Yemen hükümet güçleri, Dubab Havalimanı'nın kuzeyinde Husi milislerinin düzenlediği saldırıyı püskürttüğünü açıkladı. Bölgedeki askeri kaynaklara göre, saldırı gece saatlerinde havalimanı çevresindeki hükümet mevzilerine yönelik gerçekleşti ve yoğun çatışmaların ardından Husiler geri çekilmek zorunda kaldı. Dubab Havalimanı, Yemen'in güneybatısındaki Taiz ilinde, Bab el-Mendeb Boğazı'na yakın stratejik bir konumda bulunuyor. Husi milisleri, 2014'ten bu yana başkent Sanaa ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol ediyor; hükümet güçleri ise Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteğiyle güney ve doğu bölgelerinde varlık gösteriyor.
Çatışmanın arka planı ve stratejik önem
Dubab Havalimanı, Yemen'in güneybatısında, Kızıldeniz'e açılan Bab el-Mendeb Boğazı'na yaklaşık 30 kilometre mesafede yer alıyor. Boğaz, küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği kritik bir su yolu ve Husi milislerinin son aylarda bu bölgede artan saldırıları uluslararası deniz güvenliğini tehdit ediyor. Husi güçleri, özellikle 2023'ün sonlarından itibaren Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırmış durumda. Bu saldırılar, küresel tedarik zincirlerini aksatarak nakliye maliyetlerini artırdı ve birçok armatörü Afrika'nın güneyini dolaşan daha uzun rotalara yönlendirdi.
Yemen hükümeti, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun desteklediği yönetim, Husi kontrolündeki bölgelere karşı mücadelesini sürdürüyor. Dubab Havalimanı ve çevresi, Taiz ilinin stratejik noktalarından biri olarak sık sık çatışmalara sahne oluyor. Hükümet güçleri, havalimanını ve çevresindeki bölgeleri ellerinde tutarak Husi milislerinin güneye doğru ilerlemesini engellemeyi ve deniz yollarına erişimlerini kısıtlamayı amaçlıyor. Husi milisleri ise bu bölgeyi ele geçirerek Bab el-Mendeb Boğazı üzerindeki baskısını artırmayı ve uluslararası deniz trafiğine yönelik tehdidini güçlendirmeyi hedefliyor.
Son saldırı, Yemen'deki iç savaşın seyrini etkileyebilecek nitelikte. Husi milisleri, son dönemde İran'dan aldığı destekle askeri kapasitesini artırmış durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteklediği hükümet güçleri ise iç cephedeki bölünmüşlüklere rağmen Husi ilerleyişini durdurmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmaların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekiyor; ülkede milyonlarca insan insani yardıma muhtaç durumda ve çatışmalar nedeniyle yerinden edilme artıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki çatışma, bölgesel güçlerin vekalet savaşı alanı haline gelmiş durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, hükümet güçlerini desteklerken; İran, Husi milislerine askeri ve mali destek sağlıyor. Bu durum, Orta Doğu'da mezhep temelli bir güç mücadelesini yansıtıyor. Ayrıca Husi milislerinin Kızıldeniz'deki saldırıları, ABD ve Birleşik Krallık'ın bölgeye askeri yığınak yapmasına yol açtı. ABD öncülüğündeki koalisyon, Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenliyor; ancak bu saldırılar Husi milislerinin kapasitesini tamamen ortadan kaldıramadı.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizi sona erdirmek için siyasi bir çözüm çağrısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, taraflar arasında ateşkes sağlanması ve kapsayıcı bir siyasi süreç başlatılması için çaba harcıyor. Ancak Husi milislerinin askeri saldırıları ve hükümet güçlerinin karşı operasyonları, barış çabalarını zorlaştırıyor. Dubab Havalimanı çevresindeki çatışmalar, Yemen'deki savaşın ne kadar karmaşık ve çok katmanlı olduğunu gösteriyor.
Son gelişme, Husi milislerinin güneye doğru ilerleme girişimlerinin hükümet güçleri tarafından engellendiğini ortaya koyuyor. Ancak çatışmaların yoğunluğu, bölgede istikrarın ne kadar kırılgan olduğunu ve sivil halkın güvenliğinin tehlikede olduğunu gösteriyor. Yemen hükümeti, uluslararası toplumdan Husi saldırılarına karşı daha fazla destek talep ediyor. Öte yandan Husi milisleri, deniz saldırılarına devam ederek küresel ticaret üzerindeki baskısını sürdürmeyi amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmaya doğrudan taraf olmasa da bölgesel istikrar ve deniz ticaret yollarının güvenliği açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaretin aksamasına ve küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açarak Türkiye ekonomisini dolaylı etkiliyor. Türk dış politikası, Yemen'de BM öncülüğündeki siyasi çözümü destekliyor ve insani yardımlar konusunda aktif rol alıyor. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini dengeleyerek bölgesel gerilimin azaltılmasına katkı sağlamaya çalışıyor. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, Türk deniz ticaret filoları için de risk oluşturuyor; bu nedenle Türkiye, bölgede barış ve istikrarın sağlanmasını önceliyor.