olmadığını, tüm bölgenin istikrarını tehdit ettiğini vurguluyor. Arap Birliği, konuyu defalarca gündeme getirmesine rağmen, İsrail üzerinde etkili bir baskı kuramıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yapıyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının Filistin'de iki devletli çözüm ve uluslararası hukukun korunması yönündeki tutumunu güçlendiriyor. Türkiye, bölgedeki etkinliğini artırmak için bu tür konularda daha aktif bir rol oynayabilir. Ancak, İsrail'le ilişkilerde son dönemde yaşanan normalleşme çabaları, Türkiye'nin Filistin'e verdiği desteğin sınırlarını da gösteriyor. Türkiye'nin bu dengeyi koruyarak, hem Filistin haklarını savunması hem de bölgesel istikrarı gözetmesi bekleniyor.