Gazze Şeridi'nde sağlık durumları kritik olan ve tıbbi sevk belgeleri bulunan onlarca Filistinli hasta, İsrail'in uyguladığı abluka ve engellemeler nedeniyle bölgeden ayrılamıyor. Uluslararası haber ajanslarının aktardığı bilgilere göre, hastaların bir kısmı tahliye izni çıkmadığı için hayatını kaybederken, bekleyiş sürüyor. BM ve insan hakları örgütleri, durumun insani bir krize dönüştüğü uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Gazze'de sağlık altyapısı, yıllardır süren abluka ve son dönemdeki çatışmalar nedeniyle büyük ölçüde tahrip olmuş durumda. Hastanelerde yeterli tıbbi malzeme ve uzman personel bulunmaması, kanser, kalp hastalıkları ve travma gibi vakaların tedavisini imkansız hale getiriyor. Bu nedenle hastalar, yaşam kurtarıcı tedaviler için Batı Şeria, Doğu Kudüs veya Mısır'daki sağlık kuruluşlarına sevk ediliyor. Ancak İsrail makamları, güvenlik gerekçesiyle bu sevklerin çoğuna izin vermiyor.
İnsan hakları gruplarının verilerine göre, 2023 yılında sevk edilen hastaların sadece yüzde 40'ı tahliye edilebildi. 2024 yılında bu oran daha da düştü. DSÖ yetkilileri, bekleyen hastalar arasında çocukların ve yaşlıların ağırlıkta olduğunu, her geçen gün ölüm sayılarının arttığını belirtiyor. Öte yandan, sınır kapılarının sık sık kapatılması ve izin süreçlerinin belirsizliği, aileleri ve sağlık çalışanlarını çaresiz bırakıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu durum, uluslararası toplumun Gazze'deki insani krize müdahale kapasitesini de sorgulatıyor. BM Güvenlik Konseyi'nde defalarca gündeme gelmesine rağmen, İsrail'in engellemelerine karşı somut adım atılamıyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, hasta kabulü konusunda istekli olduklarını ancak İsrail'in iş birliği yapmadığını dile getiriyor. AB ve ABD, tıbbi tahliyelerin kolaylaştırılması çağrısında bulunsa da pratikte bu çağrılar karşılık bulmuyor. İnsan hakları örgütleri, İsrail'in bu politikasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve savaş suçu teşkil edebileceğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Gazze'ye insani yardım taşıyan kuruluşlarıyla bölgede aktif bir aktör. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM'de Gazze'deki insani krizi gündeme getirmesi ve İsrail'e yönelik eleştirileri biliniyor. Ancak bu özel durumda, Türkiye'nin hasta tahliyeleri için doğrudan bir arabuluculuk rolü üstlenmesi, özellikle Mısır ve Katar ile koordinasyon halinde, somut bir çözüm sağlayabilir. Türk Kızılayı ve AFAD'ın bölgedeki varlığı, bu süreçte lojistik ve tıbbi destek sağlayabilir. Türkiye'nin sesini yükseltmesi ve uluslararası platformlarda baskı oluşturması, bu insani dramın hafifletilmesi açısından kritik öneme sahip.