İsrailli eski bir yetkili, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'e suikast düzenlemenin stratejik bir hata olduğunu belirterek, böyle bir eylemin İran'da daha sert bir yönetimin iş başına gelmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Middle East Eye'ın canlı blog güncellemesine göre yapılan açıklama, İsrail ile İran arasındaki gerilimin yüksek olduğu bir dönemde geldi.
Açıklamanın arka planı
Adı açıklanmayan İsrailli siyasetçi, suikastın yanlış bir adım olacağını vurgulayarak, Hamaney'in yerine geçecek kişinin daha genç ve daha radikal olabileceğini ima etti. Bu değerlendirme, İsrail'in İran'a yönelik uzun süredir devam eden gizli operasyonları ve suikastları bağlamında dikkat çekici. Uzmanlar, Hamaney'in öldürülmesinin İran'da kaosa ve intikam çağrılarına yol açabileceğini, ayrıca bölgesel istikrarı daha da bozabileceğini belirtiyor.
İsrail ile İran arasındaki düşmanlık onlarca yıldır sürüyor. İsrail, İran'ın nükleer programını ve bölgesel milis gruplara verdiği desteği kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor. İran ise İsrail'in varlığını tanımıyor ve sık sık yok edilmesi gerektiğini söylüyor. Son yıllarda Suriye'deki İran hedeflerine yönelik hava saldırıları ve üst düzey İranlı yetkililerin öldürülmesi gerilimi tırmandırdı.
Hamaney, 1989'dan beri İran'ın dini lideri konumunda ve ülkenin en yetkili ismi. 85 yaşındaki Hamaney'in sağlık durumu zaman zaman spekülasyonlara konu oluyor. İsrailli yetkilinin açıklaması, İran'ın olası bir geçiş dönemine hazırlanıp hazırlanmadığına dair tartışmaları da alevlendirebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in İran'a yönelik olası bir suikast girişimi, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri alt üst edebilir. ABD, İsrail'in en yakın müttefiki olarak, İran ile nükleer müzakerelerde diplomatik bir çözüm arıyor. Ancak İsrail hükümeti içinde suikast da dahil olmak üzere sert önlemler alınmasını savunan sesler var. Bu tür bir eylem, İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla misilleme yapmasına yol açabilir ve Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen'de istikrarsızlığı artırabilir.
Uluslararası hukuk açısından, bir devlet liderine suikast düzenlemek genellikle kınanıyor ve egemenlik ihlali olarak değerlendiriliyor. Ancak İsrail, İran'ı kendisine yönelik varoluşsal bir tehdit olarak gördüğü için bu tür eylemleri meşru müdafaa kapsamında görebiliyor. Yine de kamuoyuna yansıyan bu tür açıklamalar, İsrail'in niyetleri konusunda şüpheleri artırabilir ve diplomatik izolasyon riskini beraberinde getirebilir.
İran, suikast tehditlerine karşı dini liderin güvenliğini en üst düzeyde tutuyor. Devrim Muhafızları Ordusu, Hamaney'in korunmasından sorumlu. Olası bir suikast girişimi, İran'ın güvenlik aygıtında büyük bir zafiyet olarak görüleceğinden, İran'ın istihbarat ve güvenlik harcamalarını daha da artırmasına neden olabilir. Ayrıca İran, nükleer programını hızlandırarak caydırıcılık sağlamaya çalışabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olup, bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen gelişmelere karşı hassastır. İsrailli bir yetkilinin suikast tartışmasını kamuoyu önünde yapması, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik dengeleri gözetmesini gerektiriyor. Türkiye, İran ile ilişkilerini sürdürürken, İsrail ile de enerji ve güvenlik alanlarında işbirliği yapıyor. Olası bir suikast, bölgede tırmanan gerilim Türkiye'nin sınır güvenliğini, enerji arzını ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran'a yönelik herhangi bir askeri eylemin bölgesel kaosa yol açacağını ve bunun Türkiye'ye mülteci akını ve ekonomik istikrarsızlık olarak yansıyacağını hesaplamak durumunda. Bu nedenle Türkiye'nin, diplomatik kanalları kullanarak gerilimi düşürmeye çalışması ve İsrail-İran hattında arabuluculuk yapması beklenebilir.