Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'te başlayan savaş, 1000'inci gününe ulaşırken bölgedeki insani felaket boyut değiştirdi. Gazze Hükümet Medya Ofisi'nin yayımladığı verilere göre, çatışmaların başladığı günden bu yana 21 bin 500'den fazla çocuk hayatını kaybetti. Bu rakamın içinde yalnızca 1.022 bebek de yer alıyor. Ölen çocukların büyük bir kısmı hava saldırıları, topçu ateşi ve açlık gibi doğrudan veya dolaylı nedenlerle yaşamını yitirdi.
İnsani Krizin Boyutları Derinleşiyor
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar, Gazze'deki insani durumun giderek daha vahim hale geldiğini vurguluyor. Bölgede temiz su ve gıda sıkıntısı had safhaya ulaşırken, salgın hastalık riski de artıyor. Özellikle çocuklar arasında yetersiz beslenme vakaları endişe verici boyutlara ulaştı. Gazze'deki sağlık altyapısının büyük kısmı ya yıkıldı ya da işlevsiz hale geldi; hastaneler aşırı kalabalık ve tıbbi malzeme yetersizliğiyle mücadele ediyor.
Uluslararası toplum, çatışmaların durdurulması ve insani yardımların kesintisiz şekilde bölgeye ulaştırılması için çağrılarını yinelerken, taraflar arasında kalıcı bir ateşkes görüşmesi henüz sonuçlanmış değil. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, zaman zaman ivme kazansa da somut bir anlaşmaya varılamadı. Bu durum, sivil kayıpların her geçen gün artmasına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki çatışmalar, sadece Filistin'i değil, tüm Ortadoğu bölgesini etkiliyor. İsrail'in askeri operasyonlarına tepki olarak Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel ticaret rotalarını tehdit ediyor. Ayrıca Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasındaki gerginlik, bölgesel savaş endişelerini canlı tutuyor. Batı Şeria'da da artan şiddet olayları, ikinci bir cephenin açılma riskini beraberinde getiriyor.
BM Güvenlik Konseyi'nde defalarca gündeme gelen çatışma, büyük güçler arasında da derin görüş ayrılıklarına neden oldu. ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklerken, Rusya ve Çin sivil kayıpların önlenmesi için daha sert tedbirler alınmasını istiyor. Avrupa Birliği ise insani yardım çağrılarını artırırken, İsrail'e yönelik silah ambargosu konusunda birlik içinde hareket edemiyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), savaş suçu iddialarıyla ilgili soruşturma başlatmış durumda, ancak bu sürecin yıllar alması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği tarihsel desteği ve bölgede oynadığı arabuluculuk rolünü yeniden ön plana çıkarıyor. Ankara, İsrail'le ilişkilerini normalleştirme çabalarına rağmen, sivil kayıpların durdurulması için uluslararası platformlarda sesini yükseltiyor. Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye gönderdiği yardımlar, krizin hafifletilmesinde önemli bir rol oynuyor. Ayrıca, Katar ve Mısır'la birlikte yürütülen ateşkes müzakerelerinde Türkiye'nin olası aktif katılımı, çözüm sürecini hızlandırabilir. Ancak Türkiye'nin bölgedeki stratejik çıkarları düşünüldüğünde, çatışmanın yayılması, enerji hatları ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Bu nedenle, Ankara'nın önümüzdeki dönemde diplomatik girişimleri daha da artırması bekleniyor.