Gazze'de ateşkesin ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçti. Hamas'ın elindeki İsrailli esirleri serbest bırakması ve ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme sözü vermesinin ardından bölgede kırılgan bir sessizlik hakim. Ancak Filistinliler, geçen 12 ayın gerçek bir ateşkes değil, sadece kağıt üzerinde kalan bir anlaşma olduğunu belirtiyor. NPR muhabirinin gözlemlerine göre, günlük yaşamda ciddi iyileşme sağlanamadı; insani kriz derinleşiyor ve güvenlik endişeleri sürüyor.
Ateşkesin Arka Planı ve Sahadaki Gerçekler
Bir yıl önce varılan anlaşma, Hamas'ın elindeki İsrailli esirlerin serbest bırakılması ve İsrail'in de karşılığında Filistinli mahkumları salıvermesini öngörüyordu. Trump yönetimi, anlaşmayı bölgesel istikrar için bir fırsat olarak sunmuştu. Ne var ki, anlaşmanın uygulanmasında ciddi aksaklıklar yaşandı. Filistinli yetkililer, İsrail'in taahhütlerini yerine getirmediğini, ablukanın sürdüğünü ve yeniden inşa çabalarının durma noktasına geldiğini ifade ediyor. Gazze'de elektrik ve su gibi temel hizmetler hâlâ yetersiz; hastaneler ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı çekiyor. NPR muhabiri, bölgede günlük hayatın normale dönmediğini, insanların hâlâ moloz altında yaşam mücadelesi verdiğini aktarıyor.
Anlaşmanın en kritik maddelerinden biri olan esir değişimi büyük ölçüde tamamlanmış olsa da, taraflar arasındaki güven krizi devam ediyor. İsrail, güvenlik gerekçesiyle bazı operasyonlarını sürdürürken, Filistinli gruplar da anlaşmanın ihlal edildiğini savunuyor. Bu karşılıklı suçlamalar, ateşkesin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Uluslararası toplum, özellikle Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabalarına rağmen, kalıcı bir barış için gereken siyasi iradeyi ortaya koyamadı. BM ve yardım kuruluşları, Gazze'deki insani durumun hâlâ felaket boyutunda olduğu uyarısını yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki ateşkes, Ortadoğu'da daha geniş bir istikrarsızlık tablosunun parçası. İran, Suriye ve Lübnan'daki gelişmeler, bölgesel aktörlerin hamlelerini etkiliyor. ABD'nin askeri ve diplomatik desteği İsrail'in elini güçlendirirken, Arap ülkeleri arasında Filistin meselesi hâlâ ortak bir hassasiyet olarak öne çıkıyor. Trump yönetiminin önceki döneminde imzalanan İbrahim Anlaşmaları'nın gölgesinde, bazı Körfez ülkeleri İsrail ile ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atmıştı. Ancak Gazze'deki kalıcı barış sağlanamadığı sürece, bu normalleşme sürecinin sürdürülebilirliği tartışmalı. Avrupa Birliği ve BM, iki devletli çözüm çağrılarını yinelese de, sahadaki gerçekler bu hedefi giderek uzaklaştırıyor.
Uluslararası kamuoyunda, Gazze'deki insani krizin sona ermemesi, Batı'nın çifte standart uyguladığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Sivil toplum kuruluşları, ateşkesin kağıt üzerinde kalmasının sorumluluğunu büyük ölçüde İsrail'e yüklerken, Hamas'ın da silahlı faaliyetlerini sürdürmesi endişe yaratıyor. Bölgede kalıcı bir barış için öncelikle güven artırıcı adımların atılması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve yeniden inşa sürecinin başlatılması gerekiyor. Ancak mevcut koşullarda bu hedeflere ulaşmak oldukça zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki ateşkesin kağıt üzerinde kalması, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar hedefleri açısından endişe verici. Ankara, Filistin davasına verdiği destekle Arap ve Müslüman dünyasında etkisini korumaya çalışırken, aynı zamanda İsrail ile ilişkilerini de yönetmek zorunda. Kalıcı bir ateşkes sağlanamaması, Türkiye'nin insani yardım koridorlarının açılması ve Gazze'nin yeniden inşası yönündeki diplomatik çabalarını sekteye uğratıyor. Ayrıca, bölgesel tansiyonun düşmemesi, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki riskleri artırıyor. Türkiye, ateşkesin güçlendirilmesi için uluslararası platformlarda daha aktif bir rol üstlenmeye devam edecek gibi görünüyor.